Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 340 | Nisan  2007

                   

 

 


“Bayağılıklar ve Düpedüz Yalanlar”(2)
- Jimmy Carter’in Ortadoğu Hakkındaki Yeni Kitabına Tepkiler -
 

 

 Çev: Kamil Cengiz
The Independent/ZNet,27.12.2006

ABD'den bakıldığında uzakta yaşanan trajedi ikiyüzlü bir bayağılığa ve düpedüz bir yalana dönüşmektedir. San Francisco havalimanında Jimmy Carter'in yeni kitabını alıyorum. Başlığı "Filistin: Apartheid Değil, Barış" Bir günde okuyorum. Çok güçlü ve iyi bir kitap. Eski Başkan Carter Amerikan başkanları arasında aziz kabul edilebilecek tek başkan. Kitabında Filistinlilere reva görülen çirken muameleleri sıralıyor: İsrail işgalini, İsrail tarafından Filistinlilerin topraklarının alınmasını - bütün bu onuru ayaklar altına alınmış ve ezilmiş halka uygulanan vahşilikleri. Carter şunu söylüyor: "bir Apartheid sisteminden bahsediliyor; iki halk aynı toprak üzerinde oturuyorlar, fakat birbirlerinden tamamen ayrıştırılmış vaziyette. her şeye hükmeden İsrailliler Filistinlilerin ellerinden temel insani haklarını almakla baskıcı şiddet uyguluyorlar."
Carter bir İsrailli'nin şu sözlerini iktibas ediyor: "(geçmiş dönemdeki) Güney Afrika'dakine benzer bir hükümete doğru yol alma konusunda korkuyorum - Yahudi efendileri ve çok az sivil haklara sahip Arap mazlumlarından oluşan ikiye bölünmüş bir toplum." Carter'a göre bu teklifin daha ılımlı -yine de tabi kabul edilemez- bir varyantı daha var: "İşgal edilmiş bölgelerin en önemli parçaları ve onun içinde kalmış olan Filistinliler bu teklife göre tamamen duvarlar ve İsrail askeri üsleri tarafından çevrilmiş vaziyette, insanlar onlara kalmış küçük toprak parçalarında mahkumlar gibi yaşarlar."
Amerikan basınının ve Amerikan televizyonunun bu oldukça makul kitabı gözardı ettiklerini söylememe gerek yok sanırım - daha doğrusu, malum İsrail lobileri, zavallı yaşlı Jimmy Carter'a insafsızca hakaretler savurana kadar. Bu arada Carter, İsrail ve komşusu Mısır ile sağlanan ve halen de yürürlükte olan barış anlaşmasının mimarıdır. Bu anlaşma 1978'de meşhur Camp-David Antlaşması'yla garantilenmişti. New York Times gazetesi (sloganı: "Basıma Uygun olan Bütün Haberler Burada" - ha, ha, gülesim geliyor) okuyucularına Carter'ın "Apartheid" kelimesiyle "Yahudiler arasında hoşnutsuzluk" ürettiğini bildirmeye kendisini mecbur bildi. Eski Başkanın (haklı) cevabı yumuşak oldu. O İsrail lobicilerinin Amerikan basınında "İsrail hükümetinin eleştirilmesi mevzuunda belli bir çekingenlik" oluşturduklarına işaret etti.
Carter'a karşı çamur kampanyasının tipik bir örneği Michael Kinsley'in New York Times'daki (başka nerede olacak!) yorumuydu. Orada Carter'ın "İsrail'i Güney Afrika'daki eski ırkçı beyazların hükümetine benzettiği" vurgulanıyor. Amerikan Hakareti Önleme Birliği (ADL) görevlisi Abe Foxman ard niyet isnad ederek üzerine bir tane daha koyuyor. Carter'ın kitabı yazma sebebi Foxman'a göre: "Yahudilerin ülkedeki tartışmaları, özellikle medya alanındaki tartışmaları kontrol ettiklerine dair bu utanç verici, rezil gazete uydurmasıdır. Bunu söyleyenin herhangi bir analizci değil de ABD'nin eski Başkanı olması, durumun ciddiyetini daha da artırmaktadır."
Evet bu taşı gediğe koymaktır, değil mi? Nihayet söz konusu olan bir Harvard profesörünün lobicilik konusuyla ilgili bir denemesi değil. Fakat Jimmy Carter'ın kitabı dürüst ve şerefli bir bilançodur. Yazar hem İsrail dostu hem de Arap dostudur - ve sadece tesadüf, onun eski bir Devlet Başkanı olmasını sağlamıştır. Bu nedenle Carter'ın yeni kitabı fevkalade başarılı bir kitap oldu. Bay Foxman'a inanmayıp da bu kitabı satın alan o muhteşem Amerikan kamuoyuna alkışlar. Gerçi bu bağlamda kendime New York Times ve Amerika'nın öteki ana akım medyasının o dönemdeki İsrail ile aşırı ırkçı Güney Afrika'nın Apartheid rejimi arasındaki sıcak ilişkileri kendi inisiyatifleriyle yazmamalarının sebebini soruyorum. Ve hangi sebepten dolayı Carter bu bilgileri kendi kitabında yayınlamasın? Bu cümleden olarak İsrail ve o dönemde ambargo altında olan ırkçı Güney Afrika arasında oldukça karlı elmas ticareti anımsanabilir. Ve yine İsrail ile bu ırkçı rejim arasında güçlü ve verimli askeri ilişkiler vardı, değil mi? Nisan 1976'da Güney Amerika'nın Başkanı John Vorster'in (Nazileri anımsatan Aparthayd sisteminin mimarlarından) İsrail'e resmi bir ziyaret gerçekleştirdiğini anımsıyoruz. Ve Vorster o dönemde resmi olarak ve bütün şerefiyle İsrail Başbakanı Menahem Begin, savaş kahramanı Moşe Dayan ve sonraki barış ödülü taşıyıcısı İtzak Rabin tarafından karşılanmadı mı? Jimmy Carter'ın yeni kitabıyla ilgili büyük tartışmada bu tür konular elbette bir rol oynamıyorlar.
Detroit Havaalanı'nda daha ince bir kitapçık elime geçiyor: Baker&Hamilton Irak Araştırma Grup Raporu (1). Elbette bu gerçek bir Irak araştırması değil. Buna karşın rapor, George Bush'un -gömleğine daha fazla kan bulaştırmadan- Irak'taki felaketten nasıl kurtulabileceğine dair hazin çıkış yolları göstermektedir. Bağdat'ın 'Yeşil Bölgesinde' ("Hayal Bölgesi" tabiri daha uygun düşerdi) birkaç Iraklı'yla sohbetten sonra (öngörülebileceği gibi İsrail tarafından hemen reddedilen) bazı yararlı fikirlere ulaşılmış. Bu fikirler şunlar: Filistin-İsrail barış müzakerelerinin ciddi bir şekilde yeniden başlatılması, İsrail'in Golan Tepeleri'nden geri çekilmesi vd. Gerçi rapor çok üzüntülü bir dille kaleme alınmış. Bu dil, bu sağcı Think-tanklere özgüdür. Bu dil bu arada itibarını kaybetmiş olan Brookings İnstitution'ın ve benim eski ve misyoner heyecanıyla dolu olan "dostum" Tom Friedman'ın (New York Times) dilidir. Bu dil, çok bulanık sınır çizimleri ve uyarı ve öğütlerle dolu olan bir dildir. (mesela: "Zaman yavaş yavaş daralıyor.")
Bütün bu saçmalıkların sebebini, raporun sonunda Baker, Hamilton vd. raporları için danıştıkları "uzmanlar" listesini gözden geçirdiğimde anladım. Bunların arasında Brookings Institution'un bir çok dayanağı olan kişiler var -ve elbette New York Times'dan Thomas Friedman da var.
Baker Raporu'ndan sonra -(ABD'yi bu felakete sokan) Büyükler ve İyiler arasında başlayan tartışma, cinneti de aşmış durumda. Bir taraftan General Peter Pace, oldukça tuhaf bir adam ve Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin Yüksek Komuta Merkezi'nin (JCS) Başkanı. Amerika'nın Irak'ta yürüttüğü savaşla ilgili olarak şunları söylüyor: "Biz kazanmıyoruz, fakat kaybetmiyoruz da." Bush'un yeni Savunma Bakanı Robert Gates bunun üzerine: "General Pace'in düşüncesine katılıyorum. Biz kazanamayacağız, fakat kaybetmeyeceğiz de" dedi. James Baker da bu söyleme katılıp şunların teminatını verdi: "Bence kaybedeceğimizi söylemek mümkün değil. Bununla birlikte gerçekten kazanacağımızdan da emin değilim." Bu noktada Bush bu hafta şu ilanı verdi: "Evet, doğru. Biz kazanmıyoruz, fakat kaybetmiyoruz da." Benim yüreğim Iraklılardan yana yanıyor.
Bütün bu saçmalıklar üzerinde Colorado üzerinde 37000 fit üzerinde uçağımda ve güçlü türbulanslar içinde düşündüm. Sonra aklıma ABD ve şer güçleri arasındaki savaşın nasıl sonuçlanacağıyla ilgili bir fikir geldi: berabere biter!
Değiniler:
(1) Baker Raporu'na çok geniş bir arkaplan malumatıyla birlikte şu adresten ulaşılabilir: http://en.wikipdia.org/wiki/Iraq_Study-Group.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...