|

Laik Devletin Dini Bayramı
Emre Aköz/12.10.2007/Sabah
Bayramınız
kutlu olsun! Bu güzel dilekten sonra gelin biraz kafa karıştırıcı
konulara girelim.
Mesela şöyle bir soru: Acaba "Türkiye laiktir, laik kalacak" diye
meydanlarda slogan atan vatandaşlarımız bugün ne yapıyor?
"Bunu bilmeyecek ne var" diyeceksiniz, "Onlar da bayramlaşıyor, onlar da
büyüklerini, akrabalarını, dostlarını ziyarete gidiyor... Bazıları ise
bayram tatilinden yararlanarak yurtiçinde ya da dışında geziye çıkmış
durumda."
"Ne tatili, niye çalışmıyorlar ki..." diye sorsam, bu kez kızacaksınız:
"Bayram tatili, bayram. Resmi tatil ya bugün..."
Hah, işte ben de onu diyecektim: Ramazan ve Kurban Bayramları, dini
bayramlar değil mi? Evet. Öyle oldukları apaçık...
Peki nasıl oluyor da laik devlet, dini bayramları " resmi tatil " ilan
ediyor?
Yanlış anlamayın: Benim bu iki dini bayrama denk gelen günlerin, resmi
tatil olmasına en ufak bir itirazım yok.
Ama bugüne kadar, laiklik konusunda mangalda kül bırakmayanların da, "
Laik bir devlette, dini bayramlar resmi tatil olamaz... Biz çalışmak
istiyoruz " dediğini hiç işitmedim.
"Tutarlı" olmak için birkaç cılız ses çıkmıştır sağda solda ama benim
kulağıma gelmedi. Maşallah hepsi tatillerini yapıyor.
Yukarıda "tutarlı" dedik ya... Kimsenin tutarlı olmak gibi bir derdi yok
aslında. Bu yüzden "laiklik" sloganları atanları "fikirsel açıdan" hiç
ciddiye almadım.
"Diyanet İşleri" devletin en büyük kurumlarından biri olarak ortada
dururken, hangi laiklikten söz ediyorlar Allah aşkın?
Fırsat çıkmışken biraz da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) son
kararından söz edelim.
Biliyorsunuz okullarda "Din ve Ahlak Kültürü" dersi var. Teorik olarak
bunların birer ' kültür' yani ' bilgilenme' dersi olması gerekiyor.
Halbuki pratikte bunlar "din eğitimi" dersi olarak okutuluyor. Dualar
ezberleniyor. Hatta hocalar öğrencileri camilere götürüp nasıl aptes
alındığını gösteriyor.
Böyle olduğu için de Hıristiyan ve Musevi ailelerin öğrencileri
derslerden muaf tutuluyor.
Ancak AİHM'ye başvuran bir Alevi vatandaşımız itiraz etmiş: "Bu zorunlu
derslerde sadece Sünni İslam öğretilmekte ve tatbik edilmekte."
AİHM de "Ey Türk devleti... Böyle ders kitabı olmaz. Madem kültür dersi
veriyorsun, hani diğer dinler ve mezhepler yok? Hem zaten bunun bir
kültür dersi olmadığı, diğer dinlerden çocukların muaf olmasından belli"
diyor.
Yani AİHM, "tutarlılık" arıyor.
Ama bulamaz! Mümkün değil.
Bizimkisi "çelişkiler" devleti.
Bir yandan inançlı halk bastırıyor: "Çocuğuma dinini öğret... Sen
öğretmezsen, bırak ben bir yolunu bulayım..."
" E o zaman sivil toplum kendisi halletsin " diyorsunuz... O da mümkün
değil: Hem " Tevhidi Tedrisat " ( Eğitimin Birliği ) Kanunu'na aykırı,
hem de tarikat ve cemaatlerden korkuluyor.
Sonuç: Halkın talebine cevap verebilmek ve aynı zamanda dini kontrol
altında tutabilmek için laik devletimiz "kültür dersi" kisvesi altında "din
eğitimi" yapıyor.
Ama aynı devlet... Kendisi böyle bin bir "maske" takarken... Açık
Öğretim Fakültesi sınavına, türban yasak olduğundan "perukla" giren
öğrencinin kağıdını iptal ediyor.
Bayramınızı bir kez daha kutlarken uyarmak isterim: Fazla 'şeker'
sağlığa zararlıdır. |