|

Müslüman Sol veya Müslümanlık
Nuray Mert/ 19.12.2006/ Radikal
Mehmet
Bekaroğlu ve Ertuğrul Günay'ın önderliğinde bir siyasi parti çalışması
geçen hafta sol ve Müslümanlığın bir araya gelip gelemeyeceği tartışması
yarattı. Bekaroğlu daha eski olmakla birlikte, her ikisi de benim iyi
dostlarım ve geçtiğimiz hafta, beni de, çalışmaları konusunda
bilgilendirdiler. Yeni bir siyasi partinin oluşma koşulları ayrı mesele,
ancak böyle bir siyasal-düşünsel eksenin oluşmaya başlamasını son derece
önemli buluyorum.
'İnançlı olmasaydım solcu kalmaya devam edemezdim' diyen birisi olarak,
sol siyaset ve Müslümanlık, üzerine konuşmayı en sevdiğim konulardan
biri. Ancak, bir gazete yazısına sığamayacak kadar derin, uzun,
çetrefilli bir konu. Yine de birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim.
Öncelikle, herhangi bir dinsel gelenekle, sol geleneği ha deyince,
kolayca bir araya getirmenin, bir ortak paydada buluşturmanın mümkün
olmadığı kesin. Sol gelenek, modern, seküler, pozitivist düşünce
geleneğinin bir parçası. Sol düşünce ve siyaset, sadece insan emeğini
değil, insan aklını özgürleştirmeyi hedefliyor. İnsan aklının
özgürleşmesinden kastedilen; din de dahil olmak üzere tüm dogma ve
baskıcı düşünce kalıplarından kurtulmak.
Oysa, kimse kendini kandırmasın, dogma olmadan din olmaz, din dogmaya
teslim olmaktır, kurtuluşu bu teslimiyette görmektir. Ama dogmaya
teslimiyet, modern düşüncenin iddia ettiği gibi basit ve
sıradan bir önkabulle, hiçbir şeyi uzun boylu kurcalamamak, irdelememek
türü bir zihin tembelliği veya ürkekliği olayı değildir. Sorun, modern
düşüncenin binlerce yıl düşünmeyi reddetmiş insan aklını özgürleştirmesi
meselesi değil, modern düşüncenin 'özgürlük' tanımının farklı bir eksene
dayanmasıdır. Evet, bu uzun ve tartışmalı bir konu, ancak tartışmasız
olan bir şey var, sol siyaset düşüncesi, bu modern gelenekten geliyor ve
bu haliyle din (ve hatta dindar birey) ile uzlaşması imkânsız.
Diğer taraftan dinsel düşünce ve kurumlar, tarih boyunca iktidarın bir
parçası olmak dolayısıyla iktidar odaklı bir siyasal düşünce geleneği
oluşturmuş vaziyette. İktidarı, mevcut yapıları sorgulayan düşünceler,
doğal olarak, siyasal düşünce geleneğinin dışına itilmiş ve gelenek
oluşturamamış. Modern çağa gelindiğinde de, bu gelenek, birkaç örnek
dışında, üstelik daha da sığ bir statükoculuk şeklinde devam etti veya
yine sığ bir köktendinciliğe savruldu. Bugün, yine istisnai bireysel
örnekler dışında, Müslüman dediğinizde, sağcı veya köktendinciyi
çağrıştırması gayet anlaşılır bir şey.
Ancak, deniz tükendi. Sol, modern dünyanın 'vicdan'ı olmayı başaramadı,
çünkü hiç vicdandan bahsetmedi. Tarihsel maddeciliğin insanlığı
kurtuluşa götüremeyeceği belliydi, yanlış bilinçliliğin insan
davranışını açıklamaya yetmediği de, işçi sınıfından olmayan birinin
neden solcu olduğunun/olması gerektiğinin, maddecilikle (veya
Gramsci'nin tezleri ile dahi) hiçbir zaman açıklanamayacağı da. Bir
başkasının derdiyle dertlenmek, başkasının başına gelenlerden dolayı
kalbi sızlamak, insanlığından utanmak, isyan etmek, insanı solcu yapan
aslında budur. Çocuk yaşta anlamadan okuduğu tarihsel maddecilik,
diyalektik materyalizm veya 19. yüzyılda Almanya'da geçen siyasal
tartışmalar değil. Oysa solun hiç kalbi olmadı veya başka bir deyişle
olmaması varsayıldı, insan vicdanının, kalbinin götürdüğü yer tarihsel
materyalizmle açıklanmaya çalışıldı. Buradan bir yere gitmek imkânsızdı,
nitekim gidilemedi.
İnsanlığın bugün geldiği yer malum, geçin vahşi kapitalizmi sermaye
feodalizmi, piyasa faşizmine doğru hızlı bir gidiş söz konusu. Modern
çağın vicdanı olmak istiyorsa solun, her şeyi yeni baştan düşünmesi
tanımlaması lazım, yoksa, bugün bulunduğu yerde, insanlığın büyük
serüveninden bağını koparmış, bir burjuva fantezisi olan
sol-liberterlikte takılır kalır.
Diğer taraftan, mevcut dünya tablosu içinde, hâlâ iktidarcı bir tavır
takınan dini düşünce, kurum, ne varsa, daha fazla kimseyi ikna
edemeyecek, varolan öfkeye öfke katacak, dinsel düşünceyi son derece sığ
bir alana sıkıştıran köktendinciliğe savrulmayı besleyecek. Ya, tüm
insanlığa vaat
ettiği yolda, vicdan oluşturacak, nerede kendine denk bir vicdan bulursa
onunla buluşacak, ya bir kördöğüşün karanlık bir parçası olacak.
Sol ve Müslümanlık (ve tüm büyük dinler) sadece halkın inançlarına ters
düşmemek gibi popülist bir platformda değil, bu temel eksende buluşursa,
insanlık için bir ufuk vaat edebilirler. Tüm dünyada da, Türkiye'de de,
bu yönde gelişen tüm çabaların umut vaat edici olduğunu düşünüyorum. |