Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 347 | Kasım  2007

                   

 

 


Türkiye’de Son Bir Aydır Kimler Çok Mutlu?

Günsel Günhan/29.10.2007/internethaber.com

En mutlular: PKK
Aktive edilen bir piyonlar örgütü.
Ne Kürtler, ne Kürt halkının mutluluğu onları ilgilendirmiyor.
Örgüt 3 eylemle Türkiye gündemini kilitledi. Kaybettiği tabana "ben daha ölmedim!" mesajını verdi.
3-5 binlik bir örgüt, 70 milyonluk Türkiye'de halkı birbirine kışkırtmayı başardı.
Ve doğuda şimdiki ve bu gidişle şimdiden sonra oluşacak tüm gayri memnun kitlelere kendini hatırlattı. Devletten baskı görecek tüm doğulu gençlere dağ yolunu işaret etmiş oldu.
(Görünmeyen yüz: Aslında şu anki haliyle PKK, ABD/AB blokuyla, Rusya/İran bloku arasında etki sahasına alınma savaşı verilen Türkiye'ye karşı, kaç düğmesi olduğu ve düğmesine kimlerin bastığı belki de hiç bilinemeyecek bir lejyonerler örgütüdür.)
En mutlular: ABD
Kendine kafa tutan 50 yıllık müttefikini Irak minderine/bataklığına çekmeyi başarmak üzere.
PKK'lıları eğitenlerin içinde oldu. PKK'nın kusursuz eylemlerinde ipleri elinde tuttu. Şimdi politikalarına alet ediyor. Kendi kontrolü altındaki bölgede görmezden geliyor.
İlk kârı hırsızlık için girdiği Irak dükkânına Türkiye'nin girişinden tavizler koparmak.
İkinci kârı belki de Irak'ta batağa batması büyük olası Türkiye'yi bir süre sonra yanına alıp İran'a sefer düzenlemek.
Böylece 11 Eylül'de başlattığı haçlı harekâtında mutlu sona yaklaşıyor. Bu gidişle tüm Ortadoğu'yu düzleyip ABD Merkez Bankası eski Başkanı Alan Greenspan'ın itiraf ettiği gibi petrolün söz sahibi aktörü olacak.
En mutlular: Ulusalcı azgınlar ve fanatik AKP karşıtları.
1001 takla attıkları halde AKP'yi parçalayamayan ve halk desteğini düşüremeyen bu gayri memnun güruh için Irak harekâtı müthiş bir "can simidi".
Halkı yönlendiremediler.
Darbe için konjonktür uygun olmadı.
Ama şimdi AKP, Irak'a girişe evet dese bir dert.
Hayır dese bir dert.
Üniversiteler, YÖK, "dönergeç"çiler, kuvvacılar…
Hepsi ağızlarının suyu aka aka Irak savaşını gözlüyorlar.
AKP, bu ikilemden sıyrılabilecek dehayı gösterebilir mi bilemeyiz. Gösteremezse AKP için tek slogan kalıyor: "Allah kurtarsın!"
En mutlular: Çeteler:
Gündemden kaybolup kaçtılar. Milli heyecanın soluk almaya çalıştığı protesto gösterilerine provakatif pankartlar ve dövizlerle katılıp gizliden gizliye Türk-Kürt çatışmaları için altyapı oluşturuyorlar.
Hıncal Uluç'un akıllıca tespit ettiği gibi nihai gayeleri 6-7 Eylül olaylarında azınlıklar korkutulup yurtdışına kaçırtıldığı gibi Kürtleri Türkiye'nin dışına sürmek.
Bu nedenle çeteler, en Veli'sinden en delisine kadar savaş için seferber.
Son bir aydaki tüm 'pusu'larda ordunun zayıflık anlarının ve noktalarının ispiyonlanmasında payları olup olmadığını bilmiyoruz.
En mutlular: Hürriyet Gazetesi
22 Temmuz'da tüm kadrosuyla moraran grubun morlukları kaybolmadan buna bir de referandum boyasıyla morarma eklendi.
Boya, renk vermese de içte bayağı fırtına kopardı.
Kaptan son dönem medyanın en zeki kalemlerine madara oldu. Herkes Özkök'le dalgasını geçiyor.
Bir yıl önceki karizma, ağırlık ve saygınlığı yok oldu.
(Bir yıl öncenin güzel ve alımlı manken-kaptanı, anoraksıya geçirdi ve zayıflıktan ölmek üzere.)
Tek kurtuluş umudu veya can simidi Irak'a topyekûn savaş.
Para hırsıyla Türkiye'yi yakabileceğinden korkulan Aydın Doğan'ın yaşlı kaptanı Özkök, aynı yakma işlemini "kişisel itibarı" için göze alabiliyor.
Ve ormanlık alandan çalıntı ruhsatsız villasından savaş çığlıkları atıyor.
(Tabi bu arada Doğan grubu yöneticileri, yayın yönetmenleri ve yazarlarının kendilerinden ve çocuklarından bazılarının doğuda askerlik yaptıklarından da şüphemiz yok!)
Savaş olursa AKP, bir süre sonra gider ve bıçak sırtında olan ve mali yönden incelense soluğu Dinç Bilgin'in Kartal malikânesinde alma olasılığı bulunanlar kâbustan kurtulur ve teorik mutluluk pratiğe dökülür.
Evet, Türkiye'nin tüm sorunlarının kaynağı "Hürriyet grubu" desek abartı gibi gelebilir ama inanın değil, "teşhis budur!" ve maalesef doğrudur.
Kimler kederli: Tüm Türkiye
Her şey iyiye giderken ülke, bir anda kendini kanlı bir kâbusun içinde buldu.
Halk fedakâr, gözünü budaktan esirgemiyor.
Şehit aileleri inanılmaz ölçüde mütevekkil ve devlete saygılı.
Manşetlerin makyajlı suflörlüğü halkı bir anda Kurtuluş savaşı arifesinde imişçesine bir psikolojiye soktu.
İktidar şaşkın ve yalnızca seyirci.
Aktörlerde ise keyif yüklü aktörce gözyaşları…
3 FIKRAYLA TÜRKİYE PANORAMASI
Irak harekâtı fıkrası:
(Bir ayı aşkın süredir 'şöyle yapacağız, böyle yapacağız' diyen Ankara elitlerinin durumu)
Biraz çelimsizce bir zat olan Terzi Fikri vefat eder.
Hanımı henüz orta yaşlıdır ve bir süre sonra Kasap Rıfkı ile evlenir.
Kasap Rıfkı, Terzi Fikri'nin aksine endamlı, boylu poslu, güçlü kuvvetliymiş.
Halvet olacakları ilk gecede Kasap Rıfkı'nın gurur damarı kabarmış, başlamış sormaya,
- Senin Fikri'de var mıydı bu pazılar?
- E yoktu…
- Var mıydı böyle boy, pos, güç, kuvvet…
Gururlanma faslı uzadıkça uzamış, uzadıkça uzamış…
Kadının canına tak etmiş, sonunda yapıştırmış cevabı:
- Eh be adam ne yapacaksan yap artık!
Terzi Fikri'de bunlar yoktu ama yaşasaydı şimdiye kadar işi bitirip üstüne de iki pantolon dikmişti!
Ve Türkiye'nin geleceği için iki ihtimal
Kötü olasılığın fıkrası:
Adam tren makasçısı olmak için sınava girmiş.
Sormuşlar:
- Karşılıklı iki tren aynı hatta hızla birbirine doğru gidiyor… Ne yaparsın?
- Makası değiştiririm.
- Makas kilitlenmişse ne yaparsın?
- Manivelayla kilidi açmaya çalışırım.
- Kilit açılmıyorsa?
- Bizim hanımı çağırırım.
- Niye?
- Kazayı o da seyretsin diye.
Sanırım "hanımı" çağırma vakti yaklaşıyor.
Kazanın geldiğini görüyoruz ama ne makası değiştirebiliyoruz, ne kilidi açabiliyoruz.
(Ahmet Altan'dan)
İyi olasılığın fıkrası:
Hani 'Dere tenha olunca tilki bey olur' derler ya.
Boş bir vadiye yılanlar yuvalanmışlar.
Vadi onların. Yılanların reisi Kara yılan yavrularını ve yakınlarını yanına toplar.
Başlarına gelebilecek tehlikeleri anlatır.
"Bakın" der, "şuralarda gezmeyin! Avcılar dolaşıyor."
"Şu yemleri yemeyin zehirlidir…"
Yavru yılanlar dikkatle dinlerler reisin anlattığı 7 çeşit tuzağı.
Kara yılan tam bunları anlatırken "Gök"ten üstlerine büyük ve geniş bir ağ düşer. Hepsi altında kalır, kaçamazlar.
"Bu da ne!" diye bağırır, telaşla yavru yılan:
"Bize bundan bahsetmedin!"
Kara yılan:
"Buna 'tepeden inme' derler. Kurtuluşu yoktur. Co yılan bile kurtaramaz."
(Yavru balık fıkrasından uyarlama)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...