|

O Ağaç Nereye Kayboldu Ya da Gölgesi Hiç Eksilmeyen
Bu Mülkler Kimin?
Aykut Akça*
Dünyaya ve
dünyalıklara neden bu kadar düşkün olduk. Bizim, dünyalıklarla aramız
nasıl bu kadar sıcak bir muhabbet havasına girdi. Nasıl böyle düşünür
olduk. Ya da bize böyle düşünmeyi kim öğretti. Hangi güç bizi etkisi
altına aldı ki, kolayca dinin öğretisini unutuverdik. Yok saymaya
başladığımız öğretilerdi oysa bizi ayakta tutan. Düştük, yıkıldık,
yeniliyoruz. Ayağa kalkmak için ''düştüğün yerden ayağa kalkmalısın''
kuralını hatırlamakta fayda var. Hadi birlikte hatırlayalım.
Dinin dünyaya bakışını, bizim ona verebileceğimiz önemin boyutunu ortaya
koyan Efendimizin ''benim dünya ile alakam bir ağacın altında oturup
dinlendikten sonra kalkıp o gölgeliği terk eden atlının durumu gibidir''
sözünü hatırlamamız gerekir. Bize örnek olsun adına gönderilen dinimizin
önderi Efendimiz (as) ne kadar da güzel anlatmış mümin için dünyalığın
ne anlama gelebileceğini. Oysa şu an bizim durduğumuz yer ne kadar da
uzak o noktaya. Şapkamızı önümüze koyup özeleştiri yapmamızın zamanı
geldi de geçiyor. Duruşumuzu inanışımızı iyi tahlil etmeliyiz. Üstüne
üstüne gitmeliyiz, sorgulamalıyız. Belki de birçok sıkıntımızın,
stresimizin doğrudan sebebi dünyaya/dünyalıklara verdiğimiz anlamdan
kaynaklanıyordur. Boşa uykularımız kaçıyor, yok yere geriliyor ve
çevremizi de geriyoruzdur. Bir düşünelim, bize üzüntü ve eziyet veren
şeylerin kaçta kaçı sahip olduğumuz ve olmak için kafa yorduğumuz
şeylerden kaynaklanıyordur. Göreceğiz ki bu hiç de küçümsenmeyecek bir
oranda karşımıza çıkacaktır. Çünkü ne yazık ki bizler hiç ölmeyecek gibi
bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışmalıyız denkleminin
sadece hiç ölmeyecek gibi bu dünya için çalışmalıyız tarafından
tutmuşuz. Hem de bırakmamacasına. Dünyaya çaktığımız her kazık, sahip
olduğumuz her yeni şey, farkında olmadan yönümüzün hesap gününden
uzaklaşmasına katkıda bulunuyor. Mal çoğaldıkça hesabın zorlaşacağı
gerçeğini göz ardı etmemek lazım. Yanlış anlaşılmasın, ümmetin malca
zengin olanlarına karşı bir art niyetimiz yoktur. Hz. Ebubekir'in mal
varlığını defalarca ve sonuna kadar dinin hayrı için feda edebilme
duruşu elbette gücümüze güç katmıştır. Tam da sorun burada zaten; hem bu
duruş ve fedakarlığı gösterememe hem de karşı konulmaz bir hırsla mal
biriktirme hastalığına kapılmış olmamızda. Ne korkunç bir hal Müslüman
için. Atalar büyük başın derdi de büyük olur der. Evet ne kadar da doğru
bir tespit. Ne kadar dünyalık biriktirmişsen o kadar sıkıntın var
demektir. "Zekatını verdikten sonra kim ne karışabilir diğerinin ne
kadar zengin olduğuna" anlayışı, başlı başına ümmetin ümmet olma
bilincinin altına konulmuş bir dinamittir. Ölümün her an kapımızı
çalacağı gerçeğini göz ardı etmeden hazırlık yapmalıyız. Gücümüzü ve
gayretimizi bu dünyanın nimetleri için değil de ahiret yurduna hazırlık
için sarf etmeliyiz. Mutlak kazanç ve zenginlik Allah'ın katındadır.
Tevbe/111'de ''Allah müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında
cennet vermek üzere satın almıştır'' der. Biz Allah'ın vaadine uyup
ebedi olan güzelliklere ve nimete talip olmalıyız. Dünyalıklarla olan
bağımız sadece bizi Allah'a giden yollarda güçlü kılması adına
olmalıdır. Aksi takdirde ateşe giden yolda hız kazandırmaktan başka bir
fonksiyonu olmayacaktır.
Hadi şimdi soralım O Ağaç nereye kayboldu ya da gölgesi hiç eksilmeyen
bu mülkler kimin? İçinde bulunduğuz hal neyin nesidir. Efendimizin
bahsettiği ebedi ahiret yurdunun yanında dünyanın bir ağaç gölgesindeki
dinlenme zamanından farksız olması düşüncesini anlayamamamızdan dolayı
değil midir bu çelişkiler. Bu idrak edemeyişten değil midir ki başka
gölgelikler arıyor olmamız. Kalplerimizde yetiştirdiğimiz o yıkılmaz ve
gölgesi hiç eksik olmayan ağaçlar acaba hangi güzellikleri gölgeliyor ve
hangi güzelliklerin üzerine yıkılmış da biz o güzellikleri göremez
olmuşuz. Biz farkında olmadan kalplerimizde yetiştirdiğimiz koyu ve
sürekli gölgelere sahip o ağaçların dalları aklımızı, bedenimizi sarmış,
yaprakları gözlerimizi kapatmış. O ağacı bulup kesmeliyiz. Kendimize
Efendimizin tasvirindeki gibi ağaçlar bulmalıyız. Ya da ağaç gölgesi
olarak tasvir edilen dünyalıklara bundan fazla önem vermek konusunu
tekrar tekrar düşünmeliyiz. Allah kendi yolunda mücadele edenlere, emek
sarf edenlere dinlenmek için cennetinde ebedi gölgelikler nasip eylesin.
*aykut_akca@hotmail.com |