Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 339 | Mart  2007

                   

 

 


 

21.YY NASIL BİR KÜLTÜRLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

Abdurrahman ARSLAN

Klasik toplumun özelliğinde üretim ve tüketim ilişkisi hakimdi. Bundan dolayı üretim ve ihtiyaç yaratma mantığı üzerinden işlerliğini sürdürmekteydi. Oysa günümüzün iletişim toplumunda bu durum değişmekte, üretim ve tüketimin yerini doyumsuzluk almaktadır. Yani günümüz toplumunda emtia ve ihtiyaçların üretiminin yerini doyumsuzluk üretimi almıştır.

            Doyumsuzluk, karşılanabilir bir ihtiyaçla ortadan kaldırılabilir değildir; doyumsuzluğun giderilmesini sağlayacak bir karşılık yoktur. Bu yüzden öyle görünmesine rağmen, doyumsuzluk aslında her hangi bir nesneye yönelik bir talebi ifade etmez. Bu sürekli yaşanan bir 'durum' özelliği taşıdığından, somut bir karşılığı olamamaktadır.

            Doyumsuzluk, günümüz toplumsal kültürünün belirgin özelliğini teşkil ediyor. Ve günümüzün toplumunun yeniden üretilmesinin önemli kaynağı halini almıştır. Doyumsuzluk, kültürel bir yapı olarak vücut bulmaktadır. Ya da günümüzün kültürü, doyumsuzluk üzerinden var edildiğinden, artık toplum genelinin ihtiyaçlarının karşılanması söz konusu olmaktan çıkıyor; bireylerin kendi tercihleri olan doyumsuzluk karşılama yolları söz konusu olmaktadır.

            Bu doyumsuzluk hali, sosyal ilişkilerin, demokrasinin ve üretimi belirleyen kapitalizmin mantığını da dönüştürmektedir. Yeni doyumsuzluk halinin giderilmesini sağlayacak taleplerin mantığı tarafından demokrasiye hakim Kartezyen mantık da dönüşüme uğramaktadır. Günümüzün demokratik toplum ideali, çoğulcu özelliğiyle, toplumsal hayatı bütünüyle şeffaflaştırmakta, yani transparant bir toplum tasarımı içermektedir.

            Klasik dönemin toplum tasarımında demokrasi, mesiyanik bir işlev/görev yüklüydü; yani kurtarıcı olma çabasının önemli araçlarından biriydi. Oysa günümüzde demokrasi, doyumsuzluğun içinde varlığını sürdüren kapalı bir rahim inşa etmenin imkanını aramaktadır. Zira doyumsuzluk, siyasal olanı belirler duruma geldiğinden, bedenin taleplerinin karşılanması, artık entelektüel taleplerin önüne geçmektedir. Bu yüzden, 21. yüzyılın hakim kültürü insanda sorumsuzluk ve ilgisizlik yaratmaktadır.

            Bize bu doyumsuzluğu yaratan 21. yüzyılın kültürünün temel vasfı, herhangi bir sabitesinin olmayışıdır. Yani izafiyet içerikli bir kültür olma özelliği taşıyor. Bu kültür sadece bedeni taleplerin hakikat olduğunu kabul etmektedir. Bunun dışında herhangi bir hakikat kaynağı tanımamaktadır. Bu yüzden, "üç dakikadan fazla süren hiçbir şey gerçek değildir" denmektedir.

            Demokrasi, bugün beden-bağımlı taleplerin karşılanmasıyla yüklü siyasal talepleri ifade etmektedir. 21. yüzyılda iktidarlar, kendilerini buna göre ayarlamaktadırlar. Bu bağlamda, bedenin yeni bir işlevi olduğunu görüyoruz; aynı zamanda da bu yeni bir beden anlayışını ifade ediyor. Günümüzde beden, artık bilginin sahih kaynağını teşkil etmektedir. Bu, günümüzün post-modern dünyasının insan anlayışında radikal bir değişikliğe işaret etmektedir. Bu şu demektir: insan aklının hayatı düzenlediği dönemden, bugün bedenin ya da onun tiryakisi olduğu hayat tarzının aklı düzenlediği bir döneme geçiş yapmaktayız.

            Klasik dönemde bilginin kaynağı insanın dışındaydı ve insan amellerini/faaliyetlerini, bunu referans alarak gerçekleştirmekteydi. Oysa günümüzde hakikat, nesnel olmaktan çıktı; öznel ve geçici bir özellik kazandı. Öznel hakikat, bedenin tecrübesiyle sınırlı bir hakikat anlayışını ifade ediyor. Yani bu, "herkesin hakikati kendisine aittir ve tartışılmaz" demektir.

            Bu durumda, beden kendinin doğruladığı, meşru gördüğü bir hakikati yaşamanın tiryakisi haline gelmiştir. Yeni emperyalizm, bedenlerin taleplerinde sürüp gitmektedir. Bunun siyasal ifadesi, demokratik talepler olmaktadır.

            Bütünüyle manipüle edilen bir toplum hali içinde yaşamaktayız. Demokrasi, günümüzde, klasik özgürlük imkanı değil, bedenin taleplerinin dile getirildiği, bütünüyle zevk toplumu olmanın imkanıdır. Ulus-devletin müdahalesi azalırken, küresel müdahalenin gücü artmaktadır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...