|

20
Ülkenin İstihbarat Birimi Tefsir Yazıyor
Turan Kışlakçı/ 28.03.2007/
DünyaBülteni.net
http://www.dunyabulteni.net/makale_detay?mid =20-ulkenin
-istihbarat-birimi-tefsir-yaziyor-11750029742
ABD'nin
Florida eyaletinin St. Petersburg kentinde 4-7 Mart tarihleri arasında
çok önemli iki önemli toplantı gerçekleşti. Biri 4-5 Mart tarihleri
arasında entelektüeller arasında yapılan bir toplandı idi. Diğeri ise
yine aynı yerde 5-7 Mart tarihleri arasında 20 ülkenin istihbaratı
arasında yapılan toplantıydı. Her iki toplantı da "Secular Islam Summit
/ Seküler İslam Zirvesi" adı altında gerçekleşti.
Batının İslam'a karşı saldırısı aralıksız her alanda devam ediyor.
"Terörizm" ya da "radikalizm" ile mücadele bu saldırıların üzerine
gerilmiş bir kılıf. Hani İslam dünyasını çok iyi tanımasak/bilmesek,
dünyayı Müslümanların kana buladığını düşüneceğiz neredeyse.
Propagandaları çok güçlü. İstihbarat ağları çok geniş. Onlar yani batı
İnsan hakları savunucusu, İslam dünyası insana değer vermeyen bir alem!
İşgaller, sömürüler, katliamlar, gizli hapishaneler ve talan yetmiyormuş
gibi batılıların bir de İslam tellallığına soyunmaları yok mu? Tahrif ve
karalamaları işe yaramayınca bu kez İslam müdafiliğine soyunurlar. Güya
hedefleri İslam reformun gerçekleşmesine yardımcı olmakmış ya da
İslam'ın "us"lanmasına destek sağlamakmış. Akademilik ve araştırmacı
anlayış ekseninde Kur'an, Hadis, Fıkıh ve Hz. Peygamber hakkında çok
cüretkâr açıklamalarda bulunurlar. Bu görüşlerinin İslam dünyasında
revaç bulması için istihbaratlar aracılığıyla yayınevleri kuruyorlar,
dergiler, gazeteler açıyorlar, entelektüellere maddi-fikri desteklerde
bulunuyorlar ve daha neler neler… Her ne kadar bu saldırılarını gizli
tutuyor olsalar da, tarih boyunca İslam düşmanlarının uyguladıkları
metodlar hep aynı olduğundan gözden fazla bir şey kaçmıyor. Sloganları
aynı, cehreleri aynı, kinleri aynı, tamtamları aynı ve kısacası
silahların ya da gücün şemsiye altında eşek gibi anırmaları, hep o
kulakları tırmalayan sesten başka bir şey değil…
Sözü burada fazla gündeme getirilmeyen bir toplantıya getirmek
istiyorum. ABD'nin Florida eyaletinin St. Petersburg kentinde 4-7 Mart
tarihleri arasında çok önemli iki önemli toplantı gerçekleşti. Biri 4-5
Mart tarihleri arasında entelektüeller arasında yapılan bir toplandı
idi. Diğeri ise yine aynı yerde 5-7 Mart tarihleri arasında 20 ülkenin
istihbaratı arasında yapılan toplantıydı. Her iki toplantı da "Secular
Islam Summit / Seküler İslam Zirvesi" adı altında gerçekleşti. Araştırma
merkezleri, araştırmacılar ve uzmanlar bu toplantıya çalışmaları ve
araştırmaları ile büyük destek vermek için canhıraş uğraştılar.
Zirve son günlerde basında çıkan bazı açıklamalar neticesinde bölündüler
veya azalıyorlar dediğimiz Amerikalı Neo-conlar (Yeni Muhafazakârlar)
yani aşırı sağcıların gözetiminde düzenlendi. Toplantıyı düzenleyen en
bariz kişilerden biri ABD'deki Irak savaşını başlatanlardan olarak
bilinen neo-con düşünce ekolünün önde gelen İran uzmanı Michael Ledeen
idi. "Dördüncü Dünya Savaşı" ifadesini ilk kez kullanan zatlardan olan
Michael Ledeen, American Enterprise Institute / Amerikan Girişim
Enstitüsü'nde uzman olarak da çalışmaktadır. Konferansın bir başka
destekçisi ise "Demokrasi için Avrupa İnisiyatifi"dir. Demokrasiyi
savunan bu Avrupa müessesi de yeni muhafazakârların gölgesi altında iş
yapmaktadır. Neo-conların fikir babalarından The Weekly Standard dergisi
editörü William Cristol de bu zirveye öncülük edenler arasında idi.
Ayrıca bu toplantının destekçileri arasında Eski ABD Savunma Bakan
Yardımcısı Frank Gaffney de vardı. Zaman zaman Washington Times'a
makaleler yazan Frank Gaffney, 'Center for Security' adlı kuruluşun
Başkanı ve CEO'su. 'Center for Security', İsrail'in sağ-kanat siyasi
kesimlerine çok yakın ve neo-con eğilimleri olan bir kuruluş olarak
biliniyor.
İslam aleminden toplantıya katılanlar ise bildik ve tanıdık simalar.
Kendilerini laik olarak isimlendiren bu cenahtan özellikle İsrail'in
Filistin'e işgaline sessiz kalan ya da destek olan, İslam konusundaki
bilgisizliklerine/cehaletlerine rağmen bu konuda cüretkâr açıklamalarda
bulunan ve kendi kültürleri ile ciddi savaş içinde olanların seçilmesi
ise dikkati calipti. Toplantıya iştirak eden isimlerden bazısının adları
ise şöyle: Ayaan Hirsi Ali, Magdi Allam, Mithal Al-Alusi, Shaker
Al-Nabulsi, Nonie Darwish, Afshin Ellian, Tawfik Hamid, Shahriar Kabir,
Hasan Mahmud, Wafa Sultan, Amir Taheri, Ibn Warraq, Manda Zand Ervin,
Banafsheh Zand-Bonazzi. Zirveye iştirak eden kişilerin ülkeleri ise
şunlar: Mısır, Suudi Arabistan, İran, Irak, Ürdün, Pakistan, Bangladeş,
Tunus vb…
Her iki toplantıda tartışılan en önemli ana başlıklar şunlar: Kur'an'ın
tenkidine duyulan acil ehemmiyet, Modern İslam, Modern üslup
çerçevesinde Kur'an-ı Kerim'in yeniden tefsiri, Kur'an'ın
sekülerleştirilmesi, Cihad, Hilafet, Şii-Sünni çatışması, Radikalizm ile
Mücadele ve İslam dünyasında ifade özgürlüğü. İstihbarat birimlerinin
önümüzdeki günlerde modern dünyaya ve batıya hitap eden Kur'an mealleri
ve tefsir çalışmalarının yoğunlaşması üzerinde duracakları bildirildi.
İslam aleminden gelen entelektüellerin iki günlük tartışmalarının
ardından sonra bu kez istihbarat birimleri benzeri konuları masaya
yatırdı. 20 ülkenin istihbarat uzmanlarının katıldığı toplantıya ilk iki
günlük toplantıya katılan aydınlarda katılmıştı. Burada şunu görüyoruz
düşünce kuruluşları, araştırmacılar ve istihbarat birimlerinin
birbirlerine nasıl hizmet ettiklerini. Ki hep yapılan gelen bir şey
lakin ilk kez bu kadar açıktan yapılıyor olması insanın dikkatini
çekiyor.
Toplantı sonrası açıklanan o cafcaflı sloganların altından İslam ile
savaştan başka hiçbir şey yatmıyor maalesef. Bu dezenformasyonunun yanı
sıra siyasi baskılar, askeri tehditler ve ekonomik ambargoların tek
hedefi var: İslam dünyasının ABD'deki aşırı sağcı idarenin hizmetine
amade kılınmasıdır.
Şimdi tüm çalışmalar neticesinde 11 Eylül olaylarından sonra İslam ve
Hz. Peygamber aleyhine yürütülen çalışmaların şöyle bir göz önüne
getirin. Amerikan Başkanı'nın da bazen sarfettiği sözcükler ile buna
katılışını anımsayın: "Haçlı Seferi", "İslami Faşizm" gibi… Katolik
kilisesi liderinin İslam ve Hz. Peygamber hakkında serdettiği kelimeleri
bir düşünün… Yine İslam dünyasındaki bunların borozonlarını düşününün:
Ey İslamcılar "ama ya da fakat" deme hakkınız yok, şiddetten uzak durun,
giyim ve kuşamınıza önem verin, bir batılı gibi olun yoksa sonunuz
Irak'taki, Afganistan'daki, Filistin'dekiler gibi olur, karışmayız
haaaaa!!!.. Bu süper güce sırtını dayamış korkanların, münafıkların
üslupları… Sahi Kur'an-ı bunları ne güzel tasvir ediyor…
"Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah
edicileriz!" derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir.
Fakat farkında değillerdir. Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de
inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?"
derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat
şeytanlarıyla (dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz
sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler. Gerçekte
Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır);
azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir."
(Bakara/11-15)
Bilinmeli ki, İslam'a yönelik bu kültürel savaşın arkasında tamamen
aşırı Siyonist-Hıristiyan sağcılar bulunmaktadır. Bunun için her türlü
alet-edavat ve üslubu kullanmaktadırlar. Post-sömürgeci simsarları olan
işbirlikçilerini kullanmayı asla göz ardı etmezler. Hedefleri belli;
İslam'ı durdurmak. Baskılarının arkasında İslami eğitim kaynaklarını
kurutmak, kültürel işgalin başarılı olmasını sağlamak ve kötü ahlakın
yaygınlaşmasını sağlamak gibi amaçlar var. Tüm bu saldırılarının
arkasında bundan başka hiçbir neden yok.
Geçtiğimiz yıllarda ortaya attıkları "Gerçek Furkan" adlı çalışmaları
tutmayınca bu kez Kur'an üzerine yapmak istedikleri oyunları ile
kültürel savaşlarını devam ettirmek istiyorlar. Evet bu onların planları
fakat yüce Allah onların bu tuzaklarını başlarına geçirecektir, "Onlar
tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en
hayırlısıdır." (Enfal/30)
Yine yüce Allah yine Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Kur'an-ı
biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız." (Hicr / 9)
St. Petersburg Deklarasyonu
Her iki toplantı hakkındaki detaylı bilgiye http://www.secularislam.org
ve http://www.intelligencesummit.org/ linklerinden ulaşabilirsiniz.
Zirve'de yayımlanan ortak deklarasyonu ise aşağıda olduğu gibi
yayımlıyoruz:
Biz laik Müslümanlarız ve Müslüman toplumların laik insanlarıyız. Biz
inananlarız, şüphe duyanlarız, inanmayanlarız, büyük bir mücadeleyle bir
araya getirilmişiz, Batı ile İslam arasına değil, özgür ve özgür olmayan
arasına.
İnsan vicdanının zedelenemez özgürlüğünü tasdik ederiz. Tüm insanların
eşitliğine inanırız. Devlet işlerinden dinin ayrıldığına inanır ve
evrensel insan haklarının uygulanmasına raiyet ederiz.
İslam öncesi ve İslam toplumlarının zengin tarihlerinde özgürlük
geleneklerini, rasyonelliği ve hoşgörüyü buluruz. Bu değerler doğuya
veya batıya ait değildir; bunlar insanoğlunun ortak ahlaki değer
mirasıdır.
Kolonicilik yoktur, ırkçılık, insan haklarını ve aklını aşağılayan veya
eleştiren İslami uygulamalar adına İslamofobi'ya diye bir şey yoktur.
Biz dünya devletlerini
Şeri kanunları, fetvaları, dini kuralları ve her çeşit devlet eksenli
dini ve buna karşı olan tüm cezaları ve kehaneti Evrensel İnsan hakları
beyannamesinin 18. maddesi gereğince kadın sünneti gibi, onur
zedeleyici, çarşafa, evliliğe zorlayıcı ve daha ötesi kadının
sindirilmesine şiddet ve zorbalıktan cinsiyet ve azınlık türlerini
korumaya, laik eğitimin reform edilmesi ve Müslüman olmayanlara karşı
hoşgörünün öğretildiği ve tüm açık görüşlülüğüyle tüm mevzuların
tartışılabildiği bir ortam çağrısında bulunuyoruz.
Güce aç insanoğlunun hırs ve totaliter yaklaşımından İslam'ın azad
edilmesini talep ediyoruz.
İslam'ın kaynak ve originlerinin korkusuzca araştırılması ve üzerinde
durulması için bir araya gelmiş korkusuz akademisyenler ve düşünürleriz
ve medya kurumlarınca özgür ve bilimsel içerikli çok kültürlü çeviri
yayınlarının olmasını arzuluyoruz.
İnanan Müslümanlara şunu diyoruz: kişisel bazlı İslam inancı ve politik
doktrinde soylu bir gelecek yoktur. Hristiyanlara, Yahudilere,
Hindulara, Bahailere ve İslam harici tüm dinlerin mensuplarına ve
toplumlarına sizinle eşit ve özgür vatandaşlar olarak beraber durun, ve
inanmayanlara: sizin kalifiye olmayan sorgulama ve farklı olma
özgürlüğünüzü savunuyoruz.
Bizler Ümmet veya Hristiyanlığın bir parçası veya Seçilmişlerden biri
olmadan önce; hepimiz şuur toplumunun üyeleriyiz ve seçim yapma hakkı
olan insanlarız.
İmzalayanlar:
Ayaan Hirsi Ali
Magdi Allam
Mithal Al-Alusi
Shaker Al-Nabulsi
Nonie Darwish
Afshin Ellian
Tawfik Hamid
Shahriar Kabir
Hasan Mahmud
Wafa Sultan
Amir Taheri
Ibn Warraq
Manda Zand Ervin
Banafsheh Zand-Bonazzi
|