|

ABD’ye Rağmen, Suriye Destekli Irak
Operasyonu Olabilir mi?
Cengiz Çandar/1910.2007/Hürriyet
Amerikan
Başkanı George W.Bush'u seven pek yok. Kendi ülkesinde bile sevilme
oranı, bugüne dek hiçbir Başkan'da raslanmayan düşük seviyelerde.
Zaten, pek de "sevimli" bir hali ve yanı yok. Bununla birlikte, bizim
açımızdan şu çok önemli iki özelliğe sahip:
1. ABD Başkanı sıfatını -sevsek de sevmesek de, beğensek de beğenmesek
de- o taşıyor. ABD, ne dersek diyelim, dünyanın en önemli ülkesi.
2. Bush, Türkiye'yi çok incitecek olan Ermeni tasarısının Amerikan
Temsilciler Meclisi'nden geçmesine yoğun bir şekilde karşı koyuyor. Öyle
ki, bu konudaki "aritmetik" değişmeye başladı, bırakın Temsilciler
Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen tasarının Genel Kurul'da
kabulünü, Genel Kurulu gündemine girmesi bile zorlaştı.
Şu günlerde Türkiye'de bulunan Amerikan politikasının önemli
isimlerinden General Brent Scowcroft, Bush yönetiminin bugüne dek hiçbir
yönetimin yapmadığı ölçüde, tasarıya karşı tavır alıp baskı yaptığını
söyledi.
Bush, önceki gün Tezkere'nin TBMM'de oylandığı sıralarda bir basın
toplantısı yaptı ve şöyle konuştu:
"Bu Kongre'nin yapmaması gereken bir şey varsa o da Osmanlı
İmpararorluğu'nun tarih sicili ile uğraşmaktır. 1915'te başlayan
Ermenilerin kitlesel ölümlerine ilişkin karar yarar getirmez. Hem
Cumhuriyetçiler, hem de Demokratların aralarında yer aldığı hayatta
blunan tüm dışişleri bakanları bu tasarıya karşı çıktılar. Kongre'nin
yapacağı, özellikle askerlerimize her gün hayati destek sağlayan
Müslüman dünyadaki demokratik bir müttefikin husumetini çekmekten daha
önemli işleri olmalıdır."
Kulağa hoş geliyor olmalı, değil mi?
Bu sözlerin ardından soru-cevap bölümü başlıyor ve Bush'a yöneltilen
soru şu:
"Sayın Başkan, Türkiye'nin parlamentosu Kürt asileri izlemek için Irak'a
askeri güç göndermeyi tartışıyor. Türkiye'nin sınır ötesi bir taarruz
konusunda meşru bir hakka sahip olduğunu düşünüyor musunuz?"
Cevap: Büyükelçi Crocker ve General Petraeus ile bu sabah bu konuyu
görüştüm. Türkiye'ye Irak'a asker göndermenin çıkarlarına olmadığı
kanısında bulunduğumuzu açıkça bildirdik. Aslında, bir süredir Irak'ın
içinde konuşlanmış birlikleri var ve daha fazla birlik göndermenin
çıkarlarına olmadığını düşünüyoruz."
*** *** ***
Üzedinde durmayı gerektiren konunun bundan sonrası. Öncelikle, Bush'un
bu sözlerini "deşifre" etmek gerekirse;
1. ABD, Başkan düzeyinde ve diplomatik dille, "Irak'a girmenize
karşıyız" mesajını iletmiştir.
2. Irak'taki ABD Büyükelçisi ile en üst düzeydeki komutan, bu konuda
devreye Başkan tarafından sokulmuştur. Buradan, "açık" bir Amerikan
pozisyonunun konulduğunu görebiliriz.
Hal bu iken, Türkiye, Irak'a "geniş çaplı" bir askeri operasyona
girişirse, Türkiye-ABD'nin "siyasi çatışma" içine gireceği kesindir.
Bu arada, Amerikan helikopterlerinin, bizim Habur sınır kapısının tam
karşısındaki İbrahim Halil adlı Irak-Kürt sınır kapısına inip
kalktıkları ve Türkiye sınırı boyunda gözlem uçuşları yaptıkları haberi
geldi.
Pentagon sözcüsü Geoff Morrell'in bir basın toplantısı yaptığı ve
"Türklerde o bölgeye sınırötesi operasyon yönünde bir heves, aciliyet ve
istek olduğunu sanmıyorum. Türkler, belirgin bir biçimde düş kırıklığına
uğramış durumda, belirgin biçimde kızgınlar. Ancak, bir sonraki adımı
atma yönünde iştahlarını olduğunu sanmıyorum. Bu adımın, yalnızca, bizim
için değil, Türkler içinde çok önemli olur" dediğini de öğrendik.
Pentagon sözcüsü, Kuzey Irak'da 1990'ların sonlarından kalan bir
düzenleme çerçevesinde yaklaşık 2-3 tabur Türk askeri bulunduğunu da
bildirdi. Kürtler, bunu 2000 rakamı olarak telaffuz ediyorlar.
Bu da, Türk kamuoyunun bilmediği "bilgiler" arasında sayılabilir.
*** *** ***
Bu "bilgiler" toplamından çıkartmamız gereken sonuç, "sağduyu" ile
hareket eden hiçbir Türk hükümetinin, Amerika ile "askeri sürtüşme" ve
"siyasi çatışma" seçeneğini şu aşamada benimsemeyeceğidir.
Kendi içimizdeki coşkulu söylevlerden buğulanan zihnimiz, aslında
dışarıya "akıllı bir fotoğraf" vermediğimizi görmemizi engelliyor.
Düşünsenize, "teröre karşı her önlemimiz"i "yürekten" destekleyen bir
tek Suriye Devlet Başkanı Başşar Esad oldu.
Başşar'ın ziyaretinin zamanlamasının ne derece isabetli olduğu bir yana,
Suriye'nin kendisi "terörist devlet' olduğu şaibesi altında. Tarihte ilk
kez bir "siyasi suikast" ile, yani Lübnan Başbakanı Refik Hariri
suikastıyla ilgili olarak BM, Uluslararası Mahkeme"yi kurdu ve bu
mahkeme çalışmalarına Aralık'ta başlayacak.
Refik Hariri suikastı ve sonrasında Lübnan'daki nice terör eyleminden
ötürü Suriye'nin "terörizm soruşturması"na muhatap olması söz konusu
iken, Türkiye'nin terörizmle mücadelesine en büyük desteğin oradan
gelmesi gayet "ironik" bir durum.
Ama, iyi bir "diplomatik koz" değil... |