|

Türban
Meselesi Çözülüyor
Serdar Turgut/ 25.04.2007/ Akşam
Hayrünnisa Hanım, muhafazakâr olabilir ama moderndir de... O kendi
kişiliğinde ikiye bölünmüş Türk kadınını birleştirmek, buluşturmak gibi
bir misyon üstlendi şimdi.
Dün bu köşede Türkiye'deki asıl siyasi tartışmanın söylemini kadınların
belirlemekte olduğunu, en can alıcı tartışmanın ise türbanlı kadınlar
ile türbansız kadınlar arasında yaşandığını, bu açıdan Türkiye'de
siyasetin hayli feminenleştiğini yazmıştım.
Dün ise Başbakan ilginç bir hamle yaparak veya yapmak zorunda kalarak
eşi türbanlı bir ismi cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Bunun meseleyi
nasıl çözmek anlamına geldiğini ilk bakışta anlamak güç olabilir. Aksine
sorunun asıl şimdi başladığını düşünenler de olacaktır doğal olarak. Ama
ben böyle düşünmüyorum. Dünkü yazımda dediğim gibi, siyasetin
femininleşmesi sürecinde Türk kadınları arasındaki kesin bölünme türban
meselesi nedeniyle olmuştur. Kendilerine 'modern' diyen kesim
kendilerini türbana karşı pozisyonlandırarak meşruluk kazanıyor.
Eğer bu çevreler türbanın kendileri için sadece bir 'yaşam stili'
meselesi olmadığını, 'modern' görünüm konusundaki bir style bakışından
ibaret olmadığını kanıtlayamazlarsa tartışmayı kaybedeceklerdir. Ortada
bir tartışmanın olabilmesi için düşünce biçimlerinin tartışılması
gerekir. Türban tüm düşünceyi ve tartışmayı bir kılık-kıyafet tercihi
meselesine indirger.
Türkiye'de modernite daima yaşam stilleriyle sınırlı kalınarak ifade
edilmiştir. Örneğin; içki içmek veya dekolte giyinmek modernliğin bir
ölçütü sayılmıştır. Durum böyle olunca, fikri bu kadar fakirleştirince
modern Türk insanı tarifini tutarlı bir şekilde yapmak mümkün
olmamıştır. Bu tarife girişenlere bir bakın; mutlaka kılık-kıyafet
tanımı yapmakta veyahut şarap içip içmediğini anlatmaktadır (Başbakan'ın
uçağındaki şarap ikram tartışmasını hatırlayın...)
Şimdi kendisini 'modern' diye konumlayan insanların karşısına Hayrünnisa
Gül çıktığında ve ona 'işte modern Türk kadını' denildiği zaman ne cevap
verecekler merak ediyorum... Onu da sadece türbanı ile indirgemeye
çalışanlar buna giriştikleri anda tartışmayı kaybetme sürecine
gireceklerdir. Çünkü modernlik hayata karşı daha karmaşık tavırların bir
bütünü ele alınarak tanımlanmalıdır. Hayrünnisa Hanım, muhafazakâr
olabilir ama moderndir de... O kendi kişiliğinde ikiye bölünmüş Türk
kadınını birleştirmek, buluşturmak gibi bir misyon üstlendi şimdi.
Bu konuda ilginç tartışmalar olabilir ama kriz olmasını beklemiyorum.
Aksine, Türkiye bir rahatlama sürecine girmiştir bile. Yıllardır ülkeyi
içten içe kemiren türban meselesi de nihayet söylem dışına çıkarılmakta,
kriz nedeni olarak ortadan kalkmaktadır. Türkiye kamusal alanın
demokratlaşması sürecine çoktan girmiştir. Hayrünnisa Hanım, türban
takmayan ve takmayacak kadınlarla iyi bir diyalog kurar, güven ortamını
oluşturur ve bölünmüşlük görünümünden bizi kurtarırsa kocasından daha
fazla bu memlekete hizmet etmiş olacaktır.
Bir de not: Ben Hayrünnisa Hanım'ın eşinin görevine rağmen Türk
Devleti'ni İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava etmiş olmasını hayli de
modern bir davranış olarak görüyorum. Sokağa kocasının izni olmadan
çıkamayan çok sayıda kadının var olduğu bir ülkede bu yüzden bu modern
bir davranıştır, ileriye doğru açılımdır. |