|

Kürt
Kartı
Gülay Göktürk/25.05.2007/Bugün
Teröristin
ardında bıraktığı kartvizitin, yaşanan olayı anlamak açısından hiçbir
anlam ifade etmediğini öğrendik artık.Ne canlı bombanın geçmişindeki
TİKB izleri; ne hapiste PKK'yla ilişki kurduğu iddiaları; ne de PKK'nın
eylemi sahiplenmeyişi bir şey ifade etmiyor artık.
Anafartalar'da patlayan bombanın etrafındaki taşeron sarmalını çözmek;
beline bomba bağlayan o katilin kaçıncı dereceden taşeron olduğunu
tespit etmek bile imkansız. Bundan çıkan sonuç; Ne olup bittiğini
anlamak için katilin kimliğine değil, eylemin niteliğine bakacağız.
9 Mayıs tarihli "Seçimler yapılabilecek mi?" başlıklı yazımda "Hayır hiç
rahat değilim; büyük bir tedirginlik içinde "kötü bir şeyler"
bekliyorum" diye yazmış ve şöyle demiştim: "Türkiye'nin bütün kronik
sorunları, potansiyel kriz noktalarını oluşturur böyle zamanlarda. Benim
aklıma ilk etapta Kuzey Irak'a karşı girişilecek bir askeri harekatın
yan etkilerinden medet umma geliyor. Böyle bir harekatın ardından
gelebilecek uluslararası tecrit, operasyonun içerde bizim Kürtlerimiz
arasında yaratacağı hoşnutsuzluk, bütün bunların üstüne binecek bir OHAL
ilanı belki de..." Ne yazık ki korktuklarımız bir bir geliyor
başımıza...
Uzun süredir üzerinde oynanan "şeriat" kartından istenilen sonuç
alınamamış olacak ki, şimdi de Kürt kartı sürülüyor piyasaya.
Anafartalar'da patlayan bomba Türkiye'yi Irak batağına çekmeyi
amaçlıyor. Belli ki birileri Türkiye'nin burnunu ne yapıp edip Irak'a
sokmaya çalışıyor. Orada Türk ordusunun ABD ordusuyla karşı karşıya
gelmesinin Ak Parti'yi siyaseten son derece sıkıştıracağı; ayrıca AB'yle
ilişkileri dinamitleyeceği, uluslararası planda tecrit edeceği hesap
ediliyor.
Bir başka deyişle AK Parti, "ulusal güvenliği zaafa uğratan hükümet"
olmakla "ABD'yi ve AB'yi karşısına alan hükümet olmak" gibi iki tarafı
keskin bir bıçağın sırtında bırakılıyor. Bununla da bitmiyor. Türk
ordusunun Kuzey Irak'ta Kürtler'le karşı karşıya gelmesinin Türkiye'de
Kürt-Türk ilişkilerinde yıkıcı etkiler yapması bekleniyor.
Bununla da bitmiyor. Böyle bir eylemin ve sınır ötesi operasyonun
kışkırtacağı yeni terör eylemlerinin sonuçta Meclis'te grup kurmaya
hazırlanan Kürt siyasi hareketinin bütün şansını yok edeceği;
dolayısıyla Kürtler'in siyasi temsili için bir başka baharı beklemek
zorunda kalacağı da biliniyor.
Tabii, bütün bunların sonucu, seçimlerini bile yapamayacak kadar kaosa
batmış bir ülke manzarasıdır. Uluslararası planda tecrit olmuş,
ekonomisi krize girmiş; içerde terör kıskacına alınmış, yönetilemez hale
gelmiş bir ülkede sandığı kim düşünür! Öyle bir ülkede sandığın değil,
şiddetin dili konuşulabilir ancak. Demokrasinin değil, otoritenin borusu
öter.
* * *
Geçenlerde Mahir Kaynak'ın önemli bir değerlendirmesi vardı: Terörü
önlemenin en etkili, belki de tek yolunun, terör eyleminin ertesinde,
yönetenlerin hiçbir politikalarını şu ya da bu yönde asla
değiştirmemeleri gerektiğini söylüyor; terörist örgütlerin hiçbir sonuç
alamadıklarını her seferinde ve net biçimde görmelerinin hayati önemini
vurguluyordu. Başbakan Erdoğan'ın Anafartalar'da patlayan bombanın tozu
yatışmadan "Ordu istiyorsa Meclis'ten Kuzey Irak iznini hemen çıkarırız"
açıklaması bana Kaynak'ın bu sözlerini hatırlattı.
Geçmiş olsun diye söylendim kendi kendime. Kime öfkeleneceğimi bile
bilemeden... |