|

Darbeler ve Cumhuriyetler
Ayşe Önal/14.04.2007/ Star
Kaba bir tanımla Cumhuriyet kışla ile
kilisenin kavgasından muzaffer çıkan tüccarların hikâyesidir. Gücünü
kiliseden alan monarşiye karşı gücünü millet değerinden alan ekonomik el
değiştirme hikâyesidir.
Dünyanın ilk cumhuriyetleri Atina şehir devletleridir. Ancak antik
dönemi atlarsak Cumhuriyet bir yönetim şekli olarak ilk kez Fransız
devrimi ile ortaya çıktı.
18. yüzyılda dev Fransız dış ticaretinin yarattığı varlıklı burjuvazi
sahip olduğu ekonomik güce muadil bir politik güç talep etmişti. Kralın
monarşi yetkilerinde ısrarına karşı başlayan isyan 1792'de kırk bin idam
ile sona ermiş, cumhuriyet ilan edilmişti.
Fransız cumhuriyeti monarşiyi devirip, kralı idam ettiyse de gerçekte,
kendisine bağlı bütün monarşiler üstünde tartışılmaz bir güç olan
Katolik Kilisesi'ne karşı bir devrimdir. Nitekim devrimden sonra Kilise
büyük bir reform başlatmıştır.
Fransız Cumhuriyeti bir çağı bitirmiştir. Kilise gücünü milliyetçiliğe
teslim etmiştir. Milliyetçilikte sömürge rejimlerinden beslenen
imparatorlukları parçalamıştır.
Avrupa'yı bir yangın gibi saran akıma göre kendisini yenileyen,
İngiltere, İsveç, Norveç gibi monarşiler ayakta kalmış, Yunanistan,
İspanya, Portekiz, Osmanlı hanedanları ise yönetimden
uzaklaştırılmışlardır.
Bu nedenle bir Fransız buluşu olmasına rağmen Fransa Cumhuriyetle
yönetilen Krallık - İngiltere Krallıkla yönetilen Cumhuriyettir sözü
popülerdir.
Müslüman toplumlarda cumhuriyetleri korumak pahalıdır. Cezayir
Demokratik Cumhuriyeti 300 bin ölümle, Mısır Cumhuriyeti, Federal
Nijerya Cumhuriyeti askeri darbeler ve idamlarla, Somali Cumhuriyeti bir
milyon ölümle korundu. Tunus Cumhuriyeti'nde ise serbest bir seçim olsa
kazanan Cumhuriyet olmayacaktır.
Bu toplumlarda yönetime talip kışlalar milliyetçiliğe, camiiler din
hatta mezhep ortaklığına dayanırlar. Cumhuriyet'in halka rağmen tepeden
indirilen bir darbe olduğu kanaati nedeniyle laik Müslüman toplumlarda
halk ve devlet farklı algılanır. Fas ve Ürdün krallıklarında darbeye
rastlanmaz. Çünkü rejim ve halk farklı algılanmaz.
Müslüman bir toplumda cumhuriyet deneyen ilk askeri lider Mustafa
Kemal'dir. Dinin belirleyici olduğu toplumun dokusuna uymadığı yıllar
içinde görülen Cumhuriyet Batı'dakinin aksine darbelerle korunmuş, ancak
her darbe Cumhuriyet'i yaralamıştır. Böylece kışla en çok korktuğu cami
ile iktidarı paylaşmak zorunda kalmıştır.
Bizim gibi toplumlarda askeri darbeler demokrasiyi feda ederek
cumhuriyeti bekler. Bu nedenle Türkiye'nin her cumhurbaşkanlığı seçimi
darbe gölgesinde gerçekleştirilir. Her darbe rejimi en çok korktuğuna
yaklaştırır...
1923 - 2007 arasında 17 kez, 10 cumhurbaşkanı seçtik. Kimileri
darbelerin generalleriydi, kimileri başbakanlardı. Ancak kavgasız geçen
tek bir cumhurbaşkanlığı yoktu. Türkiye'de sadece Ahmet Necdet Sezer 28
Şubat balans ayarından sonra seçilmesine rağmen bu sınıflamanın dışında
kaldı.
Cumhuriyeti kuran takımdan Mustafa Kemal ve halefi İsmet İnönü'yü kapsam
dışı tuttuğumuzda asker ve sivillerin Çankaya savaşlarında dörde dört
eşit olduklarını görüyoruz. Başbakan Tayip Erdoğan'ın Türkiye'nin 11.
Cumhurbaşkanı olması halinde siviller üstünlüğü ele geçirmiş olacaklar.
|