|

Hesap
Sormak Dürtüsü
Perihan Mağden/25.10.2007/ Radikal
PKK'nın
elindeki 8 kuzunun resmini basmış bazı gazeteler.
Doğan Grubu 'görmemeyi' tercih etmiş.
Sekiz güzel/yakışıklı oğlan çocuğu!
'Üçer aylık eğitimlerle savaşmaya yolladığınız çocuklar bu mu?' diye
manşet atmak isterdim ben.
Bu zamanlarda, bugünlerde her zamankinden daha çok barış yanlısı
olmalıyız. Oyuna gelmemeliyiz. Oyuna gelmemeliyiz.
Milli Oyunkuran Ertuğrul Özkök'ün salı günkü ve çarşamba günkü
debdeblenmelerinden köşesinde/manşetinde geçilmiyor!
El âlemin yavrusunun kanı üstünden kahramanlık türküleri!
MEĞER Büyükanıt'ı aramış. 'Arkanızdayız...' demek için. (Bi de böyle üç
noktalı hıçkırıklanmalar.) Doğru laf 'ÖNÜNÜZDEYİZ' olmaz mıydı oysa?
Bir gün sonra kendisini arayan Yaşar Büyükanıt ise "Bugünkü yazınız çok
önemli ve anlamlı. Takdir bana düşmez ama TEŞHİS BUDUR," buyurmuş.
Ne demek Takdir Size Düşmez paşam? Takdir de size düşer, tekdir de-
Özkök yerine yalcevaplıyorum.
Kendini Medya Âleminin Hasanmutlucan'ı olarak 're-invent' etmeye and
içmiş gözüken Özkök, "şööle bi attırayım da hallaç pamuğu gibi, öyle
gidip içiiim şarabımı/dinleyeyim Pink Martini'mi" demiş olacak ki;
yazısını AYNEN şöyle bitirmiş:
"Bir avuç katil sürüsüne ve ona yataklık eden mahalli şürekâya da,
başına çaka çaka şunu göstereceğiz: Sizi, Amerikanız bile
kurtaramayacak."
DİKKAT! Irak İşgali'ne soyunduğunda, yapışalım Amerika'nın yamacına diye
diye en iffetsiz modelinden Amerikancılığın kitabını yeniden/yeniden
yazan adam'dan bu mısralar!!
Hürniyet'te de ('niyetini' gizlemeyen oportünist milliyetçilerin nefesi)
2-3 adet doğru dürüst kalem var ise, bunlardan biri kuşkusuz İlter
Türkmen'dir.
Sallamaz öyle oportünizmin rüzgârları nereden estiyse; okur yazar/yazar
okur. Kafa çalıştırır; ayrıca sapına kadar nesnel bir demokrattır.
Salı günkü 'Asker Görüşü' başlıklı köşesinde "Amerikan ordusunun
entelektüel merkezi sayılan Fort Leavenworth'de subaylar arasında Irak
savaşı üzerinde yapılan tartışmalardan" söz ediyor. Daha doğrusu bu
mevzudan söz eden New York Times makalesinden.
Diyelim Amerikalı bir subay hissiyatını şöyle ifade etmiş.. "Meslek
hayatınız boyunca askerlerin güvenliği konusunda endişe duyuyorsunuz,
sonra da 19 yaşında ölenler için yapılan merasimlere katılıyorsunuz. Ve
o anda yapılanın DOĞRU OLUP OLMADIĞINI düşünmekten kendinizi
alamıyorsunuz."
Yine İlter beyin makalesinden alıntılamaya devam ediyorum:
"Leavenworth'de Yarbay Paul Yingling'in 'Generallikte Başarısızlık'
isimli kitabı, okunması zorunlu kitaplar arasında. Bunda Yingling, 'Bir
general, bir siyasi lider, milleti yetersiz imkânlarla savaşa
sürüklerken SESSİZ KALIRSA aynı derecede suçludur' diyor. Generallerden
bir kısmının EMEKLİ OLDUKTAN SONRA yönetimi eleştirmeleri ise genç
subayları fazla etkilemiyor.
Onların kanaatince, bu generaller AKTİF GÖREVDE İKEN konuşma cesaretini
göstermeliydiler."
İlter Türkmen bu harikulâde faydalı makalesini şu satırlarla bitiriyor:
"Bir kriz, askeri müdahale veya savaş kötü yönetilirse sivil-asker
ilişkileri ister istemez daha karmaşık ve sorunlu oluyor. HESAP SORMAK
DÜRTÜSÜ GÜÇLENİYOR."
Tahmin etmişsinizdir, büyük harfler benim.
Ömrüne bereket İlter bey, bu mühim mevzuya neşteri atıyor.
HESAPSORULABİLİRLİK+
DENETLENEBİLİRLİK: Muasır Medeniyet Ülkeleri'ndeki ordular için bu
ölçüler kat'i surette geçerlidir.
Bizim için değil! Bizim Omnipotent (Kadir-i Mutlak) Ordumuz için değil.
Bu Savaş devam ettiği sürece, Ordumuz'un sorgulanamazlık statüsü de
muhakkak, devam edecektir.
Bütün gücüyle.
Yani Bu Savaş aynı zamanda kimin gücüne güç, statüsüne dokunulmazlık,
faaliyetlerine sorgulanmazlık katmaktadır- ona bakalım.
Eski Dışişleri Bakanlarımızdan da olan İlter Türkmen 'bazı' genel
ağbiler Ordu Yıkama-Yağlama Salonları'na çevirmişken/ çevirebilmişken
gazetelerini, Hesap Sorma Dürtüsü'nden söz edebiliyor. İşte.
Türk Ordusunda EMEKLİYE AYRILMADAN 'Biz nerde yanlış yaptık?'
diyebilecek kimse var mıdır/bulunmakta mıdır acaba?
Zira bir savaş 23 yıldır süre gidiyorsa, takkeler öne konulur (diyelim
AK Parti takkeleri) ve hesaplar HERRR taraftan sorulur.
Öyle el âlemin çocuğunun kanıyla kahramanlık naraları atmak, en nefsi
müdafaacı/Anti-Amerikancı Kişi ayaklarına yatmak'la bulandırılan suların
DA hesabı sorulur. Ayrıca.
Evet BU bir savaş ise Savaş Tacirliği'nden gazetesine kimlik/don biçmeye
çalışanlardan DA fevkâlâde kararlı, hesap sormalıyız.
Ve de vesile oldu: Bu yazınız nedeniyle size olan hayranlığımı bir kez
daha belirtmeme müsaade ediniz İlter Bey: İYİ Kİ DOĞDUNUZ ve İYİ Kİ BU
TOPRAKLARDA YAŞADINIZ. YAŞIYORSUNUZ.
Aklıselim sahiplerine ne kadar başroller biçemesek de, Savaşçılık
Kadirinanırları'na karşı sizin gibi sınırlı sayıda sağduyunun
sözleri/sesleri ruhlarımıza sağaltıcı teselliler, sakinleştirici
temenniler fısıldıyor. Lar.
İyi anlarımızda.
Kötü zamanlarımızda Ölüme Gönderilen Çocuklar'a bakıp ağlıyoruz. Ya da
ağlamamak için kendimizi zor tutuyoruz.
Yaşamadan kıydığımız oğlan çocukları! |