|

Türkiye Kuzey Irak’ta, Bütün Bölge
Tetikte...
İbrahim Karagül/24.10.2007/Yeni Şafak
Kamuoyu
sınırötesi harekatı tartışırken Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak'ta
girdi bile. Dağlıca'daki saldırıdan hemen sonra başlayan operasyon,
niteliği ve kapsamı henüz netleşmese de devam ediyor. Kaç asker Irak
topraklarında, nereleri vuruyorlar, ne tür bir operasyon taktiği izliyor
henüz kamuoyu bu konularda bilgilendirilmiş değil. Kanlı saldırı henüz
Türkiye'ye ulaşmadan, gece 01-02.00 sıralarında çatışmalar devam ederken
aynı anda Silahlı Kuvvetler mensupları Kuzey Irak'a giriyordu.
Aynı gece, öncü olarak beş tim sınırı geçti. Ardından on üç tim daha
gönderildi. Sınırötesinde uzun zamandır bulunan, operasyonlar yapan
birlikler zaten vardı. Bu yeni sevkıyattan sonra nakiller devam ediyor.
Yani Türkiye konuşurken, ne yapılması gerektiğini tartışırken,
Ankara-Bağdat-Washington-Erbil arasındaki söz düellosu ya da gizli
pazarlıklar devam ederken TSK mensupları yapmaları gerekeni yapmaya
başlamıştı bile.
Ancak bölgeden gelen haberler oldukça endişe verici. ABD ve İsrail'in,
Türkiye'nin operasyonuna karşı peşmerge birliklerini sınır bölgelerine
yığmasının, tüm silahları Türkiye'ye çevirmesinin ötesinde, bölgeye
sürekli silah sevkıyatı yaptığı, büyük bir çatışma olması riskinin
oldukça yüksek olduğu bildiriliyor.
Bunlar olurken, krizin bize yansıyan bölümünde siyasi arayış devam
ediyordu. ABD, Türkiye'yi uyarmaya, tek yanlı hareket etmemesi konusunda
ikna etmeye, uyarılar işe yaramayınca da "birlikte operasyon yapalım"
demeye başladı. Bağdat yönetimi, ABD'nin tavrına paralel biçimde
"birlikte hareket edelim" derken Kuzey Irak yönetimi, Türkiye'ye açık
tavır almayı, yer yer "yapabileceğimiz bir şey yok" demeyi sürdürüyordu.
"PKK'ya gücünüz yetmez", ile "Türkiye'ye karşı savaşırız" arasındaki
ikilemi yaşıyordu.
Ankara ise, dünya kamuoyunu ikna etme yolunda adımlar atıyordu.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, bölge ülkelerinde ikna turu yapıyordu.
Dahası, dünya basını, günlerdir Türkiye'nin tavrını "terörle mücadele
kapsamında bir operasyon" olarak değil, "Türkiye'nin Kuzey Irak'ı
işgali", "savaş", "bölgesel kriz" ve "Türk-Amerikan ilişkilerinde sorun"
olarak algılıyor veya pazarlıyordu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye olarak bizim Irak'a olan bazı
ihracat kalemlerinde, önümüzdeki günlerde herhangi bir yaptırıma
gidebiliriz" derken, Türkiye'nin karşısında oluşturulan koalisyon da
Suriye'deki Kürtleri harekete geçirmeye çalışıyor.
Bu gelişmeyle bir bağlantısı olup olmadığını bilmediğim ancak dikkatimi
çeken çok önemli bir olay daha var: Ermenistan'a ilk resmi ziyaret
gerçekleştiren İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün sabah
Ermenistan yönetimini şaşırtan bir karar alarak; "Ülkemde önemli işlerim
çıktı. İzninizle hemen İran'a dönmem gerekiyor" sözleriyle kahvaltıdan
sonra uçağına bindiği gibi apar topar Tahran'a döndü. Bu garip duruma
ilişkin bir açıklama yapılmadı.
Kuzey Irak'taki operasyonun boyutlarını tam olarak şu an itibariyle
bilmiyoruz. Ama benim çok ciddi endişelerim var. Endişem ABD ve
İsrail'in bölgedeki silah yığınağından kaynaklanıyor. Bu ülkelerin PKK
veya Türkiye'nin karşısına çıkacak güçlere vereceği lojistik destekten
kaynaklanıyor. Dahası, bir kaç yıldır bölgede stoklanan, Türkiye
sınırına yakın bölgelere yerleştirilen füzelerden kaynaklanıyor. Ve
dahası, K. Irak'ta çatışmalar artarsa, yayılırsa, başka bir boyut
alırsa, Türkiye'nin bir çok bölgesinde patlamaların olmasından
kaynaklanıyor. Bir endişem daha var, söylemeliyim: Blackwater gibi
güvenlik şirketlerinin bu savaşta ihale alması ihtimalinden ürküyorum.
Bir çok kez burada aktardım. Bunlardan sadece birinde aktardığım
bilgiler şöyleydi: :
Peşmergeler, yoğun olarak Türkiye sınırına yakın bölgelere
yerleştirildi. 6 bin peşmerge Kerkük'e, 2 bin tanesi Musul'a, 3 bin
peşmerge de Türkiye sınırına yerleştirildi. İsrail'den K.Irak'a büyük
miktarda füze sevkıyatı yapıldı. Ağır silahların olduğu, füze
rampalarının olduğu 3 TIR dolusu silah ve mühimmat peşmergelere
nakledildi. Bunlar sadece bir partide olan sevkıyattı. Bu hazırlıklar ne
için? ABD ve İsrail Kürt birliklerini neden ağrı silahlarla donattı? Bu
hazırlıklar İran için mi? Türkiye için mi? Yoksa Türkiye, Kerkük
bahanesiyle bölgeye çekilip İran'a karşı cepheye mi sürülecek?
Bu çıkış bir operasyonla sınırlı kalır mı? İran'ın tavrı ne olur?
Ahmedinejad'ın apar topar dönüşünün bugünkü krizle ne ilgisi olabilir?
Kriz Suriye'yi de içine alır mı? Bölgesel niteliği artınca ABD'nin
pozisyonu ne hal alır? Bütün bu soruların cevapları, endişe ettiğimiz
gibi gelişirse, bölgesel savaş kapıları aralanmaz mı? Kuzey Irak
meselesi bir anda ABD ve müttefiklerinin İran'a yönelik harekatına
dönüşür mü?
Önümüzdeki günlerde bunları tartışacağız, izleyeceğiz…. |