|

İçinden İki Darbe Girişimi Geçen Günlük
29.03.2007/Radikal
•
Türkiye'nin ihtilal tarihine bir de '2004 darbesi' mi eklenecekti? Bu 'fantastik'
sorunun yanıtı eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden
Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlükte saklı
• Nokta dergisinin yayımladığı günlüğe göre TSK'da AKP'ye karşı iki
darbe planı hazırlanmıştı: 'Sarıkız' ve 'Ayışığı'. Kuvvet komutanlarının
desteklediği bu planlara dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök
karşıydı
RADİKAL - İSTANBUL - 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28
Şubat 1997... Bu tarihler, Türkiye'nin, çok partili hayata geçtikten
sonra meydana gelen (biri postmodern) darbe tarihleri... Periyodu bir
zamanlar yaklaşık '10 yılda bir' olan darbe tarihlerine bir de '2004
darbesi' mi eklenecekti? Bu fantastik sorunun yanıtı, 26 Ağustos 2003-26
Ağustos 2005 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı olan emekli Oramiral
Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlükte saklı. Günlüğe göre,
Kıbrıs'ta 'Annan Planı'na boyun eğen' AKP hükümetine karşı 2004
başlarından itibaren hazırlanan darbe planı, Rum kesiminde referandumda
'hayır' oylarının çok çıkmasının ardından kendiliğinden 'çözüldü'.
Kısa bir süre önce internette www.denizcilersitesi.com adlı web
sitesinde birkaç sayfasının yayımlanmasıyla ortalığı karıştıran
günlüklerin, 2003-2004'te kaleme alınmış sayfaları, eğer doğruysa,
eşikten dönen bir darbeye dair yer yer dramatik, yer yer trajikomik; ama
her halukârda çok çarpıcı ayrıntılar içeriyor.
Power Point sunum hazır
Nokta dergisi, '2004'te iki darbe atlatmışız' başlıklı haberiyle, Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin 'irtica yanlısı AKP hükümetine' karşı hazırladığı
'Sarıkız' ve 'Ayışığı' diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıklarını
Örnek'in günlüğü olduğu iddia edilen belgeye dayanarak aktardı. Nokta
dergisi darbe planlarının Power Point formatındaki slayt sunumunu da
yayımladı.
Günlük ilk ortaya çıktığında Örnek, NTV'ye, "Benim hiçbir zaman günlüğüm
olmadı. Komutanlığım döneminde, şifreli şekilde günlük faaliyet planları
tutuldu. Ayrılırken de bilgisayardan sildirdim. Burada yer alan
bilgilerin pek çoğu o dönemlerde bazı internet sitelerinde ya da
dergilerde dedikodu şeklinde çıkmış haberler. Bunlar bir araya
getirilerek bana yakıştırılmış" diyerek yalanlamıştı. Örnek, günlükle
ilgili 'yayın durdurma kararı aldırmak' için mahkemeye başvurduğunu da
açıklamıştı.
Günlük, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel
Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve
Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP'ye karşı ittifak
oluştuğunu gösterirken; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi
Özkök'ün politika ve yöntemlerine karşı olduklarını da gösteriyor.
Örnek'in Özkök'le ilgili 25 Ekim 2004 tarihli değerlendirmesi şöyle:
"Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine,
kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı
olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir
görüşü desteklediğine karar verdik."
1 Aralık 2003 tarihli notlarda ise zamanın Genelkurmay 2. Başkanı İlker
Başbuğ (şimdi Kara Kuvvetleri Komutanı) için "2. başkan güvenilecek bir
general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu" yazılı.
Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök'ün karşı olmasına
rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli
notta şu cümlelerle ifade ediliyor:
"Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı 'Ben çok
rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce bir sıkıyönetim
içerisine girilmeli' dedi. Bana söz verdiğinde 'Madem hepimiz bu
hükümetin Anayasa'ya aykırı hareket ettiğine eminiz, o halde 35. madde
gereğince Anayasa'yı da korumak bizim görevimizdir. Eğer bir eylem planı
yapılacaksa bu planın ne maksatla yapıldığının bilinmesi lazım. Bu
nedenle burada bir karar vermemiz gerekiyor' dedim. Genelkurmay Başkanı
bana dönerek 'Her ikiniz de açıkça konuşmadınız ama söylemek istediğiniz
şey olamaz ve bize çok zemin kaybettirir. Yapacağımız başka şeyler var'
dedi. Ben de 'Doğru söylüyorsunuz o telaffuz etmek istediğimiz şeyden
başka da şeyler olabilir. Mesela bu hükümete bir alternatif yaratmak
gibi. Ama onun bile kararının verilmesi gerekir ki eylem planı ona göre
hazırlansın.' Bu önerimi kabul etmedi. O zaman boşuna akıntıya kürek
çektiğimizi anladım. Niyetleri galiba bize bir şeyler yapıyor gözüküp
bizleri oyalamaktı."
İşte günlükten diğer çarpıcı başlıklar:
6 Aralık 2003: Bu hafta bütçe komisyonunda (TBMM Plan-Bütçe Komisyonu)
bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok
rahatsız olduk. Toplandık. (...) Ve kendimize göre bir eylem planı
yapmaya karar verdik. Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Bu nedenle
ben M.Ö.'yü (Mustafa Özkan) davet edecektim. Sonra rektörler ile temas
edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket
edecektik. Sokaklara afiş astıracaktık. Dernekleri hükümet aleyhine
teşvik edecektik. Bunları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler SARIKIZ
olarak anılacaktı.
20 Ocak 2004: Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda yapılacak kuvvet
komutanları toplantısına katıldım. MGK ön toplantısı perşembe günü
yerine yarına alındığı için koordinasyon ihtiyacı doğmuştu. (...)
Jandarma Genel Komutanı (Şener Eruygur) ihtilal özlemi içersinde, bir an
önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti,
en nihayet dayanamadım ve 'Bakın biz sizle böyle konuşmadık. Planlamayı
23 Ocak'tan sonra yapabileceğimizi birkaç kez tekrar ettim. Onun için
hiçbir hazırlığımız yok ama başlayacağız' dedim ve ağzı kapandı.
3 Şubat 2004: Ben denetlemeye gittiğim zaman hepsi Jandarma Genel
Komutanlığı'nda toplanmışlar ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener
Eruygur onlara bana salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş ve
yapılan üst düzeydeki bazı yöneticilerin konuşmalarına ait ses
kayıtlarını dinletmiş. Bunların çoğu AKP'ye danışmanlık yapan kişilermiş
ve Kıbrıs sorununu nasıl halletmeyi düşündüklerini ve bu konuda neler
yaptıklarını anlattıkları kayıtlarmış. Takdimin sonunda Hava Kuvvetleri
Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 Mart' ta ihtilal yapalım
diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik
frenlemiş. (...) Konuşmamıza darbe konusu ile devam ettik. Ben eğer bir
darbe yapılacaksa bunun 2004 Aralık'tan önce yapılmamasını ve AB'nin
vereceği cevaba göre AKP'nin zaten köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın
desteğini de alabileceğimizi söyledim.
Darbe gerekçesi Kıbrıs
5 Şubat 2004: Kara Kuvvetleri Komutanı (...) telefonla beni aradı ve
gizli hattan görüşmek istedi. (...) "Annan'ın mektubu (BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs mektubu) gelmiş ve içerisindeki konular
tamamen bizim söylediklerimizin dışında olayları kapsıyor.
Onur Öymen (CHP Genel Başkan Yardımcısı) ile İstanbul'da görüştük ve
bana bunları anlattı. (...) Hava Kuvvetleri Komutanı 19:30'da geldi ve
konuştuk. Önce darbe olabilir mi konusunu açtık. Amacım Şener (Eruygur)
yokken onunla teke tek konuşarak fikirlerimi ona söylemekti. Nitekim
darbe konusundaki fikirlerimi ona naklettim ve zannediyorum benimle aynı
fikirde oldu. Ülkenin ekonomik zorluğu, ABD'nin diğer darbelerden farklı
olarak bu kez hükümet tarafını tuttuğunu, halkın henüz destek
vermediğini ve desteğin yahut zeminin oluşması gerektiğini kısaca
anlattım. (...) TSK'nın Kıbrıs konusundaki düşüncelerinin ne olduğunu
açıklayıp istifa etmemiz gerektiğini söyledim. Hava Kuvvetleri Komutanı
başka bir seçenek tavsiye etti. Kıbrıs'ta herkesi Annan Planı aleyhinde
sokağa dökerek gösterilerin yapılmasını sağlama ve anavatandan da bu
hareketlere destek vererek hükümet aleyhine olaylar çıkarmak.
Eruygur'un darbe ısrarı
6 Şubat 2004: Sabah doğruca Jandarma Genel Komutanlığı'na gittim ve
orada üçümüz buluştuk. Durumu tekrar gözden geçirdik. Jandarma Genel
Komutanı hâlâ darbe yapalım diye inat ediyordu. Ne düşündüğümü bana
sordu. Dün akşam Hava Kuvvetleri Komutanı'na anlattıklarımı aynı şekilde
ona da anlattım. "Çok aculsunuz" dedim. İkna değil ama durdurulması
zaman aldı ve sabah toplanmamızın esas gayesi Kıbrıs konusunda neler
yapılabileceği konusunda seçenekleri gözden geçirmek. Ancak biz bu
konuyu bırakıp darbe yapacak mıyız yoksa yapmayacak mıyız konusuna
girdik.
28 Şubat 2004: Hükümete karşı bir tepki olarak da hem Kıbrıs'ta hem de
anavatanda gösterilere ve ulusal platformda toplantılara 3 Mart'tan
itibaren başlanacaktı. İkinci konu olarak yine aynı mesele, biz bu
adamları darbe ile alaşağı edelim konusuydu. Şener ve Havacı bu konuda
çok bastırıyorlar. Şener'in adeta aklından çıkmıyor, iki kelimede bir
bunu söylüyor. Havacı da keza öyle. Eğer Kıbrıs'ı vermek istemiyorsak en
son limitimiz 9 Nisan 2004. Bu tarihten sonra hükümet taraflara taahhüt
vereceğinden geriye dönüş şansı sadece referandum olacak. Referandumun
hangi şartlar altında yapılacağını hepimiz tahmin ediyoruz. Bütün şer
güçleri evet dedirtmek için keselerin ağzını açacak ve sözler verilecek
sonuçta cahil halk 'evet' diyecek. Ne yapacaksak 9 Nisan'dan önce
yapmamız gerekecek.
Referandum planı bozdu
24 Nisan 2004: Bugün Kıbrıs'ta referandum yapılıyor. Gece yarısı
sonuçları, Türk tarafı yüzde 65 evet ve Rum tarafı yüzde 75 hayır.
Böylece Kıbrıs'ta hiçbir değişiklik olmadı ama Rumlar AB'ye girecek.
Akşam Jandarma Genel Komutanı'nın evinde yemeğe gittik. Genelkurmay
Başkanı gittikten sonra aramızda konuştuk. Anladığım kadarı ile Jandarma
Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hâlâ bozuklar. Amaçları illa
darbe yapalım ve AKP'yi uzaklaştıralım. Yapalım da, Kara Kuvvetleri
Komutanı olmazsa nasıl olur, bunu düşünen yok. Hava Kuvvetleri
Komutanı'nı fena bozdum, zira vatanını sadece o seviyor ve ona destek
verilmiyormuş pozlarında. Üstelik ne söylediğini kendisi de anlamıyor.
Şener hâlâ darbeye ümidini bağlamış durumda. Bana "Çok erken çözüldük,
daha direnmeliydik" demez mi.
Eruygur'un tek komutanlı ikinci darbe hazırlığı
Günlüğe göre Şener Eruygur, diğer komutanlara, tutumlarına göre kodlar
vermiş.
AKP'ye karşı geliştirilen 'Sarıkız' adlı eylem planı Kıbrıs'taki
referandumun ardından çözülse bile, Özden'in günlüğüne göre darbe
planlarının sonu gelmedi. Adı 'Ayışığı' olan ikinci darbe planının asıl
mimarı, dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur. İddiaya göre
Özden, Eruygur'un hazırladığı darbe planına ilişkin 14 Ekim 2004'te
günlüğüne şu notu düşmüş: "Fenerbahçe'ye Aytaç (Yalman) Paşa'lara gittim.
Daha çok o konuştu. 'Şener bizden habersiz darbe planı hazırlatmış. Adı
da 'Ayışığı'. Darbede kimin başkan olacağı belli değil. Hepimize
davranışlarımıza bir kod adı vermiş. Havacı (İbrahim Fırtına) ona destek
verdiği için o anlamda, bizler ise sana karşıt anlamda, bana da belli
değil anlamda kodlar vermiş. Bu plan GB'nin (Genelkurmay Başkanlığı)
elinde olduğu gibi içlerinden biri tarafından sızdırıldığı için MİT ve
hükümetin de elinde varmış. İkinci bir planda ise senle ben
gösterilmiyoruz, sadece havacı var." |