Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 347 | Kasım  2007

                   

 

 


ABD’ye Rağmen, Suriye Destekli Irak Operasyonu Olabilir mi?

Cengiz Çandar/1910.2007/Hürriyet

Amerikan Başkanı George W.Bush'u seven pek yok. Kendi ülkesinde bile sevilme oranı, bugüne dek hiçbir Başkan'da raslanmayan düşük seviyelerde.
Zaten, pek de "sevimli" bir hali ve yanı yok. Bununla birlikte, bizim açımızdan şu çok önemli iki özelliğe sahip:
1. ABD Başkanı sıfatını -sevsek de sevmesek de, beğensek de beğenmesek de- o taşıyor. ABD, ne dersek diyelim, dünyanın en önemli ülkesi.
2. Bush, Türkiye'yi çok incitecek olan Ermeni tasarısının Amerikan Temsilciler Meclisi'nden geçmesine yoğun bir şekilde karşı koyuyor. Öyle ki, bu konudaki "aritmetik" değişmeye başladı, bırakın Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen tasarının Genel Kurul'da kabulünü, Genel Kurulu gündemine girmesi bile zorlaştı.
Şu günlerde Türkiye'de bulunan Amerikan politikasının önemli isimlerinden General Brent Scowcroft, Bush yönetiminin bugüne dek hiçbir yönetimin yapmadığı ölçüde, tasarıya karşı tavır alıp baskı yaptığını söyledi.
Bush, önceki gün Tezkere'nin TBMM'de oylandığı sıralarda bir basın toplantısı yaptı ve şöyle konuştu:
"Bu Kongre'nin yapmaması gereken bir şey varsa o da Osmanlı İmpararorluğu'nun tarih sicili ile uğraşmaktır. 1915'te başlayan Ermenilerin kitlesel ölümlerine ilişkin karar yarar getirmez. Hem Cumhuriyetçiler, hem de Demokratların aralarında yer aldığı hayatta blunan tüm dışişleri bakanları bu tasarıya karşı çıktılar. Kongre'nin yapacağı, özellikle askerlerimize her gün hayati destek sağlayan Müslüman dünyadaki demokratik bir müttefikin husumetini çekmekten daha önemli işleri olmalıdır."
Kulağa hoş geliyor olmalı, değil mi?
Bu sözlerin ardından soru-cevap bölümü başlıyor ve Bush'a yöneltilen soru şu:
"Sayın Başkan, Türkiye'nin parlamentosu Kürt asileri izlemek için Irak'a askeri güç göndermeyi tartışıyor. Türkiye'nin sınır ötesi bir taarruz konusunda meşru bir hakka sahip olduğunu düşünüyor musunuz?"
Cevap: Büyükelçi Crocker ve General Petraeus ile bu sabah bu konuyu görüştüm. Türkiye'ye Irak'a asker göndermenin çıkarlarına olmadığı kanısında bulunduğumuzu açıkça bildirdik. Aslında, bir süredir Irak'ın içinde konuşlanmış birlikleri var ve daha fazla birlik göndermenin çıkarlarına olmadığını düşünüyoruz."
*** *** ***
Üzedinde durmayı gerektiren konunun bundan sonrası. Öncelikle, Bush'un bu sözlerini "deşifre" etmek gerekirse;
1. ABD, Başkan düzeyinde ve diplomatik dille, "Irak'a girmenize karşıyız" mesajını iletmiştir.
2. Irak'taki ABD Büyükelçisi ile en üst düzeydeki komutan, bu konuda devreye Başkan tarafından sokulmuştur. Buradan, "açık" bir Amerikan pozisyonunun konulduğunu görebiliriz.
Hal bu iken, Türkiye, Irak'a "geniş çaplı" bir askeri operasyona girişirse, Türkiye-ABD'nin "siyasi çatışma" içine gireceği kesindir.
Bu arada, Amerikan helikopterlerinin, bizim Habur sınır kapısının tam karşısındaki İbrahim Halil adlı Irak-Kürt sınır kapısına inip kalktıkları ve Türkiye sınırı boyunda gözlem uçuşları yaptıkları haberi geldi.
Pentagon sözcüsü Geoff Morrell'in bir basın toplantısı yaptığı ve "Türklerde o bölgeye sınırötesi operasyon yönünde bir heves, aciliyet ve istek olduğunu sanmıyorum. Türkler, belirgin bir biçimde düş kırıklığına uğramış durumda, belirgin biçimde kızgınlar. Ancak, bir sonraki adımı atma yönünde iştahlarını olduğunu sanmıyorum. Bu adımın, yalnızca, bizim için değil, Türkler içinde çok önemli olur" dediğini de öğrendik.
Pentagon sözcüsü, Kuzey Irak'da 1990'ların sonlarından kalan bir düzenleme çerçevesinde yaklaşık 2-3 tabur Türk askeri bulunduğunu da bildirdi. Kürtler, bunu 2000 rakamı olarak telaffuz ediyorlar.
Bu da, Türk kamuoyunun bilmediği "bilgiler" arasında sayılabilir.
*** *** ***
Bu "bilgiler" toplamından çıkartmamız gereken sonuç, "sağduyu" ile hareket eden hiçbir Türk hükümetinin, Amerika ile "askeri sürtüşme" ve "siyasi çatışma" seçeneğini şu aşamada benimsemeyeceğidir.
Kendi içimizdeki coşkulu söylevlerden buğulanan zihnimiz, aslında dışarıya "akıllı bir fotoğraf" vermediğimizi görmemizi engelliyor. Düşünsenize, "teröre karşı her önlemimiz"i "yürekten" destekleyen bir tek Suriye Devlet Başkanı Başşar Esad oldu.
Başşar'ın ziyaretinin zamanlamasının ne derece isabetli olduğu bir yana, Suriye'nin kendisi "terörist devlet' olduğu şaibesi altında. Tarihte ilk kez bir "siyasi suikast" ile, yani Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastıyla ilgili olarak BM, Uluslararası Mahkeme"yi kurdu ve bu mahkeme çalışmalarına Aralık'ta başlayacak.
Refik Hariri suikastı ve sonrasında Lübnan'daki nice terör eyleminden ötürü Suriye'nin "terörizm soruşturması"na muhatap olması söz konusu iken, Türkiye'nin terörizmle mücadelesine en büyük desteğin oradan gelmesi gayet "ironik" bir durum.
Ama, iyi bir "diplomatik koz" değil...

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...