Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 339 | Mart  2007

                   

 

Derin Devlet Sorunu

 

Avni Özgürel/ 07.02.2007/Radikal

 

Özel hayatımızda olduğu gibi toplum hayatımızda da olayların sorumluluğunu muhayyel, engellenemez ve baş edilemez bir güce dayandırma eğilimindeyiz. Başımıza gelen her felaketi 'kara baht'la izah edişimiz, işlediğimiz her suçu 'Şeytan'a, ya da 'kör talihe' bağlayıp kendimizi 'kader kurbanı' sayışımız bunun sonucu.

Gerçeğe, onu yalın haliyle kabullenmeye uzak durmayı seviyoruz.

Hastalık teşhisi konulduğunda, ya tahlillerde bir karışıklık ya da onları değerlendirmede hata yapıldığı inancıyla doktor doktor dolaşmamızdan tutun, olaylarda hakiki saiki bir yana bırakıp esrarengiz izahlar peşinde koşma merakımıza kadar uzanan zihin yolculuğu hevesimize kadar yansıyan bir hal bu.

Doğal olarak siyaset veya gazetecilik yaparken de sıyrılıyor değiliz ruh/karakter özelliklerimizden.

Dünyada veya Türkiye'de meydana gelen bir hadiseyi yorumlamakta kolaylık sağlayan sabıkalılar listesine sahip olmak bireysel/ toplumsal/siyasal sorumluluktan kurtarıyor bizi. Yahudiler, Amerika, dönmeler, masonlar, MİT, CIA, Mossad, IMF, Ermeni diasporası, Yunan lobisi vs.

'Derin devlet' işte bu heyülanın 'yüzük taşlarından' biri.. İhtilaller, suikastlar gerçekleştiren, bir kadroyu iktidar yapan ya da iktidardan eden, toplumu yönlendiren, her yerde eli kolu olan, sürekli entrika planlayan, her meslekten her meşrepten insanı kullanan, her kirli işe müdahil!.. Devletin içinde, devlet bütün imkânlarını kullanan ama bir şekilde dahil değil; ne meşru otoriteye ne hiyerarşiye tabi! Yargı erkiyle selam/sabahtan azade, kendi hukukuna sahip!

Bunun varlığına biz vatandaşlar olarak inanıyoruz; devleti yönetme mevkiinde olan, kısa bir süre sonra tüm devlet çarkının zirvesine çıkması, yani 'derin' denilene de hükmetme konumuna gelmesi muhtemel olan başbakan da inanıyor... Zira cumhurbaşkanı seçimi sürecinde kendisinin adaylığını engellemeye dönük komplo beklentisi içinde... Hrant Dink suikastının Trabzon'dan başlayıp İstanbul'da devam eden bir 'polis zafiyeti' sonucu gerçekleştiğini kabullenmesi imkânsız. Keza olanca başarı iddiasının ve rakamlarla çizilmeye çalışılan parıltılı tablonun aksine, Türkiye gerçeğinin önümüze gün geçtikçe daha fazla şiddete, suça yönelen bir toplum fotoğrafı koyduğunu da...

Devlet istihbaratının operasyonları, askerin, Emniyet'in bünyesinde entrika çeviren gruplar, çeteleşme yok mu, var elbette. Geçmişte kimi suçluların onları kullandığını zanneden kurumları adeta esir aldığına tanık olduk. Her dönemde oldu, pek çok ülkede oluyor. Ancak unutulmaması gereken husus, bu grupların siyasetin ipleri elinden kaçırdığı ya da söz konusu çetelerden medet umarak onlarla dans ettiği dönemlerde etkinlik kazandığıdır. Kaldı ki 'çeteleşme' sadece eli silahlı adamların maddi/siyasi çıkar sağlama faaliyetinden ibaret de değildir. Bankacısından hukukçusuna, gazetecisinden istihbaratçısına, siyasetçisine varana kadar farklı meslekten kişilerin uluslararası alanda destek sağlayarak belirlediği hedefe ulaşmak için örgütlenebildiğinin sayısız örneği var. Şili'de Allende'yi deviren sadece CIA değildi; Sovyet imparatorluğu ülke yönetimine KGB Başkanlığı'ndan gelen Andrapov'un keyfi öyle istediği için yıkılmadı. Ama bizde de ne 27 Mayıs'ın, ne 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün ve 28 Şubat'ın tek izahı 'derin devlet' değildir. Susurluk hadisesinin de. Geride her zaman 'siyasi çözülme ve zaaf' vardır..

Daha önceki gün ortaya çıktı: Yargıtay hâkimi seviyesinde destek bulan fuhuş şebekesinin varlığı. 'Neşter Operasyonu' diye adlandırılan soruşturma çerçevesinde nelerin su yüzüne çıktığını da hatırlayın. Yakalanan pek çok çetede yetkili konumda asker ve polis var. Bunları 'derin devlet' diye görmek yapılabilecek en büyük hatadır. Derin devlet diye işaret ettiğimizde, hele hele bu iddia Başbakan'ın ağzından çıktığında, olay kimilerinin gözünde 'görmezlikten gelinebilir' nitelik kazanıyor, adi suçlulara 'kimlik' vehmedilmiş oluyor.

En önemlisi, derin devlet diye 'Ogün'ü işaret etmekle gerçek derin tuzaklar, onun planlayıcıları perdeleniyor.

 


 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...