|

“Avrupa’nın Müslümanları İçin Marshall Planı”
- Amerikan dış politikası Avrupa'nın hoşnutsuz
göçmenleriyle ittifakı arıyor -
Mariam Lau
Çev:
Kamil Cengiz
Die Welt/23.02.2007
Marshall Planı'nın bir
nefesi Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın yeni bir inisiyatifine hayat
veriyor: Avrupalı Müslümanların teveccühlerini kazanma mücadelesi.
Mesela daha henüz Başbakan Merkel'le buluşmadan önce Dışişleri Bakanı
Rice Berlin ziyaretinde Çarşamba günü kendilerine 'demokrasi için
savaşta müttefik' olarak hitap ettiği bir gurup Alman müslümanlarını
etrafında toplamıştı. Almanya Türk Toplumu'nun Başkanı Kenan Kolat
"Alman hükümeti bundan kendine bir pay biçmeli" diyerek takdir
duygularını ifade ediyordu. "Burada bizimle birileri konuşmadan önce,
terörden beri olduğumuzu açıklamamız gerekiyor, Amerikalılar bunu zaten
bir öncül olarak kabul ediyorlar."
Toplantının katılımcıları, çatı kuruluşların yöneticileri, Türk kökenli
milletvekilleri Cem Özdemir gibi, Omid Nouripour ya da Yeşillerden Ekin
Deligöz. Liberallerden Mehmet Daimagüler ya da Sol Parti'den Hakkı
Keskin konuşmanın açıklığı konusunda etkilendiklerini belirttiler. Bu
cümleden olarak CIA araştırma komisyonunun başkan yardımcısı olarak Cem
Özdemir sadece Murat Kurnaz ya da El-Mazri konularını değil, fakat genel
olarak teröre karşı savaştaki hukuk devleti ilkesi konularını da gündeme
getirmişti. Özdemir'e göre "Bayan Rice açıkça ABD’nin birçok hatalar
yaptığını itiraf etti. Fakat bizden Amerikan hükümetine karşı
eleştirileri Amerikan halkına yönelik tutumdan genel olarak ayırmamızı
istedi."
"Başörtüsü takmayın" çağrılarıyla çok eleştirilen ve polis korumasına
sahip olan Ekin Deligöz ise kadınların durumuna değinmişti. Bunun
üzerine Dışişleri Bakanı ABD'nin, bütün dünyada ve özellikle de müslüman
kadınların durumunu iyileştirmek için gösterdiği gayretlerden bahsetmiş.
Bunlar, Bosna, Darfur, Afganistan (Bayan Rice ABD'nin nerelerde
müslümanların müttefiki olarak aktif olduğunu böylece göstermiş oluyor.)
Ve bu desteğin kesinlikle sadece askeri açıdan olmadığını göstermeye
özel bir gayret gösterdi. Katılımcılar Türkiye'nin AB'ye üyeliği
konusunda hemfikirdiler ve bu, Amerikalıların uzun zamandır besledikleri
bir arzu.
Bu buluşma, Dışişleri'nin ve Vatanı Koruma Bakanlığı'nın bir zamanlar
öncesi başlattıkları çalışmaların bir parçasıdır. Dışişleri'nin Avrupa
ve Avrasya masasının başkanı Daniel Fried Avrupadaki 'milliyetçilik'
dalgası konusunda kaygı duyduklarını ve müslümanlara toplumlara entegre
olma konusunda yardımcı olmak istediklerini açıkladı. Fried şöyle dedi:
"Müslümanlardan hep: 'bize yardımcı olabilir misiniz?' ve 'Biz hem
Müslüman hem de iyi Avrupalılar olmak istiyoruz' diye duyuyorum".
Konrad Adenauer Vakfı, Heinrich Böll Vakfı ve Amerikan elçisi William
Timken ile birlikte kısa bir zaman önce Berlin'de büyük bir toplantıda
'Bir vatandaş olarak Müslüman' konusunda konuşulmuştu. Kendisi de
Marshall Funds'ın bir programıyla birkaç hafta Amerika'yı gezmiş olan
Cem Özdemir şunları aktarıyor: "Toplantı salonuna göz attığımda daha
önce de ABD'ye ziyaret programlarına katılanların çoğunlukta olduğunu
gördüm; ya Genç Liderler olarak ya da ABD Dışişleri Bakanlığı'nın veya
bir Think Tank'in davetlisi olarak gitmişler. Orada gerçekten de büyük
bir plan var."
Bunu Alman-Amerikan işbirliği koordinatörü olan Karsten Voigt (SPD)
tasdikliyor. "Washington'da, Avrupa'daki Müslümanların entegre
edilememesinin radikalleşmeye katkı sağladığı ve bundan dolayı bir
emniyet rizikosu bulunduğu kanaati hakim. Onlar şu noktada kendilerinden
eminler: Biz bu işi daha iyi yapıyoruz. Bu arada ABD'deki ve buradaki
müslümanlar hakkında tamamen farklı sosyal ve jeopolitik gurupların
sözkonusu olduğu unutulmaktadır." Berlin'deki Amerikan elçiliğinde
Kültür ataşesinin yardımcısı Ruth Anne Steevns Alman hükümetinin
işlerine karışmak istemediklerini belirtiyor. "Fakat orada birçok sorun
var ve yardım edebileceğimiz yerlerde severek yardıma hazırız."
Elçi Timken ve eşi Sue göreve başladıkları günden itibaren bu mevzuda
angaje olmaktadırlar. Firmalar tarafından finanse edilen "Windows on
America" isimli 25 Müslüman kızın katıldığı ziyaret programını Timken
kendisi Frankfurt’taki Merkez Camii'nde tanıtmıştı. Yine oldukça çok
sakallı bir imamı Kaliforniya’dan Berlin'e davet eden de Timken'di. Bu
imam Alman otoyolları ve hızlı motorsikletler konusundaki heyecanını
Amerika'ya ve onun vatandaşlık kavramına hayranlık duygularıyla
birleştiriyordu. "Ben önce Amerikalı'yım, sonra Müslümanım."
İnisiyatifin çekirdeğini teşkil eden böyle bir tecrübe Almanya'da henüz
yokmuş. |