|

Ermeni Tasarısı ve Amerika
Siyasetinin Gerçeği
ABD
Temsilciler Meclisi Alt Komisyonu'nda Ermeni soykırımı ile ilgili
tasarının kabulünden sonra başlayan tartışmalar, Bush hükümetinin
devreye girip bazı meclis üyelerini ikna etmesi sonucu, durulur gibi
oldu. Fakat tasarının Alt Komisyon'dan geçtiği ilk günlerde yapılan
propaganda, tasarının bu kez Temsilciler Meclisi'nden de geçeceği
yönündeydi. Ancak böyle olmadı. Peki bu gelişmeyi nasıl yorumlamak
gerekir? Acaba bu tasarı çerçevesinde Amerikan siyasetine ilişkin bazı
gerçekleri görmek mümkün olabilir mi?
Bilinmelidir ki, Ermeni tasarısıyla ilgili gelişmeleri belirleyen asıl
unsun, Amerikan iç siyasetindeki dengelerdir. Dolayısıyla konuyla ilgili
gelişmeleri anlamak için, ne Ermenilerin bu yöndeki arzuları ne de Türk
hükümetlerinin engelleme çabaları baz alınmamalıdır. Elbette ki taraflar
bu konuda çaba göstereceklerdir fakat bunların bir sınırı vardır. O da
Amerika'nın 'ali menfaatleri'dir. Tıpkı Türkiye'de bütün partiler,
devletin ali çıkarları söz konusu olduğunda yahut 'kırmızı kitap'ın ilgi
sahasına giren konularda nasıl hadlerini biliyorlarsa, Amerikan siyaseti
içerisinde lobi faaliyetleri yaparak nüfuz elde etmek isteyen gruplar
veya ülkeler de, Amerika'nın ali menfaatleri söz konusu olduğunda,
sınırlarını bilmek durumundadırlar. Son Ermeni Tasarısı vesilesiyle
yaşananlar bunun iyi bir örneğini teşkil etmektedir.
Tasarının Alt Komisyon'dan geçtiği dönemde Türk medyasının yaptığı
yayınlara bakıldığında, bu 'sınır'a dikkat çeken yorumlarla neredeyse
hiç karşılaşılmadığı görülecektir. Amerikan siyasetini iyi bilen
gazeteciler bile, bu kez durumun farklı olduğunu ve Temsilciler Meclisi
Başkanı Nancy Pelosi'nin siyasi tutumu yüzünden, tasarının Meclis'ten
geçebileceği yorumunu yapabilmişlerdir. Ancak bir süre sonra, tasarıya
destek veren meclis üyelerinin sayısının ve tasarının Genel Kurul'dan
geçme şansının azaldığı görülmüştür. İşte bu gelişmenin ardında yatan
ana neden, Amerika'nın bölgedeki çıkarlarının zarar görebileceği
endişesidir. Bunu başlangıçta tasarıya destek veren Demokrat üyeler de
bilmektedir fakat onların 'muhalefet' pozisyonunda olmaları, sorunun iç
siyasi dengelerin kaldırabileceği ölçüye kadar Ermenileri
desteklemelerine imkan vermektedir. Fakat Bush hükümetinin tutumu
farklıdır. Çünkü tasarının kabulü halinde Türkiye kanadından gelebilecek
tepkileri göğüslemek zorunda olan Bush hükümetidir. Bu yüzden, Amerikan
yönetimi, tasarının geçmemesi yönünde açık bir tutum belirlemiştir.
Yapılan lobi faaliyetleri sonucunda da, 'Amerikan'ın ali çıkarları', iç
politikadaki hesapların önüne geçmiştir!
Bu sonucun, Erdoğan hükümetinin koyduğu 'kararlı' tavır yüzünden
alındığını söyleyenler de olacaktır ama Amerikan iç siyasetini bilenler,
bunun doğru olmadığını teslim edeceklerdir. Çünkü Amerikan lobi
sisteminin özelliği gereği, 'farklı' çıkarlar, belirli bir düzeye kadar
temsil edilirler. Bu, ülke demokrasisinin 'pluralist' karakteri yüzünden
böyledir ve asli amaçlarından biri, farklı unsurların 'tek potada'
eritilmesidir. Fakat bu sistemin de bir sınırı vardır. O sınırı da
ülkedeki 'güç bloğu'nu oluşturanlar belirlemektedir. Başka ülkelerin
yapacağı lobi faaliyetlerinin de bu sınırlar çerçevesinde yürümesi
gerekir. Bu ülkeler de, kendilerini ilgilendiren konularda meclis
üyelerini etkileyecek yöntemler uygulayabilirler; ancak bu yöntemler, iç
politik dengeler çerçevesinde kalmalıdırlar. Amerika'nın 'asli'
çıkarlarıyla çelişik bir durum arz ettiklerinde, Temsilciler Meclisi
üyeleri, farklı bir tutum takınamazlar. Çünkü bu, onların da varlık
nedenine karşı hareket etmeleri anlamına gelir.
İşte Temsilciler Meclisi üyesi bazı milletvekillerinin Ermeni
Tasarısı'na verdikleri desteği çekmelerinin ardında bu gerçek
yatmaktadır. Bu vekiller, 'birileri' tarafından, yasanın Amerikan
çıkarlarına aykırı olacağı konusunda 'ikna edildikleri' için, tasarıdan
desteklerini çekmişlerdir. Yoksa Ermeni Tasarısı'nın yanlış olduğunu
sonradan idrak ettikleri için veya lobi faaliyetleri sonucunda
ceplerinde daha çok dolar gördükleri için vs. bu tutumlarını değiştirmiş
değillerdir. Bu sözlerimizi doğrulayacak en iyi örneklerden biri de, 11
Eylül'den sonra Demokrat ve Cumhuriyetçi vekillerin göstermiş oldukları
tavırdır. 11 Eylül hadisesinden sonra basına beyanat veren Demokrat
vekillerin açıklamalarının, Bush hükümetinin yaptıklarından pek farklı
olmadığı görülecektir. Yani 11 Eylül hadiselerinden sonra Amerika'da
'milli birlik ve beraberliği', ülkenin yine o 'ali menfaatleri'
sağlamıştır! Ermeni tasarısıyla ilgili gelişmeleri doğru anlamak için
de, ülkedeki cari siyasi sistemin bu özelliğini iyi bilmek gerekir.
Bu, Demokratlar'ın çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi'nde Türkiye'nin
başının bundan böyle ağrımayacağı anlamına gelmez. Hayır, Türkiye belki
bazı sıkıntılar yaşayabilir ama bunun bir sınırı olduğu bilinmelidir.
Nasıl ki Kopenhag kriterleri açısından sorunlar çıkaran AB, Türkiye'nin
'stratejik' değeri yüzünden 17 Aralık görüşmeleri sonucunda adaylık
sürecini başlatmışsa, aynı şekilde Amerikan iç siyasetinin aktörleri de,
Türkiye'nin 'stratejik' ortaklık pozisyonunu göz önünde bulundurarak,
bölgesel ilişkileri tehlikeye atacak girişimlerden uzak dururlar. Bu
hususun bilinmesi, sadece Ermeni Tasarısı'yla ilgili gelişmeleri değil,
benzeri başka gelişmeleri de anlamak açısından da önemlidir. |