Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 347 | Kasım  2007

                   

 

 


Ermeni Tasarısı ve Amerika Siyasetinin Gerçeği

ABD Temsilciler Meclisi Alt Komisyonu'nda Ermeni soykırımı ile ilgili tasarının kabulünden sonra başlayan tartışmalar, Bush hükümetinin devreye girip bazı meclis üyelerini ikna etmesi sonucu, durulur gibi oldu. Fakat tasarının Alt Komisyon'dan geçtiği ilk günlerde yapılan propaganda, tasarının bu kez Temsilciler Meclisi'nden de geçeceği yönündeydi. Ancak böyle olmadı. Peki bu gelişmeyi nasıl yorumlamak gerekir? Acaba bu tasarı çerçevesinde Amerikan siyasetine ilişkin bazı gerçekleri görmek mümkün olabilir mi?
Bilinmelidir ki, Ermeni tasarısıyla ilgili gelişmeleri belirleyen asıl unsun, Amerikan iç siyasetindeki dengelerdir. Dolayısıyla konuyla ilgili gelişmeleri anlamak için, ne Ermenilerin bu yöndeki arzuları ne de Türk hükümetlerinin engelleme çabaları baz alınmamalıdır. Elbette ki taraflar bu konuda çaba göstereceklerdir fakat bunların bir sınırı vardır. O da Amerika'nın 'ali menfaatleri'dir. Tıpkı Türkiye'de bütün partiler, devletin ali çıkarları söz konusu olduğunda yahut 'kırmızı kitap'ın ilgi sahasına giren konularda nasıl hadlerini biliyorlarsa, Amerikan siyaseti içerisinde lobi faaliyetleri yaparak nüfuz elde etmek isteyen gruplar veya ülkeler de, Amerika'nın ali menfaatleri söz konusu olduğunda, sınırlarını bilmek durumundadırlar. Son Ermeni Tasarısı vesilesiyle yaşananlar bunun iyi bir örneğini teşkil etmektedir.
Tasarının Alt Komisyon'dan geçtiği dönemde Türk medyasının yaptığı yayınlara bakıldığında, bu 'sınır'a dikkat çeken yorumlarla neredeyse hiç karşılaşılmadığı görülecektir. Amerikan siyasetini iyi bilen gazeteciler bile, bu kez durumun farklı olduğunu ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin siyasi tutumu yüzünden, tasarının Meclis'ten geçebileceği yorumunu yapabilmişlerdir. Ancak bir süre sonra, tasarıya destek veren meclis üyelerinin sayısının ve tasarının Genel Kurul'dan geçme şansının azaldığı görülmüştür. İşte bu gelişmenin ardında yatan ana neden, Amerika'nın bölgedeki çıkarlarının zarar görebileceği endişesidir. Bunu başlangıçta tasarıya destek veren Demokrat üyeler de bilmektedir fakat onların 'muhalefet' pozisyonunda olmaları, sorunun iç siyasi dengelerin kaldırabileceği ölçüye kadar Ermenileri desteklemelerine imkan vermektedir. Fakat Bush hükümetinin tutumu farklıdır. Çünkü tasarının kabulü halinde Türkiye kanadından gelebilecek tepkileri göğüslemek zorunda olan Bush hükümetidir. Bu yüzden, Amerikan yönetimi, tasarının geçmemesi yönünde açık bir tutum belirlemiştir. Yapılan lobi faaliyetleri sonucunda da, 'Amerikan'ın ali çıkarları', iç politikadaki hesapların önüne geçmiştir!
Bu sonucun, Erdoğan hükümetinin koyduğu 'kararlı' tavır yüzünden alındığını söyleyenler de olacaktır ama Amerikan iç siyasetini bilenler, bunun doğru olmadığını teslim edeceklerdir. Çünkü Amerikan lobi sisteminin özelliği gereği, 'farklı' çıkarlar, belirli bir düzeye kadar temsil edilirler. Bu, ülke demokrasisinin 'pluralist' karakteri yüzünden böyledir ve asli amaçlarından biri, farklı unsurların 'tek potada' eritilmesidir. Fakat bu sistemin de bir sınırı vardır. O sınırı da ülkedeki 'güç bloğu'nu oluşturanlar belirlemektedir. Başka ülkelerin yapacağı lobi faaliyetlerinin de bu sınırlar çerçevesinde yürümesi gerekir. Bu ülkeler de, kendilerini ilgilendiren konularda meclis üyelerini etkileyecek yöntemler uygulayabilirler; ancak bu yöntemler, iç politik dengeler çerçevesinde kalmalıdırlar. Amerika'nın 'asli' çıkarlarıyla çelişik bir durum arz ettiklerinde, Temsilciler Meclisi üyeleri, farklı bir tutum takınamazlar. Çünkü bu, onların da varlık nedenine karşı hareket etmeleri anlamına gelir.
İşte Temsilciler Meclisi üyesi bazı milletvekillerinin Ermeni Tasarısı'na verdikleri desteği çekmelerinin ardında bu gerçek yatmaktadır. Bu vekiller, 'birileri' tarafından, yasanın Amerikan çıkarlarına aykırı olacağı konusunda 'ikna edildikleri' için, tasarıdan desteklerini çekmişlerdir. Yoksa Ermeni Tasarısı'nın yanlış olduğunu sonradan idrak ettikleri için veya lobi faaliyetleri sonucunda ceplerinde daha çok dolar gördükleri için vs. bu tutumlarını değiştirmiş değillerdir. Bu sözlerimizi doğrulayacak en iyi örneklerden biri de, 11 Eylül'den sonra Demokrat ve Cumhuriyetçi vekillerin göstermiş oldukları tavırdır. 11 Eylül hadisesinden sonra basına beyanat veren Demokrat vekillerin açıklamalarının, Bush hükümetinin yaptıklarından pek farklı olmadığı görülecektir. Yani 11 Eylül hadiselerinden sonra Amerika'da 'milli birlik ve beraberliği', ülkenin yine o 'ali menfaatleri' sağlamıştır! Ermeni tasarısıyla ilgili gelişmeleri doğru anlamak için de, ülkedeki cari siyasi sistemin bu özelliğini iyi bilmek gerekir.
Bu, Demokratlar'ın çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi'nde Türkiye'nin başının bundan böyle ağrımayacağı anlamına gelmez. Hayır, Türkiye belki bazı sıkıntılar yaşayabilir ama bunun bir sınırı olduğu bilinmelidir. Nasıl ki Kopenhag kriterleri açısından sorunlar çıkaran AB, Türkiye'nin 'stratejik' değeri yüzünden 17 Aralık görüşmeleri sonucunda adaylık sürecini başlatmışsa, aynı şekilde Amerikan iç siyasetinin aktörleri de, Türkiye'nin 'stratejik' ortaklık pozisyonunu göz önünde bulundurarak, bölgesel ilişkileri tehlikeye atacak girişimlerden uzak dururlar. Bu hususun bilinmesi, sadece Ermeni Tasarısı'yla ilgili gelişmeleri değil, benzeri başka gelişmeleri de anlamak açısından da önemlidir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...

www.iktibas.info www.iktibas.info