Kimileri polisiye roman yazarı gibi. Polisiye romanları severim
aslında ama kitabı elime alır almaz, yazarın benimle oyun
oynayacağını bilirim ve peşin peşin kabul ederim kandırılmayı.
Derin Devler Sorunu Özel hayatımızda olduğu
gibi toplum hayatımızda da olayların sorumluluğunu muhayyel,
engellenemez ve baş edilemez bir güce dayandırma eğilimindeyiz.
Başımıza gelen her felaketi 'kara baht'la izah edişimiz, işlediğimiz
her suçu 'Şeytan'a, ya da 'kör talihe' bağlayıp kendimizi 'kader
kurbanı' sayışımız bunun sonucu.
Bugün Kanaltürk'ün başına gelenler, Türkiye'de oyuncular ve rollerin
değiştiğini, ama oyunun aynı kaldığını gösteriyor. Bir zamanlar
sistemin dışında duran İslamcılar, kimilerine göre değişerek,
kimilerine göreyse takiyye yaparak merkeze taşındılar, başrol
oyuncusu oldular. Düne kadar iktidarın nimetlerinden istifade eden
"laikliği koruma" iddiasındakilerin çoğuysa sistemin dışında kaldı
ya da itildiler, yani birer figüran haline geldiler.
Kimse karnından konuşmasın, Türkiye'de "derin devlet" var. "Dün" de
vardı, "bugün" de var. Derin devlet olayını "isimli, resimli,
örnekli, tanıklı" olarak ve "özetleyerek" anlatacağız. Gerekirse
"örnekleri çoğaltırız." Yine gerekirse "günümüzden örnekler"
sunarız..
Açıklamaların önemini
daha iyi kavramak için Gündeş'in, 23 yılını verdiği MİT'te, 12 Eylül
döneminde, ASALA operasyonunu yönettiğini, Mehmet Eymür imzalı 1.
MİT raporunda Dündar Kılıç ve Şükrü Balcı ile bazı illegal işlere
katılmakla suçlandığını, Çiller döneminde Başbakanlık İstihbarat
Müşavirliği'ne getirildiğini hatırlatalım.
Bir
AKP'li Var Bu "kimlik krizi"
yaşayan milletvekilimiz, kafası hayli karışık olduğu halde, hızla
ilerlemekte olan AKP trenine kendisini atmakta zerre kadar tereddüt
etmemiştir.
MİT'in eski İstanbul
Bölge Müdürü Nuri Gündeş'i günlerdir dinliyoruz. Eskiden de
tanıdığım, kibar bir insandır. 1986'da emekli olduktan sonra,
(90'larına yaklaşıyor) uzun süre sessiz kaldı. Şu sıralarda bir
kitap hazırlığı içinde. Belki bundan dolayı olabilir, aniden TV'lere
çıkar oldu. Çıkmasıyla birlikte de öyle şeyler anlattı ki, geçmiş
yıllarda Derin Devlet'in ne olduğu, Devlet bürokrasisinin nasıl bir
iklim yarattığı çok daha iyi anlaşıldı
Türk milletinin uyanık
olması lâzım." Cumhuriyet gazetesi dün bu sözleri, "Büyükanıt,
düzenlenen konferanslarla terör örgütünün siyasallaştırılmak
istendiğine dikkat çekti." şekline çevirerek manşetine taşımış.
Meselenin özünü anlatan kelime doğru seçilmiş. Sorun, "PKK'nın
siyasallaşması tehlikesi" olarak tanımlanıyor.
İstatistiklerle yalan
söylendiğini biliriz, bugünlerde ise sosyolojik, psikolojik,
pedagojik vb "derin/ince" tahlillerle bir bakıma yalan söylenmekte.
Yalandan çok bilerek ya da bilmeyerek kafa karışıklığı yaratılıyor.
Olgular karşısında yansız(!) bilim adamı, yansız(!) gazeteci
görünmek adına yapılan derin/ince tahlillerle bu hunharca cinayeti
veya gerisindeki "derin devlet"i örttüklerinin, nezaketle adam
öldürme denilen işi yapmakta olduklarının farkındalar mı acaba diye
düşünmekteyim.
Amerika ile Türkiye
arasında imzalanan ilk antlaşma Türk kaynaklarına göre 5 Ekim 1831,
Amerikan belgelerine göre 7 Mayıs 1830 tarihini taşır. Yunan
ayaklanması sırasında Navarin'de donanması yakılan Bab-ı Âli'nin
müttefik arayışının parçası olarak imzalanmıştır. Açık hükümleri
ticari nitelikle, gizli kısmı ise savaş gemisi almaya yöneliktir.
Bizde de insanlarla
konuştuğunuz zaman, "Sistem", "Rejim" ve benzeri kavramlar üzerinde,
bu otomobili satın alan Amerikalı'nınkine benzer şikâyetlerin
seslendirildiğini duyarsınız. Ancak son dönemde rejimdeki ve
sistemdeki aksaklıkları anlamak konusunda, eskisinden daha yoğun
arayışlar var. Örneğin "Derin Devlet "in ne olduğunu neredeyse
anlamak üzereyiz.
Yorum
28 Şubat Üzerine Düşünceler
Kontrol
mekanizmasının sıkı işlemesi ise, özellikle oy avcılığı peşinde koşan ya da
muhafazakar söylemden geçinen çevrelerce, 'bir dönemin sonu' olarak
görülüyordu. Pek çoklarına göre, Türkiye'de 'dini söylem'le yürütülen parti
siyaseti döneminin sonuna gelinmişti. Devamı için
"CUMHURİYET TEHLİKEDE: FARKINDA MISINIZ?"
Benzer
bir çabayı, kapatılma tehlikesiyle karşılaşan laik-söylemli HaberTürk kanalı
da göstermektedir, ama bunlar kamuoyu nezdinde pek taban bulamamaktadır.
Fakat burada başka önemli bir konu vardır ki, asıl bunun üzerinde
durulmalıdır. Devamı için
Kavram
Bereket
Oysa ki
bereketin kaynağı sadece Allah'tır. Ancak O bereket verir ve mübarek
kılabilir. O'nun hiçbir aracıya ihtiyacı yoktur bereket vermek için. Eğer
bir kimseyi ya da bir yeri Allah mübarek kılmazsa hiçbir kuvvet bunu tersine
çevirip orayı mübarek kılıp bereket dağıtamaz. Allah'ın mübarek kıldığını da
hiç kimse değiştiremez. Devamı için
Düşünce
Batılılaşma
Serüveni
Atasoy
MÜFTÜOĞLU
Teknik,
bürokratik, endüstriyel Batı kültürü, bütün toplumlara mekanik bir hayat
tarzı dayatıyor, tek boyutlu bir insanı temsil eden Batı kültürü, insani
dünyaları, anlamları, hassasiyetleri erdemleri yok sayıyor. Bu kültürde
bilgi değerden bağımsızlaşıyor. Bu kültürde, indirgemeci ve dışlayıcı bir
kimlik anlayışı temsil ediliyor. Bu kültür, tekelci ve etnosanatrik bir
uygarlık anlayışını temsil ettiği için, farklı kültürlerle, uygarlıklarla
ilişki-etkileşim kurma ihtiyacı duymuyor.
Devamı için
Beyin
Fırtınası-II
Arif KAYA
Ebu Bekir ve Ömer'in halife
olup olmayacağını, sırasını ve de üstünlüklerinin halifelik sırasına göre
olduğunu ne biliyorlar, ne de böyle bir şeye i'tikad ediyorlardı. Onlar
gaybı bilmedikleri gibi (Allah'ın son elçisine bildirdiği Kur'an hariç),
üstünlüğün takvaya yani Allah'tan gereği gibi korkup sakınmayla mümk Devamı
için
Vasat
Ümmet
Hüseyin ALAN
Derken insanoğlu, yeryüzüne
farklı ümmetler halinde dağıldılar. Şeytan sözünü tutmuş, önlerinden ve
arkalarından yanaştığı yol arkadaşlarından bir kısmını saptırmıştı. Tıpkı
cennette Adem'e yaptığı gibi, Adem'in oğullarından kendisine uyanları da
ikna etmişti. Âdem'in oğullarından ona uyanlar, ataları gibi yanlıştan
dönmek yerine, hatada ısrarcı oldular.
Hani
derler ya; ondan sonrası "çorap söküğü gibi" kendiliğinden gelecektir veya
en azından yapılan bu faaliyetler anlamlı olacaktır.Daldaki meyveyi çeşitli
yöntemlerle düşürebilirsiniz, ama olgunlaşan meyve zaten dibine düşecektir.
O şuur ve bilinç er-geç namaza kavuşacaktır. Yoksa meyveyi çürütmek,
kurtlandırmak, yaralamak, hamken düşürmek olasıdır ve istenen de bu
değildir.
SORU : Prof.
Dr. Süleyman Ateş "1001 Soruda İslam" isimli eserinde "gusül ve abdest"
bahsinde "yellenme abdesti bozar mı?" sorusuna verilen cevabın son kısmında
abdestin bozulmayacağı yönünde kanaat bildirmiştir. Buna cevaz verilirse
cami ve mescitler de insicam kalır mı? Devamı için