Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 341 | Mayıs  2007

                   

 

 


Darbeler ve Cumhuriyetler

Ayşe Önal/14.04.2007/ Star

Kaba bir tanımla Cumhuriyet kışla ile kilisenin kavgasından muzaffer çıkan tüccarların hikâyesidir. Gücünü kiliseden alan monarşiye karşı gücünü millet değerinden alan ekonomik el değiştirme hikâyesidir.
Dünyanın ilk cumhuriyetleri Atina şehir devletleridir. Ancak antik dönemi atlarsak Cumhuriyet bir yönetim şekli olarak ilk kez Fransız devrimi ile ortaya çıktı.
18. yüzyılda dev Fransız dış ticaretinin yarattığı varlıklı burjuvazi sahip olduğu ekonomik güce muadil bir politik güç talep etmişti. Kralın monarşi yetkilerinde ısrarına karşı başlayan isyan 1792'de kırk bin idam ile sona ermiş, cumhuriyet ilan edilmişti.
Fransız cumhuriyeti monarşiyi devirip, kralı idam ettiyse de gerçekte, kendisine bağlı bütün monarşiler üstünde tartışılmaz bir güç olan Katolik Kilisesi'ne karşı bir devrimdir. Nitekim devrimden sonra Kilise büyük bir reform başlatmıştır.
Fransız Cumhuriyeti bir çağı bitirmiştir. Kilise gücünü milliyetçiliğe teslim etmiştir. Milliyetçilikte sömürge rejimlerinden beslenen imparatorlukları parçalamıştır.
Avrupa'yı bir yangın gibi saran akıma göre kendisini yenileyen, İngiltere, İsveç, Norveç gibi monarşiler ayakta kalmış, Yunanistan, İspanya, Portekiz, Osmanlı hanedanları ise yönetimden uzaklaştırılmışlardır.
Bu nedenle bir Fransız buluşu olmasına rağmen Fransa Cumhuriyetle yönetilen Krallık - İngiltere Krallıkla yönetilen Cumhuriyettir sözü popülerdir.
Müslüman toplumlarda cumhuriyetleri korumak pahalıdır. Cezayir Demokratik Cumhuriyeti 300 bin ölümle, Mısır Cumhuriyeti, Federal Nijerya Cumhuriyeti askeri darbeler ve idamlarla, Somali Cumhuriyeti bir milyon ölümle korundu. Tunus Cumhuriyeti'nde ise serbest bir seçim olsa kazanan Cumhuriyet olmayacaktır.
Bu toplumlarda yönetime talip kışlalar milliyetçiliğe, camiiler din hatta mezhep ortaklığına dayanırlar. Cumhuriyet'in halka rağmen tepeden indirilen bir darbe olduğu kanaati nedeniyle laik Müslüman toplumlarda halk ve devlet farklı algılanır. Fas ve Ürdün krallıklarında darbeye rastlanmaz. Çünkü rejim ve halk farklı algılanmaz.
Müslüman bir toplumda cumhuriyet deneyen ilk askeri lider Mustafa Kemal'dir. Dinin belirleyici olduğu toplumun dokusuna uymadığı yıllar içinde görülen Cumhuriyet Batı'dakinin aksine darbelerle korunmuş, ancak her darbe Cumhuriyet'i yaralamıştır. Böylece kışla en çok korktuğu cami ile iktidarı paylaşmak zorunda kalmıştır.
Bizim gibi toplumlarda askeri darbeler demokrasiyi feda ederek cumhuriyeti bekler. Bu nedenle Türkiye'nin her cumhurbaşkanlığı seçimi darbe gölgesinde gerçekleştirilir. Her darbe rejimi en çok korktuğuna yaklaştırır...
1923 - 2007 arasında 17 kez, 10 cumhurbaşkanı seçtik. Kimileri darbelerin generalleriydi, kimileri başbakanlardı. Ancak kavgasız geçen tek bir cumhurbaşkanlığı yoktu. Türkiye'de sadece Ahmet Necdet Sezer 28 Şubat balans ayarından sonra seçilmesine rağmen bu sınıflamanın dışında kaldı.
Cumhuriyeti kuran takımdan Mustafa Kemal ve halefi İsmet İnönü'yü kapsam dışı tuttuğumuzda asker ve sivillerin Çankaya savaşlarında dörde dört eşit olduklarını görüyoruz. Başbakan Tayip Erdoğan'ın Türkiye'nin 11. Cumhurbaşkanı olması halinde siviller üstünlüğü ele geçirmiş olacaklar.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...