Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 341 | Mayıs  2007

                   

 

 


“Avrupa’nın Müslümanları İçin Marshall Planı”
- Amerikan dış politikası Avrupa'nın hoşnutsuz göçmenleriyle ittifakı arıyor -

 

Mariam Lau

Çev: Kamil Cengiz
Die Welt/23.02.2007

Marshall Planı'nın bir nefesi Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın yeni bir inisiyatifine hayat veriyor: Avrupalı Müslümanların teveccühlerini kazanma mücadelesi. Mesela daha henüz Başbakan Merkel'le buluşmadan önce Dışişleri Bakanı Rice Berlin ziyaretinde Çarşamba günü kendilerine 'demokrasi için savaşta müttefik' olarak hitap ettiği bir gurup Alman müslümanlarını etrafında toplamıştı. Almanya Türk Toplumu'nun Başkanı Kenan Kolat "Alman hükümeti bundan kendine bir pay biçmeli" diyerek takdir duygularını ifade ediyordu. "Burada bizimle birileri konuşmadan önce, terörden beri olduğumuzu açıklamamız gerekiyor, Amerikalılar bunu zaten bir öncül olarak kabul ediyorlar."
Toplantının katılımcıları, çatı kuruluşların yöneticileri, Türk kökenli milletvekilleri Cem Özdemir gibi, Omid Nouripour ya da Yeşillerden Ekin Deligöz. Liberallerden Mehmet Daimagüler ya da Sol Parti'den Hakkı Keskin konuşmanın açıklığı konusunda etkilendiklerini belirttiler. Bu cümleden olarak CIA araştırma komisyonunun başkan yardımcısı olarak Cem Özdemir sadece Murat Kurnaz ya da El-Mazri konularını değil, fakat genel olarak teröre karşı savaştaki hukuk devleti ilkesi konularını da gündeme getirmişti. Özdemir'e göre "Bayan Rice açıkça ABD’nin birçok hatalar yaptığını itiraf etti. Fakat bizden Amerikan hükümetine karşı eleştirileri Amerikan halkına yönelik tutumdan genel olarak ayırmamızı istedi."
"Başörtüsü takmayın" çağrılarıyla çok eleştirilen ve polis korumasına sahip olan Ekin Deligöz ise kadınların durumuna değinmişti. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı ABD'nin, bütün dünyada ve özellikle de müslüman kadınların durumunu iyileştirmek için gösterdiği gayretlerden bahsetmiş. Bunlar, Bosna, Darfur, Afganistan (Bayan Rice ABD'nin nerelerde müslümanların müttefiki olarak aktif olduğunu böylece göstermiş oluyor.) Ve bu desteğin kesinlikle sadece askeri açıdan olmadığını göstermeye özel bir gayret gösterdi. Katılımcılar Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda hemfikirdiler ve bu, Amerikalıların uzun zamandır besledikleri bir arzu.
Bu buluşma, Dışişleri'nin ve Vatanı Koruma Bakanlığı'nın bir zamanlar öncesi başlattıkları çalışmaların bir parçasıdır. Dışişleri'nin Avrupa ve Avrasya masasının başkanı Daniel Fried Avrupadaki 'milliyetçilik' dalgası konusunda kaygı duyduklarını ve müslümanlara toplumlara entegre olma konusunda yardımcı olmak istediklerini açıkladı. Fried şöyle dedi: "Müslümanlardan hep: 'bize yardımcı olabilir misiniz?' ve 'Biz hem Müslüman hem de iyi Avrupalılar olmak istiyoruz' diye duyuyorum".
Konrad Adenauer Vakfı, Heinrich Böll Vakfı ve Amerikan elçisi William Timken ile birlikte kısa bir zaman önce Berlin'de büyük bir toplantıda 'Bir vatandaş olarak Müslüman' konusunda konuşulmuştu. Kendisi de Marshall Funds'ın bir programıyla birkaç hafta Amerika'yı gezmiş olan Cem Özdemir şunları aktarıyor: "Toplantı salonuna göz attığımda daha önce de ABD'ye ziyaret programlarına katılanların çoğunlukta olduğunu gördüm; ya Genç Liderler olarak ya da ABD Dışişleri Bakanlığı'nın veya bir Think Tank'in davetlisi olarak gitmişler. Orada gerçekten de büyük bir plan var."
Bunu Alman-Amerikan işbirliği koordinatörü olan Karsten Voigt (SPD) tasdikliyor. "Washington'da, Avrupa'daki Müslümanların entegre edilememesinin radikalleşmeye katkı sağladığı ve bundan dolayı bir emniyet rizikosu bulunduğu kanaati hakim. Onlar şu noktada kendilerinden eminler: Biz bu işi daha iyi yapıyoruz. Bu arada ABD'deki ve buradaki müslümanlar hakkında tamamen farklı sosyal ve jeopolitik gurupların sözkonusu olduğu unutulmaktadır." Berlin'deki Amerikan elçiliğinde Kültür ataşesinin yardımcısı Ruth Anne Steevns Alman hükümetinin işlerine karışmak istemediklerini belirtiyor. "Fakat orada birçok sorun var ve yardım edebileceğimiz yerlerde severek yardıma hazırız."
Elçi Timken ve eşi Sue göreve başladıkları günden itibaren bu mevzuda angaje olmaktadırlar. Firmalar tarafından finanse edilen "Windows on America" isimli 25 Müslüman kızın katıldığı ziyaret programını Timken kendisi Frankfurt’taki Merkez Camii'nde tanıtmıştı. Yine oldukça çok sakallı bir imamı Kaliforniya’dan Berlin'e davet eden de Timken'di. Bu imam Alman otoyolları ve hızlı motorsikletler konusundaki heyecanını Amerika'ya ve onun vatandaşlık kavramına hayranlık duygularıyla birleştiriyordu. "Ben önce Amerikalı'yım, sonra Müslümanım." İnisiyatifin çekirdeğini teşkil eden böyle bir tecrübe Almanya'da henüz yokmuş.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...