Siyasallaşan PKK
Mümtaz’er
Türköne/ 18.02.2007/ Zaman
Genelkurmay Başkanımız resmî temaslarda bulunduğu ABD'den seslendi: "Son
zamanlarda Kürt konferanslarıyla PKK, insan hakları ve azınlıklara
indirgenip uluslararası platforma taşınmak isteniyor.
Türk
milletinin uyanık olması lâzım." Cumhuriyet gazetesi dün bu sözleri,
"Büyükanıt, düzenlenen konferanslarla terör örgütünün siyasallaştırılmak
istendiğine dikkat çekti." şekline çevirerek manşetine taşımış.
Meselenin özünü anlatan kelime doğru seçilmiş. Sorun, "PKK'nın
siyasallaşması tehlikesi" olarak tanımlanıyor.
Birbirinden bağımsız gibi görünen bütün sorunları bir zincirle birbirine
bağlayan en merkezî sorunumuz olan "Kürt sorunu" hakkında konuşuyoruz.
Kimsenin hata yapma, nereye gideceğini kestiremediği bir lafı söyleme
lüksü yok. "PKK'nın siyasallaşması tehlikesi" ne demek? PKK,
siyasallaşırsa ne olur? PKK neden bugün siyasallaşmaya çalışıyor?
Karşınızdaki örgüt silahlı bir kalkışma içindeyse siz de elinize silahı
alıp karşı koyar, üstesinden gelirsiniz. Peki, siyasallaşırsa ne
yaparsınız? Bu örgütün siyasallaşması Türk vatanı ve devleti için büyük
bir tehlike ise, bu adamların akılları bugüne kadar neredeydi? Silaha
sarılmak yerine neden siyasallaşmadılar? Şiddet yöntemleri yerine neden
siyasal yöntemleri tercih etmediler?
Yaşar
Büyükanıt bize bir oyundan bahsediyor. Bugün PKK'nın birçok ülke
tarafından bir terör örgütü olarak kabul edildiğini hatırlatıyor. Sonra,
Kürt konferanslarının sonuç bildirgelerine dikkat çekiyor. "PKK'yı başka
bir kimliğe dönüştürmek mümkün müdür?" Büyükanıt, herhalde uluslararası
alanda meşrû kabul edilecek bir siyasî kimliği kastediyor ve "bazı
çevreler"in bunu mümkün görmesi üzerine gündem şu şekilde belirleniyor.
"İnsan hakları ve azınlıklara indirelim. Çok uluslu hale getirelim,
siyasî platforma taşıyalım. Yalnız iç siyasetle alâkası yok,
uluslararası siyaset de var." diye ekliyor. Yukarda sorduğumuz soruların
cevaplarına, bu yorumun izinden giderek ulaşabilir misiniz? Bir terör
örgütü, siyasal meşruiyet peşinde ise silahlara veda etmek zorunda.
Siyasallaşmadan neden korkalım?
PKK,
"Kürdistan İşçi Partisi" demek. Stalinist taktiklere göre örgütlenen bu
parti, bugüne kadar silahlı yöntemleri benimsedi. Bu yöntemler için
"terör" kelimesinin kullanılması doğru; çünkü terör, siyasal amaçlarla,
halkı yıldırmak ve bezdirmek için şiddet kullanmak demek. "PKK'nın
siyasallaşması" ibaresi temelden yanlış; çünkü PKK zaten şiddet
yöntemlerini de benimseyen siyasal bir örgüt. "Siyasallaşma" ile
"meşruiyet kazanma" kastediliyorsa, o zaman kritik kavramlar yanlış
kullanılıyor. PKK, şiddet yöntemleri ile siyasal amacına ulaşmaya
çalıştığı için bir "terör örgütü". Şimdi vaat edilen ama henüz
gerçekleşmeyen şey şiddet yöntemlerinin tamamıyla terk edilmesi.
Genelkurmay Başkanı'nın bahsettiği konferanslarda işte bunlar
konuşuluyor. PKK, siyasallaşmaya çalışırken şiddet yöntemlerini terk
etmeye zorlanıyor. Kim zorluyor? Bu konferanslarda diyalog kurmaya
çalıştığı muhatapları. Diyalog aradığı insanlar, "ateşkes" değil
"silahlı yöntemleri bütünüyle terk ettiğini açıklaması" şartını önüne
koyuyor. Barışın konuşulduğu yere silahla girilmez. Silah tehdidi ile
barış gerçekleşmez.
"Silahlı
kalkışma"ya karşı teçhizatlanmış Türk Silahlı Kuvvetleri'nin,
"siyasallaşma"ya karşı çare üretmesi eşyanın tabiatına aykırı. Bu iş
sivil siyasetçilerin işi. Büyükanıt'ın resmî şekilde "terör sorunu"
olarak nitelenen "Kürt sorunu"nu bütünüyle "PKK sorunu"na indirgeme
hatasını hiçbir siyasetçi yapmaz. Şu soruya evet cevabı vermek mümkün
mü: PKK siyasallaşırsa, yani silahtan vazgeçerse terör sona erer mi?
"PKK'nın siyasallaşması"nın bir tehlike değil bir fırsat olduğunu
görebilmek için siyasetin zengin çözümler üreten dünyasında yaşamak,
siyasetçi olmak şart. Meselâ Öcalan'ın İmralı'da "üniter devlet"i
savunması, acaba bir "tehlike" mi, yoksa "fırsat" mı?