Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 341 | Mayıs  2007

                   

 

 


Tahran’da Orta Oyunu

Ayşe Önal/ 07.04.2007/ Star

Tahran'dayız. İngiliz denizciler oyununda. Ahmedinecad dünyanın, daha önemlisi kendi seçmenlerinin nefes almadan kendisini izlediğini biliyor. Önce uzun uzun Peygamberden, barıştan, bayramdan ve mehdiden söz ediyor.
Denizcileri tutuklayan Pasdaran komutanına en yüksek nişanı veriyor. Roters'in muhabiri soruyor. Denizcileri ne zaman bırakacaksınız? Cumhurbaşkanı cevap veriyor. Toplantı biter bitmez ve toplantı bitmiştir. Bir sihirbaz gibi işaret ediyor ve İngilizler korumaların arasından salona salıveriliyorlar. Ahmedinecad İngiliz halkına mutlu paskalyalar diliyor ve perde kapanıyor.
Önce Bağdat'ta Irak'taki şiddet grupları ile temas içinde olduğu iddia edilen İran Diplomatı Celal Şarafi ABD kontrolündeki Iraklı askerlerce kaçırıldı.
Ardından Erbil'de görevleri tanımlanamayan beş İranlı kaçırıldı.
Ardından İran'ın kim olduğunu kaybolduktan iki ay sonra söyleyebildiği Savunma Bakan yardımcısı Asgari Türkiye üstünden uçtu.
Olanlar İran'ın asıl patronu Hamaney için yeterince gurur kırıcıydı. İran Batı'yı İngiliz denizciler üstünden test etmeye ve gurur iadesine karar verdi ve 23 Mart 2007'de aslında Körfez'de rutinden başka bir şey yapmayan İngiliz denizciler Cumhurbaşkanına bağlı Besijler değil doğrudan dini lidere bağlı Pasdaranlar tarafından yakalandı.
Türkiye İngilizler için devreye girdiğini ilan etti. İran siz karışmayın dedi. Bizde hiç söz edilmese de asıl arabulucu Suriye idi. Bizimkiler durumu iç kamuoyuna itiraf edemediler.
İran, Türkiye'ye asla siyasi kredi vermez. Kardeş bile olsa AKP hükümeti Sünni'dir. Uluslararası toplumda her ne kadar Sünni dostluğuna geçici ihtiyaç duysa da, İran rejimi egemen mezhep nefretine dayalı ilkeler üstünde yaşar.
Türkiye mutaassıp kışla rejimi ile yönetilen İran'da bölgenin rakip laik kışla ülkesidir. Acemler siyasette rakiplerini beslemeyecek kadar akıllıdır. İhvan Kardeşleri iktidarda olsa bile Türkiye'nin şimdilik seküler dünyanın parçası olduğunu asla göz ardı etmez.
Asgari'nin İngilizlerde olduğu ve sürece Türkiye'nin göz yumduğu kanaati yaygın.. İran Asgari'nin eski karısı üstünden Acem dili ile kanaatini Türkiye'ye duyurdu. İkna olmuş gibi yapsa da içgüdüsel olarak Türkiye'ye kızgın. Bizimkiler bizim tribünlere İran meselesinde ne kadar kilit olduklarını söyleseler de İran'ın dünya diplomasisinde Türkiye hiçtir.
Her ne kadar İngiltere'ye haddini bildiriyor gibi görünse de İngiliz denizcilerin hikâyesi bir yandan da Ahmedinecad'a dini liderin gücünü hatırlatmaya yönelikti. Hamaney yönetimin radikallerine hem İran'ın gururunun nasıl kurtulacağını hem de aşırıya kaçmanın maliyetini uçurumun kenarından gösterdi.
Dışarıdaki ABD düşmanlarının hoşuna giden ama devrimin ağır toplarının hoşlanmadıkları Batı ile gerginlik Ahmedinecad'ın güç kaybetmesine yol açmıştı. Bu son seçimlerde Cumhurbaşkanını en büyük otorite Hamaney karşısında zor durumda kaldı.
İngiliz ordusunda bizim gibi kof gurura çok önem veren toplumların algılayamayacağı bir pragmatist özgürlük kuralı vardır. Düşmana yakalanan İngiliz askerleri nasıl davranacakları konusunda serbesttirler. Bu nedenle İngiliz savunma bakanlığı ''Personelimiz ne yapmaları gerekiyorsa onu yaptı. Hepsiyle gurur duyuyoruz'' demesine rağmen İngiliz toplumu küçük düşürüldüğüne inandığından, denizciler salındıktan sonra bakanlık ''süreçten alınacak dersler'' üstüne bir çalışma başlattığını duyurdu. Muhtemelen özgürlük kuralı iyi işlemedi.
Gördüğünüz gibi diplomasinin çok denklemine vakıf değilseniz kendi kendinize oynarsınız. Acemleri bu denli şöhretli kılan diploması matematiğine vakıf olmalarıdır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...