|

Türkü, Kürdü Rehin Alan Söylem
Akif Emre/18.10.2007/Yeni Şafak
PKK'ya
yönelik olarak sınır ötesi operasyon etrafında yapılan tartışmalara
bakacak olursak herşey hükümetle ordunun anlaşıp, bir avuç teröristi yok
etmek, kuzey Irak'taki Kürt yapılanmasına haddini bildirip Amerika'ya
göz dağı vermekten ibaret. Askeri ve diplomatik olarak bu sonuca
ulaşmanın ne kadar imkan dahilinde olduğu tartışmasına bile girmeye
gerek yok. "Bir avuç terörist" retorinin perdelediği gerçeklerle
yüzleşmeden 25. sınır ötesi operasyonun muhtemel sonuçlarını tartışarak
pek anlamlı değil. Olsa olsa bölgeye tüşen ateşi biraz daha körüklemiş
oluruz.
Meseleyi sınır-ötesinin dışında ele almanın Kürtlük, Türklük, terör
parçalanma, milli bütünlük, ihanet gibi ithamlara kurban edildiği dar
bir siyaset ufkunun kıskacına girmiş bir ülkedeyiz. Tezkere ve
sınır-ötesi harekat karşısında nasıl tavır alırsak alalım, Türkiye'de
her siyasi akıl denilen derinlikten eser kalmamış bazı tüyleri
konuşarak, hatırlatmak için fazla vaktimizin olmadığını fark etmek
zorundayız.
Terör, Kürt sorunu, Kuzey Irak'taki yapılanma gibi ülkenin gündemini
rehin alan sorunlar dair geliştirilen dil bizzat sorunun kavranmasını,
çözümünü engelleyici bir işlev gördüğünü, bu ufuksuz tarzı siyasetin ve
siyaset dilinin değiştirilmediği sürece de kaostan çıkılmasının mümkün
olmayacağı anlaşılmalıdır.
Hem Kürt halkı adına konuşan aydın ve siyasiler, PKK gibi kan dökerek
Kürtleri rehin alanlar, hem de Türkler adına bunlara karşı çıkanların
gerçekte, sorunun çözümü bir yana anlaşılmasının önünde perde
olduklarını konuşmamız gerekiyor. Kürt meselesine yönelik resmi söylemi
eleştirerek geliştirilen Kürt gerçeği söylemi bir o kadar
yabancılaştırıcı bir dile sahip.
Resmi söylem, yıllarca tarihten ve gelenekten, medeniyetimizin dilinden
kopuk yabancılaştırıcı bir dil kullandı. Bu dildeki yabancılaştırıcı
içerik sadece Kürtleri inkar etmesiyle sınırlı değildi. Kürtleri de Türk
kabul eden bu söylemdeki Türk tanımı da Türke o kadar uzak, Türkü
ötekileştiren bir muhtevaya sahip. Bu nedenle inkar ederken de kabul
ederken de geliştirdiği "Kürt realitesi" söylemi hala Türkle barışık
değil. Çünkü resmi söylemin Türkü tarihinden, geleneğinden,
medeniyetinden koparılmış kendi muhtevasına yabancılaştırılmış bir Türk
tanımıdır, tıpkı yapılmak istenen yeni Kürt tanımı gibi.
Türk ve Kürte yönelik kullanılan bu yabancılaştırıcı dil, PKK gibi kanlı
örgütün taban bulmasına katkıda bulunabiliyor. ABD ve İsrail güdümünde
oluşturulan Kuzey Irak'taki yapılanmaya karşı çıkarken, PKK'ya karşı
güvenlik tedbirleri alınırken kullanılan dil kendi vatandaşını rencide
eden, iteleyen bir dil. Irak meselesini Türkmen sorununa indirgeyen
resmi politika Irak'tan önce kendi topraklarından Kürt vatandaşlarının
var olduğunu görmezden gelmiştir. Kürt ve Türk ve de dihrlerinin bu
topraklarda yaşamasının ancak birinin yok sayılmasıyla mümkün olacağını
düşünen bir söylem gleip tıkanmıştır, sank i bu toplum birbiriyle ilk
defa karşılaşıyor, sanki hiçbir ortak tarihi hafızası, kültürel birliği
yok. Tehdit algısı, askeri olmaktan önce zihinsel olarak çözülmedikçe
sınır-ötesi iç politika malzemesi olmaktan ileriye gidemez.
Resmi söylemi eleştirerek kendisine meşuiyet sağlamaya çalışan Kürt'çü
söylem de bir o kadar Kürt gerçeğine yabancı ve yabancılaştırıcı işlev
görüyor. Sadece yabancılaşmakla kalmıyor, gerçeğin anlaşılmasının önünde
daha kalın perde geriyor. Kürdü de kendine yabancılaştırıyor. Resmi
söylem Kürdü Türkten uzaklaştırırken, Kürtçü söylem Kürdü Kürtlüğünden
uzaklaştırıyor. Bu kürdü aslına yabancılaştıran bu dil, yöntem olarak
PKK karşıtı olsa bile, kültürel anlamda modernlaik bir ulus çıkarmak
anlamında paradigmatik olarak Türkçü söylemle aynı kökten beslenir.
Türkiye gittikçe dil, anlam ve söylem tartışmalarının yersiz kaçacağı
bir zemine sürükleniyor. Vakit geçmeden anlam dünyamıza dönmeli. Kürtle
türkü birbirine karşı ve kendi köklerine karşı yabancılaştıran söylemin
yerine sahih bir millet/toplum tanımına dönmeli. |