|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Haziran sayımızla yine sizlerle birlikteyiz. Geçtiğimiz ayın gündeminde
de yine erken seçim sürecinde yaşanan olaylar vardı. Biz de YORUM
bölümümüzde bu gelişmeleri değerlendirdik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
yaşanan krizin bir ölçüde durulması için alınan 'erken seçim' kararının
da, bazı gerginlikleri gideremediğinin altını çizdik ve bu durumun,
Türkiye'deki siyasi yapının kırılganlıklarını net bir biçimde
gösterdiğine dikkatleri çektik. Nitekim son iki ay içinde, Türkiye'nin
siyasal atmosferi neredeyse tamamen değişti ve sistemin 'kırmızı
çizgileri' bir kez daha görülmüş oldu. Bu süreçte, AKP iktidarına karşı
sürekli 'rejim sorunu' çıkarmaması yönünde uyarı yapanların izledikleri
politikalar yüzünden, uzun vadede gerçek manada bir 'rejim sorun`
doğabileceğinin altını çizdik. Çünkü bu süreçte yaşananlar, Türkiye'deki
'demokrasi oyunu'nun marjlarının ne denli dar olduğunu herkesin gözleri
önüne sermiştir. Her ne kadar kitleler, gördüklerini dillendiremeseler
de, olan-biteni hafızalarına yazmışlardır. İşte bu yöndeki tecrübeler
arttıkça, kitlelerin zihninde, sistemin mahiyeti ve işleyişine ilişkin
gerçekler daha da perçin-lenecektir. Bunun dışında, bu bölümde, son
gelişmelerin gösterdiği bir gerçek olarak, statükocu kesimlerin İslam'ı
gerçek bir siyasal alternatif olarak gördüklerine de işaret ettik. Her
ne kadar aktüel politik zeminde İslam'ı temsil eden bir parti söz konusu
olmasa da, tartışma İslam'ın her hangi bir 'sembolü' üzerinden
yürüdüğünde, gündelik politik kaygıların yerini, derinlerdeki ideolojik
tercihlerin belirlediğine de vurguda bulunduk. Nitekim 'başörtüsü'
üzerinden yürüyen tartışma bunun bir örneği idi. Daha önce üniversitenin
kapısından geri çevrilen bir hanımın, sembolik manada sistemin harem-i
izzeti olan Çankaya Köş-kü'ne Cumhurbaşkanı eşi olarak girecek olması,
bugüne değin kamusal alanda başörtüsünü yasaklamış olan kesimlerin
kabullenemeyeceği bir gelişmeydi. Böylece bu kesim, bir kampanya
başlattı ve sonuç olarak sistem, çareyi erken seçime gitmekte buldu!
KAVRAM bölümünde, İslam'ın temel şiarlarından biri olan 'namaz'ı
işledik. Namazın, esas itibarıyla bir 'yöneliş' olduğunu vurguladık ve
söz konusu yönelişin Allah'a doğru olması, şekil ve içerik şartlarına
uygun eda edilmesi ve bütün bir yaşamı düzenleyecek hayat tarzının bir
parçası olarak algılanması durumunda, asli fonksiyonunu icra edeceğini
belirttik. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde, Mukaddes Özkan, insanların
çoğunun ambalajın albenisine kapılarak, içinde olana önem vermediğini ve
pek çok yanlışın buradan kaynaklandığı tespitinde bulundu. M. Kürşad
Atalar, Müslümanların modernizmden korunmak için, öncelikle modernizmin
kavramlarını iyi bilmeleri ve bunların İslami kavramlarla zıtlıkları
konusunda netleşmeleri gerektiğine dikkatleri çekti. Atasoy Müftüoğ-lu,
varoluşsal başlangıçlar yaptığımız taktirde, kendi hayatlarımıza
niteliksel anlamlar kazandırabileceğimizi vurguladı. Arif Kaya ise, "İki
Dost" adlı dizi yazılarının üçüncüsünde, ölümün nasihat edici özelliğini
işledi ve kısa fakat sahih iman ve salih amellerle dolu bir yaşamın,
uzun fakat günah ve zulümlerle dolu bir yaşamdan daha evla olduğunun
altını çizdi. BİR DERGİ BİR ALINTI bölümünde, Abdurrahman Arslan'ın,
Köprü Dergisi'nde yayınlanan ve küreselleşmenin Müslümanlar açısından
taşıdığı anlamları işleyen "Küreselleşme: Kuşatma Altındaki Dünya" adlı
yazısını alıntıladık. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Sait Faik'in Bilgi
Yayınları'ndan çıkan Bütün Eserleri dizisinden "Eftalikus'un Kahvesi",
Cihat Acz'in Heybe'den "Esir Pazarı" adlı öykülerini ve Cahit
Koytak'ın,Yok-sullar İçin Tezler adlı kitabından "Dede Korkut
Sisi-fos'un Köyünde" şiirini bulabilirsiniz. KİTAP TANITIMI bölümünde,
Arif Kaya, Ramazan Yazçiçek'in "Milli Din Arayışı ve Türk Müslümanlığı"
adlı kitabını sizler için tanıttı. GÜNDEM bölümünde geçtiğimiz ayın
önemli haber ve yorumları ile ilgili alıntıları bulabileceksiniz.
Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |