|

ABD Bu
Cehalet ve Bu Kibirle Kaybetmeye Mahkum
Ruşen Çakır/ 15.03.2007/ Vatan
ABD ne zaman
açık bir yenilgi tatsa, hatta hezimete uğrasa muhakkak birileri çıkar ve
"Herşey ABD'nin kontrolü altında. Bütün bu olup bitenler önceden
biliniyordu, tezgahlanmıştı. Amerikalılar mahsus kaybediyormuş görüntüsü
yaratıyorlar" der. İşin ilginci ABD'ye toz kondurmayanların hemen hepsi
Amerikan karşıtı olma iddiasındadırlar. İtiraz edip ABD'nin yenilmez
olmadığını söylediğinizdeyse size "Amerikancı" damgası yapıştırırlar.
Uzaklara gitmeye gerek yok. El Kaide diye bir şebeke olmadığına ve 11
Eylül'ü bizzat Amerikalıların yaptıklarına inananların sayısı hayli
yüksek. Bugün de Irak'ta ABD'nin zor durumda olduğu tespitlerini, yine
Amerikalıların bir aldatmacısı olarak görenler ısrarla şunu iddia
ediyorlar: "Bush demokrasi filan derken yalan söylüyordu. Asıl derdi
petrol ve bunun için Ortadoğu'ya yerleşmek. Bu amacına ulaşmak için de
Müslümanları bölmesi gerekiyordu. Irak'ta işte bunun provası yapılıyor."
Yenilen kim?
Garip olan benzer değerlendirmeler ABD'de, üstelik Bush yönetimiyle
araları hiç de kötü olmayan bazı isimler tarafından da yapılıyor.
Bunların en meşhuru strateji uzmanı Edward Luttwak. Wall Street
Journal'da 10 Ocak günü çıkan "İki İttifak" başlıklı makalesinde Luttwak,
Bush'un demokrasi götürmek için yola çıktığını ama başarısız olduğunu
kabul ediyor. Buna karşılık, Şii uyanışından telaşa kapılan Suudi
Arabistan, Mısır, Ürdün gibi ülkelerin Washington'a daha sıkı
sarıldıklarını; öte yandan Irak Şiilerinin de ABD'yi kendilerine
müttefik gördüklerini söylüyor. Luttwak'a göre bu iki ayrı ittifak ve
Şii-Sünni çatışmasının yeniden canlanması Bush yönetiminin "kazara" da
olsa başarılı olduğunu kanıtlamaktadır.
Yalan. En iyimser ifadeyle "wishful thinking" yani "temenni beyanı" .
Böyle bir şey yok, olacağı da yok. Örneğin Luttwak, Irak İslam Devrimi
Yüksek Konseyi (IİDYK) lideri Ayetullah Abdülaziz el Hakim'in Beyaz
Saray ziyaretini, yıllarca İran'da sürgün yaşamış ve "Kahrolsun Amerika"
diye bağırmış bu İslamcı liderin tükürdüğünü yalaması olarak tarif
ediyor. Halbuki bunu tersten okuyup denize düşmüş Bush'un yılana
sarılması olarak da değerlendirebiliriz. Benzer bir şekilde ABD'nin İran
ve Suriye ile doğrudan görüşmelere başlaması durumunda ne diyeceğiz? "ABD
o kadar bastırdı ki, bu iki ülke 'radikalizm'den geri adım attı" mı?
Yoksa "Bush o kadar zor durumda kaldı ki mecburen masaya oturdu" mu?
Vahim hesap hataları
Geçenlerde Yeni Amerika Vakfı'nda Luttwak'ı dinledim. Irak'ın aslında
hallolduğunu, sıranın İran'a geldiğini anlattı. Ona göre Azeriler,
Kürtler, Beluciler ve diğer azınlıklar rejimden çok rahatsız. Yani
Tahran'la masaya oturmanın hiçbir alemi yok. Washington içerdeki
muhalefeti desteklerse molla rejiminin ömrü uzun değil.
Luttwak gibiler ABD'nin gücünü alabildiğine abartıyor, Müslümanlarıysa
acayip küçümsüyorlar. İslam dünyasındaki farklılara aşırı önem atfediyor,
bunları kışkırtarak herşeyi kontrol edebileceklerini sanıyorlar.
Yani hem çok cahil, hem çok kibirliler. Bu yüzden genellikle yanıldılar,
yanılmaya da devam ediyorlar. Dün Afganistan'da El Kaide'nin doğumuna
sebep oldular, bugün Irak'ta hangi tohumları atmış olduklarını çok
geçmeden öğreneceğiz. Hele yarın İran'a da müdahale etmeye kalkarlarsa,
bunun faturası görülmedik ölçüde vahim olacaktır.
Özetle, ABD kaybediyor, hem de çok kötü. Bu gidişle, yani bu cehalet ve
bu kibirle daha da kaybedeceğe benziyor. |