|

Tarihle
Randevu*
Metin Önal Mengüşoğlu
Ne zaman
ellerinde kılınç
gözleri kanlı
rüzgâr gibi geçip giden
Süvarileri
anlatsam bir şiirde
kavganın
en yakın tanığı
ben oluyorum
Neyime oysa benim
imdat gözetlemek
tarihin ufuklarından
okumalıyım evet kirli
ve temiz yapraklarıyla onu
en ağır bir ders olarak belki
Çarpan yüreğimin vurduğu saat
bu saat oysa
bileklerime yürüyen kan
az önce ısırdığım nardan oluştu
revâ mı öyleyse kanı
bu çağdan devşirip
canı geçmişte yaşatmak
-Tarih yok mu peki
senden başka kimseler yok mu
Geçmişten küf kokusu gelmez her zaman
o tarih
dün değildir ki zaten
hâlâ kımıltılar varsa damarda
tarih ona derim ki dünya durdukça
kökünden yepyeni filizler fışkırır
bizimle yaşıt
kalmaz anısı sadece
papirüsler üzerinde
Ne zaman tarihe sığınan bir adam görsem
sorarım: bana ölülerden sözetme
söz et öylelerinden ki
şimdi hemen şu anda
yesin içsin geçinsinler
bizim bilmediğimiz bir mekânda
Dün ya da bugün
zamanın ne farkı var birbirinden
farklılaşan biz olmayalım yıllar geçtikçe
gözlerde, küçük dağları yaratmış sanmanın kibri
gırtlakta doyumsuz bir yudum nefes
-Peki bizi kim yarattı
oturup düşünsün şimdi herkes
* çamurlu bir ırmak, kelime yay., ağ.1989, s.39. |