DİKKÂT! OKUMUŞ OLDUĞUNUZ YAZI TAMAMEN ALINTI OLUP SİYASAL UFUK HAREKETİ
TARAFINDAN KALEME ALINMIŞTIR. GENÇLERDEN oluşan bu hareket;
çocukyıldızlar, artistler, kafasıkarışıklar, kendilerine 'ulusalcı' ya
da 'milliyetçi' gibi 'lakaplar' takan komplo hastası meczuplardan
oluşmamaktadır.
1 Mayıs 2007 Salı günü yollamış oldukları metnin harikûlade bir metin
olduğunu düşünüyor ve görüşlerini daha fazla sayıda insana
duyurabilmeleri için bütünüyle alıntılıyorum.
İsrail - İran Denklemini Çözen Röportaj
iyibilgi.com/15.12.2006
Ahmedinejad ABD'nin en önemli düşünce kuruluşu CFR'de bir röportaj
verdi. Bu uzun röportajın çok kısa haberleri medya da duyuruldu. Fakat
konuşmanın son derece kritik ve İran-İsrail denklemini açıklayan
kısımlar sunulmadı. iyibilgi işte o röportajı yayınlıyor...
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad Ekim ayının 9'unda dünyaca ünlü ve
hakkında sayısız spekülasyon bulunan, ABD'nin en önemli düşünce üretim
kuruluşu CFR'da (Council on Foreign Relations) bir söylev-röportaj
yaptı. Bu uzun konuşma ve karşılıklı soru-cevapların çok kısa haberleri
medya da duyuruldu. Fakat bu konuşmanın aslında son derece kritik ve
İran-İsrail denkleminin bugünkü parametrelerini gösteren tam metni
sunulmadı. Esasen CFR üyeleriyle Ahmedinejad arasında geçen hararetli
tartışmaların izdüşümleri bugün Ortadoğu'da yaşanıyor. Ahmedinejad'ın
toplantı ardından yaptığı değerlendirmede bu çoklu görüşmenin aslında ne
denli polemiğe dayandığını gösteriyor; "Ben bu toplantıda temel ve
stratejik soruların sorulmasını bekliyordum. Fakat sorulan sorular
düzeyi, gazetecilerin basın toplantılarında sordukları sorular sedyesini
aşmadı. Benim edindiğim intiba'ya göre, Amerika devlet adamlarının iç ve
uluslararası politikalar konusunda uğradıkları yenilgilerin nedeni,
toplumsal ve uluslararası gerçeklerden uzak kalmaları ve yanlış siyasi
bilgilerden etkilenmiş olmalarıdır." Bu söyleşi şu sıralarda yapılmakta
olan Yahudi soykırımına ilişkin gerçekleri tartışan dünyanın her
yerinden İran'a gelmiş bilimadamlarının neden bu ülkede toplandığını da
açıklıyor. İran'ın bu meselede "araştırmacıların söyleyecekleri yüzünden
saldırıya uğrama ihtimalini başından kesme" stratejisi de gözlemleniyor.
Bir başka yön İran'ın geleneksel diplomasiyi yorumlayış biçimi. Buna
ilişkin ipuçları da bu metinde yer buluyor. İran Cumhurbaşkanı'nın tüm
Ortadoğu'yu okuyuş biçimi de analiz edilebiliyor ve Amerika ile ilgili
yaklaşımları da ilginç. İşte bu çekişmeli platformun tam metni…
Ahmedinejad: Siz bağımsız ve sivil bir kuruluş olduğunuzu
belirtiyorsunuz. Değindiğiniz meseleler özel ve değişik konuları
içermektedir. Dünyada bir çok gelişme yaşanıyor. Bizlerse
çalışmalarımızı bazı güçler ve partilerin istek ve çıkarlarıyla sınırlı
tutmamalıyız. Bizler doğrudan dünya gelişmelerini izleyip
değerlendirmeliyiz. Sizin açınızdan dünya şartlarının ne olduğunu
bilmiyorum. Fakat bana göre 2. dünya savaşı sonrası kurulan düzen ve
egemen şartlar değişmiştir ve artık devam ettirilemez. Elbette bazı
kimseler kendi çıkarlarını temin etmek için mevcut statükonun devam
etmesini isteyebilirler. Fakat bir çok kimse mevcut şartları kabul
etmiyor. Pek az kimse dünyaya egemen mevcut şartları benimsiyor ve
geleceğe ümitle bakabiliyor. Çünkü dünyada ayırımcılık, kriz ve nefret
dalgaları yayılmakta. Nitekim Afganistan, Filistin ve Irak'ta durum
iyiye gitmiyor. Afrika ile güney Amerika'da bir çok sorun yaşanıyor.
Bazı güçlerin kullandıkları dil, tehdit ve zorbalık edebiyatıdır.
Silahsızlanma pakt ve taahhütleri bulunduğu halde, nükleer silahlanma
yarışı devam ediyor. Eğer 2. dünya savaşı sonrası mevcut yapıyla barış
ve huzur sağlanmış olsaydı, nükleer silahlanma son bulmuş olurdu. Fakat
görüldüğü gibi, 2. ve 3. kuşak nükleer silah ve bombalar geliştiriliyor.
Yani barış iddialarına rağmen endişe verici tehdit politikaları devam
ediyor. Nitekim bazı güçlerin dünya ülkelerinin iç işlerine karışmaları
tehlikeli boyutlar kazanmıştır. Irak ve Afganistan işgali devam ediyor.
Demek ki son 60 yılda ideal bir noktaya ilerleyemedik. Bu yüzden beşeri
toplum için üzülenler, böyle bir iddiada bulunanlar, yaptıklarını
yeniden gözden geçirmeli ve yeni yollar aramalıdır. Çünkü ahlakın
siyasetten ayrı tutulup soyutlanması, milletlerle devletlerarası
münasebetlere ağır darbeler indirmiştir. Günümüzde diploması; aldatma,
yalan ve adaletsizlik sahnesine dönüşmüştür. Nitekim iki politikacının
birbirine açık ve sadakatle davranmasına pek az rastlanıyor. İki
diplomat birbirine gülümsedikleri halde, karşı tarafı nasıl aldatıp
yağmalayacaklarını düşünüyorlar. Bu yolun sonu nereye varır? Acaba böyle
bir süreçle dünyanın barış ve huzura kavuşacağı söylenebilir mi? Dünya
milletlerinin, özellikle Orta Doğu halklarının süper güçlere bağımlı
hükümetlere karşı duydukları tepki, hayıra alamet değildir. Bu yüzden
bizim asıl görevimiz, mevcut çarpık düzeni ıslah etmektir. Bir çok
insanın inancına göre, bazı güçlerin politikaları sonucu dünyaya kriz
şartları dayatılmıştır. Söz konusu güçlerin kendi milli menfaatlerine ve
milletlerine bile zarar verdikleri söylenebilir. Bazı güçler,
milletlerin istek ve ihtiyaçlarına yabancıdırlar ve ne yapacaklarını
bile bilemiyorlar. Çünkü bu güçler milletleri tanımadıkları gibi,
çıkarcı hedefler doğrultusunda milletlerin siyasi ve toplumsal sahasına
müdahale edip, akıl ve mantık kurallarını çiğneyerek ortamı
gerginleştiriyorlar. Nitekim bu gerginlik ve kırılgan şartların
Filistin, Irak, Afganistan ve Lübnan'a dayatıldığına tanık olmaktayız.
Bazı güçler yaptıklarını gözden geçirmelidirler.
Özellikle Amerika bu gerçeği anlamalıdır. Çünkü Amerika hem kendi
halkına hem de diğer milletlere ölümcül ve ağır darbeler indiriyor.
Amerikanın Ortadoğu'da uyguladığı politika, bölge ülkeleri ve
milletlerinin hınç ve öfkesini uyandırmış, bir milyarı aşkın İnsanın
nefretini kazanmıştır. Amerikanın uyguladığı bölgesel politikalar
yanlıştır. Çünkü mevcut şartlar 60 yıl önceki şartlara benzemez. 60 yıl
önce yaşanan savaş dönemi artık kapanmıştır. O savaşı kazananlar, özel
imtiyazlar elde edip, dünya toplumunu yönetme ayrıcalığına kavuştular.
Fakat artık milletler en doğal ve temel haklarını aramaya başlamış
bulunuyor. Bu yüzden eski politikaları mantıki ilkeler üzerinde yeniden
gözden geçirme zamanının gelip çattığını söyleyebiliriz.
Eğer 60 yıl önceki bakış açılarımızla hareket eder ve sadece uygulanan
yöntemleri gözden geçirirsek yine hiçbir değişiklik meydana gelmez.
Günümüz dünyası, adalete ve ahlaki değerlere ihtiyaç duymaktadır.
İnsan'ın şeref ve haysiyetini sağlayıp korumaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Hepimiz bu ilke ve değer ölçülerine inanmalı, onlara bağlı kalmalıyız.
Soru: Siz Holocoust'u inkar edip, bunun Yahudiler lehine türetilmiş bir
efsane olarak tanımladınız. Ben bizzat orayı ziyaret edip, Yahudilerin
katledildiklerine tanık oldum. Amerika milletinin Yahudi soykırımını
inkar girişiminden büyük üzüntü duyduklarını anlamanızı ümit ediyorum.
Siz defalarca İsrail'in haritadan silinmesini istediniz. Bu sözleriniz
büyük endişelere yol açmıştır. Sizin Yahudi düşmanı olduğunuz
söyleniyor. Bunu niçin yapıyorsunuz?
Ahmedinejed: Ben bunu ret etmiyorum. Fakat sözlerinizi ispatlayacak bazı
bilgi ve belgelerin sunulması gereğine inanıyorum. Mutlaka sözlerinizi
ispatlayacak deliller mevcuttur. Fakat onları gösteremediniz. Ben
Amerikan halkından böyle sözler duymadım. İfadelerim açıktır. Maalesef
düşünce özgürlüğünü savunduğunu ileri sürenlerden, sorduğum sorulara
cevap bulamadım. Ben bir cumhurbaşkanı, bir vatandaş ve üniversitesi
öğretim üyesi olarak birkaç soru sordum. Fakat tehditten başka bir şeyle
karşılaşmadım. Benim sorularım açıktır. Soruduğum şudur; "İkinci dünya
savaşı sırasında 60 milyon insan öldürüldü. Bunların yaklaşık iki
milyonu asker ve geri kalanı sivil ve sıradan insanlardı. Bu insanların
savaşla hiçbir bağlantısı bulunmadığı halde çeşitli olaylar sonucu
öldürüldüler. Bu insanların hepsine saygı duyulmalı. Fakat sadece
belirli bir kesim (Yahudiler) büyüteç altına alınıyor. Niçin? Diğer bir
sorum, tarihi bir olayın araştırılmasına niçin izin verilmediği
meselesidir. Niçin tarafsız bilginlerin bu konuda araştırma yapmasına
izin verilmiyor. Niçin Avrupalı vatandaşlar, Holocoust hakkında fikir
yürüttükleri için egemen güçler tarafından tutuklanıp
cezalandırılıyorlar? Halbuki bizler, alemin en kesin hakikatleri
hakkında bile araştırma yapılmasına izin veriyoruz. Bizler Allah,
peygamberler, insan hürriyeti ve demokrasi hakkında bile araştırma
yapılmasına izin veriyoruz. Bazıları bu gerçekleri çiğneyip
reddettikleri halde kimse onlara dokunmuyor. Fakat 60 yıl önce meydana
gelen bir olay hakkında araştırma yapılmasına izin verilmiyor. Vaka
gerçekse yapılacak araştırma olayı daha bir açıklığa kavuşmaz mı? Akla
gelen bir diğer en önemli soru şudur; eğer Avrupa'da bir olay vuku
bulmuşsa, niçin Filistin halkı onun bedelini ödemelidir? Filistin
halkının suçu nedir? Filistinlilerin 2. Dünya Savaşı'nın meydana
gelmesinde hiçbir rolü olmadığı halde, niçin 5 milyonu aşkın Filistinli
60 yıldan beri sürgün hayatı yaşıyor? Filistinlilerden iki insan kuşağı
vatan özlemiyle hayatlarını kaybettiler. İşte bunun nedeni sorulmalıdır.
Ben tarihi olaylar hakkında kesin bir hüküm verecek değilim. Fakat niçin
tarafsız bir uzman grubun Holocost konusunda araştırma yapmasına ve
olayı aydınlığa kavuşturmasına izin verilmiyor. Elbette bunun nedeni
bellidir. Çünkü bu sorudan dolayı Siyonistler öfkeleniyor. Holocost
bahanesiyle 5 milyon Filistinliyi ana yurtlarından süren ve ülkelerini
işgal eden Siyonistlerin bu sorudan öfkelendiklerini görünce nasıl bir
olayın meydana geldiğini anlayabiliriz. Filistin halkı ne dünya
savaşının ne de Holocost'un faili olmadığı halde niçin ülkeleri işgal
ediliyor? Niçin Holocost'un intikamına maruz bırakılıyor? Her gün
Filistinlilerin üzerine bomba yağdırılıyor, evleri başlarına yıkılıyor
ve kadınlarıyla gençleri öldürülüyor. İşlenen hangi suçtan dolayı
Filistin milleti cezalandırılıyor? Filistinliler itiraz edip seslerini
yükselttiklerinde, terörist olmakla suçlanıyorlar. Bir kimse kalkıp
yapılanları sorguladığında, bu olaylarla irtibatlı olanlar (Cinayetler
ve Katliamları yapanlar) sinirlenip, onu terörist ve Yahudi düşmanı
olarak nitelendiriyorlar. Bizler Yahudi düşmanı insanlar değiliz.
Nitekim İran'da Yahudi cemaati Müslümanlarla birlikte barış ve dayanışma
içinde yaşamaktadırlar. Hatta nüfusları oranında hükümet işlerine
katkıda bulunma hakkına da sahipler. Bizim sorduğumuz şey şu, 60 yıl
önce (Yahudilere karşı) yapılan cinayetlere karşılık, niçin Filistin
milleti intikam ve misillemeye maruz bırakılıyor? İşte ben bu sorunun
mantıklı cevabını bekliyorum. Eğer bir kimsenin bu konuda açık bir
delili varsa cevap versin.
Soru: Acaba savaşta askerlerin öldürülmesiyle sivil insanların soykırıma
uğratılıp öldürülmesi arasında bir fark var mıdır?.
Ahmedinejad: Evet fark vardır. Filistin halkı şimdi sistematik olarak
soykırıma uğratılmaktadır. Acaba Filistinlilerin kanıyla Yahudilerin
kanı arasında bir fark mı var? Acaba dünyada iki tür İnsan mı var. Ben
dostların Filistinlilerin öldürülmesi konusunda görüş belirttiklerine
tanık olmadım.
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı siz bizim sorumuza cevap vermediniz. Bizzat
ben 2. dünya savaşı sırasında o toplama kampındaydım ve neler
yapıldığına tanık oldum.
Ahmedinejad: Kaç yaşındasınız?
Soru: 81…
Ahmedinejad: Kurtulduğunuz için sizi tebrik ederim.
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı, mutlaka söz konusu olay vuku bulmuştur. Benim
sizden sorduğum şey şudur ki Acaba Holocost'u inkar ediyor musunuz?.
Ahmedinejad: Benim sorduğum sorular apaçık ortadadır. Size göre eğer
Holocost olayı gerçekten vuku bulmuşsa, Avrupalı devletlerden bu konuda
araştırma yapılmasına izin vermelerini isteyin. Çünkü Holocost'u
araştıran bazı araştırmacılar hapis cezasına mahkum edilmiş
bulunuyorlar. Tarihçi birinin yaptığı araştırmalardan ötürü hapse mahkum
edildiğine daha önce tanık olmadık. Acaba bu meselenin özel bir durumu
bulunduğu sorusu aklınıza gelmiyor mu?
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı sözlerinizden edindiğim intibaya göre, siz
galiba olaylar hakkında pek bilgi sahibi değilsiniz. Sizin nereden bilgi
edindiğinizi ben bilmiyorum. Fakat bu salonun iki katı kadar bir hacimde
Holocost'u ispatlayacak bilgi ve belge vardır. Bizler o mekanları gezip
inceledik ve facianın derinliğini tespit ettik. Acaba Filistin'de olup
bitenlerin Holocost ile bağlantılı olduğuna mı inanıyorsunuz.?
Filistin'de toprak, tarih ve din söz konusudur. Bu yüzden sorunun çözümü
çok zordur. Her iki tarafın da kendine göre delilleri söz konusudur.
Size göre acaba Filistin'deki çatışmaların nedeni Holocost'un intikamını
almak mıdır? Kim size bu konuda bilgiler vermişse sizi kandırmaya
çalışmıştır. Niçin ısrarlı bir şekilde bu tarihi olayı inkar
ediyorsunuz?. Nerede Holokost'u araştıran tarihçi ve bilginler hapis
cezasına mahkum edilmişlerdir?
Ahmedinejad: Duygusal konuşmanızdan dolayı size teşekkür ediyorum. Eğer
bir olay vuku bulmuşsa o olayı araştırmak isteyenler serbest bırakılıp
sınırlandırılmamalıdır. Sizin inandığınız bir şeye başkalarının da
mutlak bir şekilde inanmasını beklemeyin. Eğer birisi sizin sözlerinizi
kabul etmezse onu terörist ve Yahudi düşmanı olmakla suçlamayın. Bir
olayı araştırıp ikna olduğunuzda başkalarının da ikna olacağını
beklemeyin. Çünkü bu boş bir beklenti sayılır. Acaba böyle bir beklenti
bir nevi bencillik sayılmıyor mu? Eğer batılı ülkelerin İşgalci (İsrail)
rejimini destekleme bahanesi Holocost olayı değilse, niçin Holocoust'a
ba kadar vurgu yapılıyor? Holocoust'u aşırı derecede savunmanın
Filistin'de olup bitenlerden başka neye faydası var? Bizler her şeyde
şeffaf davranmalı ve bakış açımızı düzeltmeliyiz. Çünkü gerçekleri
gizlemek imkansızdır. Gerçek şu ki, Filistin milletine ait bir belde
işgal edilip, dünyanın çeşitli noktalarından toplatılan kimselere bu
topraklarda bir devlet kurdurulmuştur. Nitekim 60 yıl önceye ait bir
mesele hakkında büyük bir hassasiyet gösterildiği halde, bir çok tarihi
olay yeniden irdelenip açığa çıkarılıyor ve onlara karşı her hangi bir
hassasiyet gösterilmiyor. Bizim Holocost ile ilgili olarak aldığımız
sonuçlar günümüzdeki gelişmeleri yakından ilgilendiriyor. Acaba
Holocoust nelerle bağlantılıdır. Niçin bazıları Holocoust'un
sorgulanmasından endişe duyuyor ve öfkeleniyor? Bu yüzden bakış açımızı
ıslah etmeliyiz. Çünkü 60 yıl önceye ait olan üslupla dünya toplumunu
yönetmek mümkün değildir. Bizler yeni bir bakış açısı geliştirmek
zorundayız. Filistinli insanların neden öldürüldüklerini kendimize
sormalıyız. Bay Olmert'in (İsrail Başbakanı) babası nereliydi? Onlar
Filistin'e nereden göç ettiler.? Niçin Filistinliler avare hayatı
yaşıyorlar? Kaderlerini belirleme hakkına sahip değiller mi? Acaba
dünyanın çeşitli bölgelerinden toplanıp Filistin'e gelenler mi sadece
kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip? Filistin halkının hayat hakkı
olduğuna inanmıyor musunuz? Acaba son yıllarda Balkanlarda soykırım
yaşanmadı mı? Kimler bu soykırımı gerçekleştirdi? Acaba yapılan
araştırmaların sonuçları belli oldu mu? Acaba herkes kendi sonuçlarını
açıklayamaz mı? Ben o toplama kampı hakkında görüş sahibi biriyim. Fakat
bu konuda tartışmak istemiyorum. Ben bu olayın Filistin'le bağlantısı
konusunda bana bilgi vermenizi istiyorum. Niçin bir CFR üyesi Filistin
halkı lehine konuşma yapamıyor. Sizce Filistin halkı İnsan sayılmıyor
mu?
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı, "hangi ülkede Holocost'u araştıran bilginler
tutuklanıp cezalandırılıyorlar" sorusuna cevap bekliyorum.
Ahnedinejad: Avusturya, Almanya ve Fransa'da. Elbette bana göre Holocost
hakkında sorulan soru bir çok gerçeği aydınlattı ve de bir çok
kapasiteyi gözler önüne serdi. Bir kimse kalkıp Holocost'u
sorguladığında bunca hücuma uğrayıp tehdit edildi. İşte bu tehditler
Holocost'un sırrının ne olduğunu gündeme getirdi. Bu sorular ciddi
sorulardır. Biz sizlere yakın ilgi duyuyor ve gerçekleri birlikte tespit
etmeyi istiyoruz. Eğer bir kimse "Ahmedinejat tehdit edilirse artık
Holocost'la ilgili sorular dünya halkının zihninden ve bilgi
dağarcığından silinir" diye düşünüyorsa, büyük bir yanılgı içindedir.
Çünkü halihazırda milyarlarca insan bu soruyu sormaktadırlar. Hatta
Amerika halkı bile bu soruların peşindedir. Bizler bir grup bağımsız
araştırmacı bilginin Amerika'da Holocost'la ilgili araştırma yapmalarına
destek vermeye hazırız. Niçin 300 milyon Amerikalının Siyonistlerin
taraftarı olduğu sanılıyor. Bana göre bu doğru bir yaklaşım değildir.
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı sizin Holocost'la ilgili amacınız nedir? Acaba
bilimsel bir araştırmaya mı yoksa siyasi bir amaca mı yöneliktir?. Eğer
bilimsel bir araştırmaya yönelikse, size bolca bilgi ve belge sunup sizi
aydınlatabiliriz. Siz en iyi bilginlerinizi Holocost konusunda araştırma
yapmak için görevlendirebilirsiniz. Bizler de dünyanın çeşitli
noktalarında onlara yardımcı olabiliriz. Böylece siz olayın boyutlarıyla
tanışmış olursunuz. Buna ilaveten eğer Filistin halkına acıyorsanız,
niçin Filistin'de barışın sağlanmasına yardımcı olmuyorsunuz?. Niçin
sürekli "Hamas ve İslami Cihad" gibi terör gruplarını destekliyorsunuz?
Nitekim barış süreci iyi bir mesafe katetmişti. Fakat yaptıklarınızla
barış sürecini boşa çıkardınız. Acaba gerçekten Filistin halkına acıyor
musunuz?.
Ahmedinejad: Teşekkür ederim. Siz galiba bu konuda bana kıyasla daha
bilgili olduğunuza inanıyorsunuz. Elbette ben bu konuda sizlerle
tartışmak istemiyorum. Fakat edindiğim bilgiler sizinkinden fazla olmasa
da, daha az olmadığına güvenebilirsiniz. Benim sorduğum soru açık bir
sorudur. O da şudur, "Niçin Holocost hakkında tarafsız ve bilimsel bir
araştırma yapılmasına izin verilmiyor?" Eğer siz yardımcı olsanız ben
çeşitli ülkelere mensup, "Uluslararası tarafsız bir bilginler grubunu"
oluşturup, Holocost hakkında kapsamlı bir araştırma yapmalarını ve
araştırma sonuçlarını dünya kamuoyuna sunmalarını sağlayabilirim. Fakat
araştırma sonuçlarını açıklarlarsa, hücum ve saldırıya uğramayacaklarını
garanti etmelisiniz. Tabi Filistin ile ilgili söylenecek çok şey var.
Filistin'de başarısızlığın sebebinin İran olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu
da sizin ikinci hatanız. Eğer bir krizi çözümlemek istiyorsak bu krizin
köklerini çözmeliyiz. Sorunun üzerini kapatmak sorunu çözmez. Bizim
önerimiz gayet nettir. Biz tüm Filistinliler kendi kaderlerini belirleme
sürecine katılsın diyoruz. Kim Filistinli ise, ister Yahudi, ister
Hıristiyan, ister Müslüman, tüm mülteciler kendi vatanlarına geri dönsün
ve tüm Filistinliler karar versin. Bence planlarınızın yenilgiye
uğramasının sebebi tek yanlı oluşlarıdır. Adaletin göz ardı edilmiş
olmasıdır. Eğer sonuca varamama sebebini İran olarak görüyorsanız bu
büyük bir hatadır ve asla Filistin'de etkili olamazsınız. Filistin
meselesi İran meselesi değil ve bir kaç yıl öncesine kadar bütün
müslümanların meselesiydi. Ama size şunu söylemem gerekir ki, bugün tüm
beşeriyetin meselesidir. Zannetmeyin ki güney Amerika veya Afrika
insanları Filistin konusunda hassas değiller. Çünkü orada insanlık
kerameti yok olmuş ve yerine zorbalık mantığı egemen olmuştur. Biz
adaletin yerine getirilmesini istiyoruz. Acaba siz adalete karşı
mısınız? Acaba siz Filistin milletinin hür referandumuna karşı mısınız?
Biz, "bırakın Filistin milleti kendi karar versin" diyoruz. Kim Kudüs'ü
işgal eden rejimin depolarını lazer bombalarıyla doldurmuş durumda? Eğer
birileri tüm gücü ile Filistin'i işgal edenlere yardım edip, sonra bölge
ülkelerinin oturup seyredeceğini düşünüyorsa yanılıyor. Siz zannetmeyin
ki Arap ülkeleri işgalci rejimin varlığından memnuniyet duyuyor. Biz
Filistin ile ilgili sözde barış planlarına karşı sustuk. Acaba siz
Filistin halkını temsil edenlerin tutuklanmasının barış için iyi işaret
olacağını mı düşünüyorsunuz? Acaba siz Lübnan'a saldırmanın barış için
iyi bir işaret olduğunu mu düşünüyorsunuz? Acaba siz bölge halkının
Filistin milletinin bastırılmasından barış mesajı aldığını mı
düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Ben gerçekten sizi bu yanılgıdan
kurtarmak istiyorum. Eğer bu kafaya sahipseniz tüm planlarınız yenilgi
ile sonuçlanacaktır. Çünkü gerçekleri gözardı ediyorsunuz. Filistin
meselesi İran'ın meselesi değil bir milyarı aşkın insanın meselesidir.
Araştırma ve mutaala ehli olduğunu söyleyen sizler meseleye derin
bakmalısınız. Bu dostane bir nasihattir.
Soru: Siz Filistin halkının özgürlüğü için yürek yakarken İran'da
özgürlükler ihlal ediliyor. Son yıllarda bir çok gazete kapatıldı ve
ağır sansür uygulanıyor. Araştırmacılar hapse atılıyor ve Nobel ödülünü
kazanan Şirin Ebadi'nin müessesesi kapatılıyor. Siz Filistin'de hür
seçimlerin öneminden söz ediyorsunuz, oysa İran'da Anayasayı Koruma
Konseyi adayların salahiyetlerini reddediyor. Veya otobüs şoförleri
greve gittiğinde elebaşları polis tarafından tutuklanıyor ve bazıları
işten atılıyor. Siz bir yandan barıştan söz ederken Hizbullah'a
verdiğiniz füzelerle Filistinlilerin ölmesine yardımcı oldunuz. Ben bu
çelişkileri sormak istiyorum.
Ahmedinejad: İran milleti ve Filistin halkı adına yüreğinizin yanmasına
teşekkür ederim. Biz insanlar nerede öldürülürse öldürülürsün rahatsız
oluruz. İran çok büyük bir ülkedir ve tüm ülkelerde olduğu gibi içinde
bir takım olaylar gelişir. Binlerce iyi olay ve bazı kötü olaylar. Bazı
kötü olaylar yüzünden sorun çıkacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Amerika'da 3 milyon mahkum var. Yanu halkın %1'i kadar. Bu rakam İran'da
%0.2 kadardır. Yani Amerika'nın beşte biri. Bizim mahkumların %90'ına
yakını uyuşturucu kaçakçılarıdır, yani biz Amerika ve Avrupa'ya
uyuşturucu gitmesin diye para harcıyoruz. Şimdi siz söyleyin, şu sizdeki
3 milyon insan neden hapiste bulunuyor? Acaba sizin devletiniz onları
sebepsiz yere mi hapsetmiş? Her ülkede yasalar vardır ve herkes bu
yasalara uymak zorundadır. Özgürlük yasaların uygulanması sayesinde elde
edilir. Bizim ülkemizde hiç kimse araştırma suçundan hapiste bulunmuyor.
Evet, eğer biri bir başkasına hakaret eder ve hakkını ayaklar altına
alırsa ve söz konusu kimse şikayette bulunursa, yargıç ve avukat
huzurunda mahkemede yargılanır ve bu durum çok nettir. Bizim ülkemizde
yasaların egemen olduğunu bilmeniz için söyleyeyim, devlete ait olan bir
gazete yaptığı yanlış ve aleyhinde gündeme gelen şikayet üzerine
yargılandı ve hala kapalı. Yanılmayın. Sizin için önemli olan bir çok
mesele başkaları için önemli değil. Eğer biri herhangi bir gazeteden
şikayet ederse basın jürisi huzurunda mahkemede yargılanması gerekir.
Bunun anlamı kimin gazetesi olursa haklı, kimin yoksa haksız demek
değildir. Veya medyası olan kimse başkalarının hakkını çiğneyemez. Biz
söylediklerimize göre uygulamaya hazırız ve bunu yapıyoruz da. Şimdi ben
sizden soruyorum. Acaba şimdiye kadar iki egemen partiden başka hiç
kimse Amerika başkanı seçilebildi mi? Siz benden daha iyi bilirsiniz ki
Amerika'da iktidarın bütünü bu iki grubun elinde. Acaba Amerikan
halkının zevki sadece bu iki kesimde mi özetleniyor? Acaba siz bu iki
kesimin dışında hiç kimsenin başkan adayı olmasına izin verir misiniz?
Acaba ona seçilme fırsatı tanır mısınız? Eğer sizin tarihinizde bir kere
böyle olduysa bana söyleyin. Ama bizim ülkemizde özgürlük var. Yasalara
göre bizim seçimlerde 8 kişi adaydı. Muhaliflerden tutun da serbest
ekonomiye inananlar ve nizamı yüzde yüz kabul edenler, hepsi seçime
katıldı. Eğer siz Cumhurbaşkanlığı için bin adayın iyi olacağını
düşünüyorsanız lütfen izin verin de bu olay Amerika'da gerçekleşsin. Bu
çok iyi olur, biz de öğrenmiş oluruz. Bizim ülkemizde yasalar egemendir.
Lütfen izin verin de iç meselelere girmeyelim. Çünkü o zaman bir çok
konu gündeme gelir ve lütfen İran milleti ile ilgili düşüncelerinizi
düzeltin. Eğer birileri bu sözlerle bizim milletimizi etkileyebileceğini
düşünüyorsa yanılıyor demektir. Biz en hür seçimleri yaşadık. Ben bir
öğretmenim, halkla konuştum ve halk da seçti. İnsanlar bizzat
kendiliğinden harekete geçti ve kendi paralarından harcayarak seçim
kampanyalarını yürüttü. Bu asil ve öz bir demokrasidir. Sizin ülkenizde
böyle bir şey imkansızdır, tekrar ediyorum imkansızdır. Şimdi hangi ülke
daha hürdür hangisi daha demokratiktir? Bunu ayrı bir oturumda
tartışmaya hazırız ve aynı zamanda söylediklerimizi her yerde uygulamaya
da hazırız. Bırakın Filistin milleti kendi karar versin. Filistin
milletinin haklarını çiğnememeliyiz. Unutmayın rüzgar ekenler fırtına
biçer demişler. Biz böyle olmasını istemiyoruz. Biz Amerika'nın da
bölgede halkla dost olmasını istiyoruz, kinlerin artacağı şekilde
davranmasını istemiyoruz. Bir grup insanı bölgeye gönderin, insanların
sizin devletinize karşı görüşlerini değerlendirsin. Hatta hükümeti sizin
dostunuz olan Mısır'da veya Suudi Arabistan'da, Ürdün'de, Irak'ta, Fars
körfezi ülkelerinde, Yemen, Sudan ve tüm ülkelerde bakın halk sizin
devletiniz hakkında ne düşünüyor? Bence o zaman çok şey değişecektir.
Soru: Sayın Cumhurbaşkanı, sizin gündeme getirdiğiniz hiçbir konu
nükleer silahlar meselesi kadar önemli değil. Zenginleştirme, hem
nükleer silah üretme, hem elektrik enerjisi üretme aracıdır. Sizin
ülkeniz Amerika tarafından nükleer silah peşinde olmakla suçlanıyor ve
siz barış amaçlı diyorsunuz. Eğer sizin barış amaçlı nükleer faaliyetler
peşinde olduğunuzu kabul edersek ve size zenginleştirme izni verilirse,
o zaman Mısır ve Suudi Arabistan gibi bölgenin diğer ülkeleri de böyle
bir imkan isteyecektir. Acaba o zaman bölge sorunları daha da ağırlaşmaz
mı? Acaba bu anlayışla nükleer silahsız bir dünya düşünebilir miyiz?
Ahmedinejad: Çok teşekkür ederim ki dostane bir tavsiyede bulunmaya
çalıştınız. Benim size bir sorum olacak. Acaba başka milletlerin nükleer
yakıt sirkülasyonundan yararlanmasına inanıyor musunuz? Acaba NPT başka
milletlerin nükleer teknolojisi olmasına izin veriyor mu?
Soru: Evet, olabilir ve NPT buna izin veriyor.
Ahmedinejad: Nasıl? Amerika'nın izni ile mi? Yoksa ajansın kuralları
çerçevesinde mi? Bakın eğer biz bir hakkı tanıyorsak uygulanmasına izin
vermeliyiz. Eğer kaygılanıyorsak o zaman kimyasal ve biyolojik
araştırmaları da durdurmalıyız. Acaba hangi akıllı insan böyle bir karar
alır? Sırf başkaları da isteyebilir diye bir başka milletin hakkını yok
sayabilir miyiz? Hızla yeni bombalar üretenler dünya için tehlike
oluşturmuyor mu? Bizim bölgemizde başkalarının silahı yok mu? Silahları
var ama Amerikan yönetimi kaygı duymuyor, neden? Acaba gerçekten silaha
karşı olduklarından mı? Nükleer mesele siyasi bir meseledir, hukuki
değil. Acaba diğer ülkelere petrol araştırması yapmamalarını
söyleyebilir miyiz? Acaba başkalarının hakkını yok sayabilir miyiz?
Asla. Biz ajansın üyesiyiz, NPT'yi imzaladık ve bu anlaşmanın
çerçevesinde çalışıyoruz. Tüm üyelerin haklarından yararlanmasında ne
sakınca olabilir? Tüm milletler nükleer enerjiden yararlanıyorsa
hepsinin bomba ürettiğini düşünmemiz mi gerekir? Bu yanlış. Başkalarına
bir tavsiyede bulunan herhangi bir kimse önce kendi uymalıdır. Bence
eğer bu 4 veya 5 ülke kendi bombalarını yok ederse hem kendilerinin
gönlü rahatlar hem de başkalarından kuşku duymazlar. Bizim
faaliyetlerimiz barışçıldır. Bundan o kadar eminim ki geçen sene
Birleşmiş Milletler'de "herkes gelip bizim faaliyetlerimize ortak olsun"
dedim. Biz o kadar eminiz ki kapılarımızı açtık ve gazetecileri götürüp
tesisleri gezdirdik. Bunların tıp, enerji ve tarım hizmetinde olan
teçhizat olduğunu anlattık. Neden bunların gizli ilan ediyorsunuz? ki
sonra da sapmalar Herkes işini şeffaflaştırsın, Amerika ve İngiltere de
şeffaflaştırsın. Geçen sene ben silahsızlanma komisyonu kurulsun dedim
ve BMT genel kurulunda da oy getirdi ama onlar izin vermedi. Bu komisyon
aktif hale gelsin. Gerçekten de silahı olan herkes gitsin silahlarını
yok etsin, dünyayı da rahatlatsın. Biz zenginleştirme yolunun
başındayız. Acaba bu kadar çok mu kaygı verici ki bunca gürültü
koparıyorlar? Oysa bizim bölgede Amerika'nın nükleer silah ile donattığı
kimseler var. Biz nükleer silah döneminin sona erdiğini düşünüyoruz ve
kim bu alana yatırım yaparsa yanlış yapmıştır. Amerika da yanlış
yapmıştır, çünkü bu silahları kullanma fırsatı yoktur ve etkisi de
olamaz zaten. Artık milletler bombalara teslim olmuyor ve atom bombası
da bir devleti koruyamaz. Eğer yapabilseydi Sovyetler Birliği'ni
korurdu. Sovyetlerin nükleer başlık sayısı Amerika'dan fazlayda ama
çöktü. Bu gün artık nükleer silah üstünlük getirmiyor.
Ama barış amaçlı nükleer enerji günümüzün zaruretidir. Sizi petrolün
durumunu biliyorsunuz. Rezervler bitmek üzere ama enerji ihtiyacı her
geçen gün artıyor ve temiz enerjilere ihtiyaç var. Hangi enerji nükleer
enerjiden daha iyidir? Ben sistemi değiştirmek gerekir diye düşünüyorum.
Ajansın tüm üyeleri bu enerjiye sahip olmalı. Ancak teftiş eden gruplar
güçlü olmalı ve sapmaları önlemeli. Kimyasal ve biyolijik silahlar için
de aynı şey geçerlidir. Çünkü onlar da ölümcül. Bilim ve teknolojiden
mahrum bırakmakla bir şey elde edemeyiz. Gidip öğrenip doğru kullanmak
gerekir ve bu da olacak bir şeydir.
Soru: Siz birinci bölümde bunun hakkınız olduğunu söylediniz. Bu doğru
ama neden bu konu üzerinde bu kadar ısrarla duruyorsunuz ki? Dünyayı da
bu sorunla karşı karşıya bırakıyorsunuz. Acaba siz zenginleştirmeden
nükleer enerjiye sahip olmak istiyor musunuz? Bu imkan şu anda hazır ve
zenginleştirmeden nükleer enerji sahibi olabilirsiniz. Siz bizimle açık
konuşmuyorsunuz. Neden zenginleştirmekle dünyaya sorun yaratıyorsunuz?
Ahmedinejad: Çok teşekkür ederim. Ancak şu soru da gündemde ki neden
bazıları bizim bu teknolojiye kavuşmamamızı istiyor? Oysa yasal olarak
hakkımız olduğunu da söylüyorlar. Eğer bizim hakkımız ise neden bizde
olmaması için ısrar ediyorsunuz? Neden?
Soru: Biz nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz ve mesele sadece
İran milleti değil. Biz zenginleştirmenin yaygınlaşmasını istemiyoruz.
Ahmedinejad: Ben sizin duygularınızı anlıyorum. Ama önce şöyle bir
etrafınıza bakmanız gerekir diye düşünüyorum. Yani zenginleştirme
yapanları engellemekten önce bomba imal edenlerin önüne geçmeliyiz, o
zaman sorun kalmaz. Siz Amerika'da nükleer silah üretilmesini engellemek
için ne yaptınız? Biliyorum yapamıyorsunuz, çünkü sizin elinizde değil.
Siz gücünüz güçlü olanlara yetmediği için bize baskı yapıyorsunuz. Bir
çokları da sizin gibi. Siz tüm dünyanın kaygılı olduğunu söylediniz.
Oysa böyle değil. Amerika tüm dünya değil. Hatta Amerika, Avrupa ile
birlikte olsa bile tüm dünya değil. Biz geçen hafta Bağlantısızlar
zirvesindeydik ve 118 ülke İran'ın hakkını savundu. Onlar da ülke ve
dünya camiasının bir parçası. O zaman kaygı Amerika'da, yani Amerikan
yönetiminde ve bir iki Avrupa devletinde. Neden kaygılanıyorsunuz?
Kaygılanmayın. Ama yapmayalım da başkalarından satın alalım demenize
gelince; acaba bu önerinin yasal olduğunu mu düşünüyorsunuz. Yyapmasını
bilen birine, "yapma da başkasından satın al" diyorsunuz, neden? Ben
kendim üretebiliyorum, buğday veya pirinç ürettiğim gibi. Acaba ben size
petrol üretmeyin ben size satarım diyebilir miyim? Biz Avrupalılara
zenginleştirmeyin, biz size petrol satalım diyoruz, acaba bunu kabul
ederler mi dersiniz? Bu doğru olmaz ki, ben petrol üretmeyeyim ardından
başkalarına yalvarayım, olur mu? Bu isteğin doğru olduğunu mu
düşünüyorsunuz? Milletlerin yasal haklarından yararlanmasına izin vermek
lazım. İzin verin size tarihi deneyimlerimi aktarayım. Biliyorsunuz
bizim planlarımızda nükleer yakıt aracılığı ile 20 bin megavatlık
elektrik üretimi öngörülüyor. Bizim bu güne dek batılılarla bir kaç
yakıt üretme anlaşmamız oldu ki, hiç biri sonuca ulaşmadı ve onlar
anlaşmaları çiğnediler, yükümlülüklerini yerine getirmediler. Amerika
ile 50 yıl önce anlaşmamız vardı tek yanlı olarak feshetti. Almanya ile
santral inşa etme anlaşmamız vardı ki tek yanlı feshetti, Fransa ile
yakıt üretme anlaşmamız vardı, yıllarca bizim kaynaklarımızı bloke etti
ve sonunda da sorumluluklarını yerine getirmedi. Kanada aynı. O zaman
sizlere nasıl güvenebiliriz? Biz güvenmiyoruz, çünkü önümüzde duran
anlaşmalar yerine getirilmedi. Nükleer meseleyi bırakın hatta helikopter
ve uçakların yedek parçalarının alımı ile ilgili anlaşmalara da
uymadılar. 25 yıldır Avrupa ülkeleri bize yolcu uçağı satmıyor. Hangi
güvence ile bunların sözlerine uyalım? Oysa kendimiz üretebiliyoruz,
yasalara da uyuyoruz ve ajans da bizi gözetliyor. Biz çok işbirliği
yaptık. Dini açıdan da nükleer silah üretmeye yönelmemiz yasak. Biz dini
bir devletiz ve bunu yapamayız. Buşehr Santrali'nin anlaşması var, kaç
yıl uzadı? 30 yıl. Çünkü siyasi kararlardan etkileniyor ve biz ülkemizin
kaderini siyasi kararlara bırakamayız. Biz ülkemizi kalkındırmalıyız ve
kendimiz üretmeliyiz. Ben Amerika'nın nükleer yakıt sirkülasyonunu 5
yıllık bir süre içinde kapatmasını öneriyorum. Biz 5 yıl sonra
Amerika'ya yakıt vermeye hazırız, %50 de indirim yaparız ve bunu garanti
ediyoruz. Biz tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmiş bir ülkeyiz ve
hatta bir tane bile yerine getirilmedik sorumluluğumuz yok. Batılı
dostlarımızın aksine hesabımız doğrudur.
Soru: Geçen gün BMT'de işgalcilerin Irak'ı terketmelerine vurgu
yaptınız, oysa Irak güvenli değil. Siz Irak'ın güvenliği için ne
yaptınız? Irak'ta güvensizliğin nedeninin siz olduğu söyleniyor. Sizin
Irak ile ilgili politikanız nedir ve acaba Irak konusunda Amerika ile
işbirliği yapmaya hazır mısınız?
Ahmedinejad: Amerikalı yöneticiler Irak meselesinin çözümünde şaşkınlık
yaşıyor ve ne yapacağını bilemiyor. Bu yüzden de başkalarını suçluyor.
Bizim Irak'da gücümüz yok. Amerika 160 bin askeri ve üssü bulunuyor. Biz
Irak'ta güvenlik istiyoruz ve Irak hükümetini tam olarak destekliyoruz.
Irak hükümeti halkın iradesinden bir hükümettir. Irak'ta güvensizlik
bütün herkesin zararınadır. Bunun yanısıra Irak halkı bizimle bin yıldır
bir arada yaşamış ve duygusal bağları vardır. Halkımızın bir çoğu ile
akrabadırlar. Irak'ta biri yaralandığında bu İran'da da yankılanır.
Irak'taki güvenlik sorunu bizim bazı kentlerimizde de güvensizliğe sebep
oldu. Mutlaka Ahvaz bombalamalarını duymuşsunuzdur, bir kaç kişi
hayatını kaybetti. Başka kentlerde de güvensizlik yaşadık. Biz Irak'ta
güvenlikten yanayız. Amerikalılar Irak'a gelip Saddam'ı devrdiğinde bir
çok insan Amerika'nın Saddam'a destek ve bölge halkına inat
politikasından vaz geçtiğini düşündü ve 8 yıl dayatılan savaşın
anılarını unutmak istedi. Ancak Saddam devrildikten sonra Amerika, "biz
Irak'ta kalacağız" dedi. Sağlam ve büyük üssler inşa ediliyor. Acaba
bunlar gitmek için mi kalmak için mi? Gitmek isteyen kimse iktidarı
hızlı bir şekilde halkın seçtiği hükümete devreder, meclis veya hükümete
baskı yapmaz. Birkaç ay önce Irak İçişleri Bakanı röportaj yaptı ve bir
çok terör saldırısının ardında Amerikalı askerlerin olduğunu açıkladı.
Yani Amerikalı askerler Irak'ta halkı öldürüyor, füze atıyor. Irak
milleti sağlam bir millettir ve Amerikalıların varlığından memnun
değiller. Bence Amerikalılar başkalarını suçlayacakları yerde şartları
doğru tanımlamaya çalışmalı. Ben size dürüstlükle söylüyorum,
Amerika'nın bölgeye yönelik politikaları Amerika'nın zararınadır. Siz
insanları tanımıyorsunuz. Bir çok yerde İngilizler gibi arenaya ayak
basıyorsunuz. İngilizler bir zamanlar insanları tanıyordu ama şimdi
şartlar değişti ve neler olup bittiğini bilmiyorlar, yanlış bilgi
veriyorlar. Sizin devletiniz de bu bilgilere göre karar veriyor ve
şartlar her geçen gün daha da karmaşık hale geliyor. Saddam devrildiği
gün herkes sevindi, Amerika düzeldi dediler ama Amerika'nın sonraki
uygulamaları ümitleri ümitsizliğe çevirdi. Ben size söylüyorum,
hükümetinizin davranışları bölgede kamuoyu duygularını şiddetle size
karşı çeviriyor. Biz Irak'ın halkçı hükümetini takviye edecek ve Irak'ın
kalkınmasına vesile olacak her türlü planla işbirliği yapmaya hazırız ve
bunu defalarca söyledik.
Soru: İran ve Amerika arasında ilişki olmadığı için İran milletinin
menfaatlerine bir çok zarar geliyor. Dün Bush nükleer elektriğin İran
milletinin hakkı olduğunu anladığını söyledi. Ama sizin Amerika ile
yüzyüze gelememeniz sizin sorunlarınızın devam etmesine neden oluyor.
Neden Amerika ile ilişki kurmuyorsunuz? Acaba Amerikalı yetkililerle
görüşmeye ve Amerika'nın Tahran büyükelçiliğini açmaya hazır mısınız?
Ahmedinejat: Çok teşekkür ederim İran halkının menfaatini düşündüğünüz
için Belki benden daha çok İran milletini düşünüyorsunuz. Dış politikada
temel, ilişki sahibi olmaktır. Bizim milletimiz devrim yaptığında ve
zafere ulaştığında, rahmetli imam Humeyni açıkça-meşru olmayan İsrail
hariç-tüm ülkelerle ilişki kurmaya hazır olduğunu belirtti ve hatta
Amerika'nın 1953 darbesinden sonraki düşmanca hareketlerini bir kenara
bıraktı. Ancak Amerikalı devlet adamları imamın bu yüceliğinin kıymetini
bilmediler ve 27 yıldır ilişkilerini kestiler. Tabi biz de olumlu
karşıladık ama ilişkileri biz kesmedik. Onlar 8 yıl bize karşı savaşta
Saddam'ı desteklediler, neden? Biz ne dedik ki onlara? "Biz özgür olmak
istiyoruz" dedik. "Biz diktatör istemiyoruz" dedik. "Biz özgür seçim
istiyoruz" dedik. "Biz İslami yaşamak istiyoruz" dedik. Milletimizin
%98.2'si İslam Cumhuriyeti'ne oy verdi. Maalesef sizin devlet
adamlarınız buna saygı göstermedi. Bizim halkımız ve şahsiyetlerimiz
suikaste uğradı ve teröristler Amerika Kongresi'nde desteklendi. Bunlar
iyi davranışlar değil. Şimdi ABD nerede yenilirse İran'ı suçluyor. Bence
bu davranışlarını gözden geçirmeli. İyi ilişki kurmak mümkün ama
davranışlar biraz düzeltilmeli. Biz bu durumdan memnun değiliz. Ama
onlar hiç bir zaman kendilerini düzeltmiyor. Kim bozduysa kendi
düzeltsin, bunu yapabilirler.