|

Türkiye İç Savaşa Gider mi?
İbrahim Karagül/ 24.05.2007/ Yeni Şafak
Başlığın ne
kadar ürkütücü geldiğinin farkındayım. Türkiye'yi böyle bir başlık
altında tartışmanın ne kadar acı olduğunun da. Ancak, önceki gün
Ankara'da patlayan bomba kadar acı, yalın ve gerçek bir durum var
önümüzde. Türkiye bir yol ayırımında. Bunun; AK Parti iktidarı ya da
seçimlerle ilgili bir ayırım olmadığını hemen not edelim. Bu kadar basit
değil.
Hem Türkiye'nin iç siyasi yapısını hem de bölgesel pozisyonunu yeniden
tanımlamaya yönelik derin bir dönüşümün arefesindeyiz sanki. Hem
içerideki sosyal ve kültürel ayrışma, hem güvenlik sorunları, hem yakın
çevremizdeki olağanüstü dönüşüm hem de uzak çevredeki yeni eğilimler,
Türkiye'yi içeride ve dışarıda keskin bir çatışmanın tam ortasına atacak
gibi.
Ahmet Altan'ın "Türkiye bir iç savaşa mı gidiyor" başlıklı yazısı ile
"Üçüncü Dünya Savaşı Türkiye'den çıkabilir" başlıklı yazısı, ürkütücü
olmakla birlikte yabana atılır gibi değil. Birincisinde iç çatışma
senaryosuna, ikincisinde de Türkiye'nin olası yörünge değişikliğinin
dünyayı nasıl bir kaosa sürükleyeceğine dair önemli ipuçları içeren
yazılar, içinde bulunduğumuz atmosferi göz önüne alınarak dikkatle
okunmalı. 5 Mayıs'ta "İç savaş mı istiyorsunuz!" başlığı ile benzer
endişeleri aktardım. Türkiye'nin bu denli keskin bir viraja
sürüklenmesine yüksek bir dirençle karşı koymak zorundayız. Acaba o
noktaya gelir miyiz?
"Ordunun daha önce Alevilere, solculara, demokratlara ve Kürtlere silah
doğrulttuğu, bu sefer Sünnilere silah doğrultacağı, bunun da iç savaşa
neden olacağı" tezi, merkez iktidarın yöntemlerini tanımlama açısından
doğru olmakla beraber, Osmanlı'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Sünni
karakteri göz önüne alındığında mümkün gibi görünmüyor.
Böyle bir şey şu anlama gelir: Türkiye Cumhuriyeti yıkılıp yerine başka
bir devlet kurulacak. Ne üzerine peki, kimler üzerine? Bu, iç savaşı
değil, ülkenin yok edilmesi, üç/dört parçaya ayrılması anlamına geliyor.
Diyelim bu yapıldı. Sonra ne olacak? Yapanlar kimler üzerine nasıl bir
devlet inşa edecekler? Ortada bir şey kalmayacak ki… Böyle bir kâbus
senaryosu, devletin değil, Türklerin de dünya siyasi tarihinden
silinmesi anlamına gelir ki, şu an kimsenin böyle bir niyete ve
cesarette olduğunu sanmıyorum.
Türkiye'nin Batı ekseninden çıkıp, İran-Rusya eksenine kayması belki
daha tartışılır bir konu. Bu kadar keskin olmamakla beraber, Batı'nın
içinde bulunduğumuz coğrafyaya ilişkin yıkıcı, ayrıştırıcı, dönüştürücü
ve kontrol edici tasarruflarının Türkiye'yi de ciddi anlamda tehdit
ettiğini yıllardır en çok söyleyenlerden biriyim. Bunu yaparken
İran-Rusya ekseni diye bir tercihi de savunmadım.
Evet, dünya derin biçimde bölünüyor, vahim kamplaşmalara sürükleniyor.
Bu doğru. Ama, içerideki gerilime bakarak, Batı karşıtlığı, demokrasiden
uzaklaşma, AK Parti'yi bu nedenle cezalandırma gibi tercihlerle hareket
edenlerin, Türkiye'yi gerçekten Batı'dan koparma gibi bir amaçları
olduğu kanaati ne kadar doğru? Ya da Batı'nın gerçekten AK Parti
iktidarından yana olduğuna, ordu ile işbirliği yapmadığına, son dönemde
meydanları dolduranları yönlendirenlerin gerçekten "milli" olup
olmadıklarına ne kadar inanabiliriz?
Avrupa'da esen sert rüzgarlara, Türkiye'nin AB'den uzaklaştırılıp
Akdeniz/Ortadoğu eksenine itilmesi çabasına, ABD'nin Büyük Ortadoğu
planlamalarında Türkiye'nin merkez iktidarının ne kadar belirleyici
olduğuna, Washington'ın son krizde neden suskun kaldığına bakınca neler
görüyoruz?
Söyleyeyim: Türkiye demokrasisine Batı desteği tam bir palavradır.
Sadece ABD için değil, AB için de böyledir. İmparatorluk stratejileriyle
beklentileri birbirini karıştırmadan bakınca, bambaşka bir harita
çıkıyor ortaya. Türk iç politikasının yeniden dizayn edilmesine yönelik
bir süreç yaşanıyor. Burada kimler kimlerle kol kola? Tekrar edeyim:
"Ülke bütünlüğü" için yürüyenler, ülke bütünlüğü için sokakları teşvik
edenler, ülkeyi parçalanmanın eşiğine getiriyor olamaz mı? Elbette
olabilir.
İslamcı geçmişten gelenlerin yerine yükselen milliyetçilik ya da milli
refleks üzerine yatırım yapıldığını hemen söylemeliyiz. Kuzey Irak'a
operasyon isteyenlerin ABD karşıtı olduğu, operasyonlara karşı olanların
da ABD yanlısı olduğu gibi yüzeysel bakış yanıltıcı olabilir.
Ankara'da patlayan bomba, (devamı da gelebilir) neyi amaçlıyordu?
K.Irak'taki patlamalara karşı bir misilleme miydi sadece? İlk akla gelen
şu: "Kuzey Irak'a girersen başına bunlar gelir" ya da "Bir an önce Kuzey
Irak'a girmezsen bunlar olur" şeklinde. Hangisi doğru acaba?
Saldırıda Mesut Barzani'nin mi parmağı var, PKK'nın mı yoksa ABD'nin mi?
Birileri Türkiye'yi K. Irak'a ve Irak iç savaşına hatta Büyük Ortadoğu
Savaşı'na mı çekmek istiyor? Eğer böyleyse, o birileri bunu "milli
şahlanış"la mı yapacak? Milli duyguları ayağa kaldırarak mı? ABD yanlısı
olmanın beş para etmediği bir ülkede, milli reflekslerden daha iyi bir
yatırım alanı olur mu?
İçerideki kavganın dışarıda da taraftarları var. Onlar Türkiye'yi nasıl
dizayn etmeye çalışıyorlar, dikkatle izleyelim. Ondan sonra içeride ne
olacağını konuşmak daha faydalı olabilir… |