Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 347 | Kasım  2007

                   

 

 


Neden Rusya, İran’ı Destekliyor?

24.10.2007/Zaman

Rus vatandaşlarla televizyonda canlı yayına katılan Vladimir Putin, Rusya'nın İran konusunda "Batı'nın tüm sorunlarını çözmesi"ni şiddetle istediğini açıkladı.
ABD ve Avrupa, Tahran rejimine karşı sert ve kapsamlı müeyyideler uygulamak istiyor. Rusya da buna muhalefet ediyor. Putin, bu hafta boyunca, söz konusu sorunu, Angela Merkel, Nicolas Sarkozy, Condoleezza Rice ve hatta Moskova'ya yine 18 Ekim'de bir yıldırım ziyarette bulunan İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile görüştü.
Putin'e göre doğrudan görüşme tehdit, cezalandırma ya da güç kullanma hakkında verilen kararlardan çok daha etkin ve çabuk sonuç verici vasıtadır. Kremlin'in kararlılığı, ABD Başkanı Bush'un, İran'ın oluşturduğu tehdit hakkındaki söyleminin tonunu artırmaya zorladı ve Tahran'ın nükleer silaha sahip olduğunda 3. dünya savaşı tehdidinden bahsetmeye başladı. Bush, İran'a katı müeyyideler dayatmanın ve bu ülkeyi yalıtmanın en etkin baskı yöntemi olduğu konusunda ısrar etmektedir. Bu tutum, ülke içindeki hoşnutsuzluğu artırmakta ve "ilgili kişileri" İran rejiminin hedeflerini takip etmenin böylesi bir bedel ödemeye değip değmeyeceğini sorgulamaya yöneltmektedir. Aslında Bush, Ahmedinejad'ın devrilmesini öngören uzun süreli bir proje öngörmüştür. Rusya, güney komşusuna yönelik tehdidi kabul edilemez görmektedir. Öncesinde Afganistan'daki rejim değişikliğinin bizi nereye götürdüğünü görüyoruz.
Üstelik Rusya'nın İran'da sayısız çıkarları var. Gazprom'un yatırımları 750 milyon dolara ulaştı; metalürji ve mekanik yapı sektörlerindeki ihracatımız 2 milyar dolar; ayrıca 1 milyar dolarlık bir reaktörle Buşehr nükleer santralı var; MİG 29, T-72 tankları ve 700 milyon dolarlık savunma sistemi de unutulmamalıdır. Ve tabii ki, her iki ülke de NATO'nun Doğu'ya doğru yayılmasından ve Çek Cumhuriyeti ile Polonya'da, Amerikan füzesavar kalkanının unsurlarının yerleştirilmesine muhaliftirler. İran'a Rus Tu-214 ve Tu-334 uçaklarının satışı müzakereleri sürmektedir.
Her ne olursa olsun, Rusya'nın bölgedeki asıl stratejik çıkarı Hazar Denizi'nin altındaki maden rezervlerinin işletilmesine bağlı sorunların çözülmesine bağlıdır. Bazı tahminlere göre Hazar dünyanın 3. en büyük petrol ve gaz rezervini barındırmakta. İran olmaksızın tüm bunların bir düzene konulması mümkün değil. Bölge ülkelerinin, Hazar kıyılarında bir savaşa ihtiyacı yok. Her türlü çatışma, bir savaşa dönüşmese bile komşu ülkelerin ekonomisi için ağır bir tehdittir: göçmenler, sermaye kaçışı, enflasyon... Hazar'a kıyısı olan ülkeler, topraklarının imzacı olan başka bir ülkeye karşı silahlı saldırılar için üs olarak kullanılmasını reddeden bir kararın imzası için ortak karar aldı. Bu, Moskova için büyük bir başarıdır; çünkü uzmanlara göre, Amerikalılar, İran'la bir savaş durumunda Azerbaycan'ı hava saldırısı için üs olarak kullanmayı tasarlamışlardı.
Putin, uluslararası popülaritesini kullanarak dünya sahnesinde ülkemizin çıkarlarını ilerletmek için Rusya'nın finansal bağımsızlığından faydalanmaktadır. Görünüşe göre, ABD ve Avrupa ne Moskova ile Rus çıkarlarını hesaba katan bir diyaloğa ne de bir çatışmaya hazır görünüyor. Putin'in Washington'ın Avrupa'da yerleştirmeyi istediği füzesavar kalkanı konusundaki kararlılığı şimdiden sonuç vermiş gibi görünüyor. ABD, İran'ın uranyum zenginleştirme programını askıya alması halinde stratejisini gözden geçirebileceğini açıkladı.
(Başyazı), Nezavissimaia Gazeta, 19 Ekim 2007

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...