|

Kapitalizm Başörtüsüne Savaş Açtı
Katar Eşşark/ 07.12.2006/ Radikal
Batı,
Müslüman kadınlardan 'özgürleşmeleri' için başörtü takmaktan
vazgeçmelerini isterken aslında onların inanç özgürlüğüne müdahale
ediyor. Özgürlüğü savunanacak kişiler, bu kavramın anlamını bilmeyen ve
tüketim kültürünü Arap dünyasına yaymak isteyenler değildir
SÜLEYMAN SALİH (Arşivi)
Müslüman kadının başörtüsüne karşı kampanyalar kültürel çekişmenin
yapısına dair birçok gerçeği gözler önüne seriyor. Herkes farklı
kriterlere dayalı özgürlük türküleri söylüyor. İnsanlık özgürlüğe
âşıktır; özgürlük ezilmişlerin umududur. Özgürlük, Allah'ın insana
verdiği en önemli nimetlerdendir. Bugün nice insanın özgürlüğü
engelleniyor, onlara saygı gösterilmiyor, toprakları işgal ediliyor,
çocukları öldürülüyor ve hayalleri yıkılıyor. Bu insanlar özgürlüklerini
savunacak veya acılarına ağlayacak kimseyi bulamıyor. Dahası,
kendilerini liberal diye tanımlayıp özgürlüğü savunduğunu iddia edenler,
işkence eylemlerine katılıyor, insan hakları ihlallerine, binlerce
kişinin öldürülmesine ve milyonlarcasının aç bırakılmasına göz yumuyor.
Amaç köleleştirmek
İnsanlığın özgürlüğün korunmasında başarılı olması için özgürlük
düşmanlarını belirlemesi kaçınılmaz. Bu düşmanlar eşitliği ve adaleti
reddeden, insan haklarıyla çelişen zalim çifte standartlara
başvuranlardır. Özgürlüğü sadece kendisi için isteyen ve ötekilere
saldırıp haklarını çiğnemek için kullanmayı arzulayanlar, özgürlüğün en
çetin düşmanıdır. Bu düşman Irak'taki Ebu Garib ve diğer cezaevlerinde
insanlara işkence eden Amerikalı askerlerle veya çocukları öldüren
İsrailli askerlerle eşdeğerdir.
Özgürlüğü başarıyla savunmak için adalet, eşitlik ve insan haklarını
bilinçli biçimde buluşturmalıyız. Zira özgürlük bütün insanlığındır.
Uygarlık, insanın başkalarının özgürlüğüne de saygı duymasını, onların
haklarını savunmasını, başkalarının kendi iradeleriyle seçtiği modele
uygun yaşam hakkının korunmasını sağlar. Özgürlüğün bugünkü anlamı,
insanlığın zulüm, emperyalizm ve işgalle mücadelede birlik olmasıdır.
Emperyalistler özgürlüğün azılı düşmanlarıdır.
İnsanları evlerinden ve çiftliklerinden kovuyorlar, dönüş haklarından
vazgeçmelerini istiyorlar, etnik temizlik yapıyorlar.
Özgürlüğün düşmanları insanlığa kapitalist ekonomiyi dayatıyor. Tabii ki,
halklara yöneticilerini özgürce seçme hakkı veren demokrasinin
yokluğunda... Batı'nın yaşam modelini dayatmak istiyorlar. Oysa bu model
bazı insanların şartları, inançları ve kültürleriyle çelişiyor.
Bu, büyük bir zulüm ve saldırıdır. İnsanları tüketiciye dönüştüren bir
kültürü dayatmak ve dünyayı ABD ve Avrupa ürünlerinin pazarına çevirmek
istiyorlar. Bu insanlar, kalkınmak için kullanabilecekleri servetlerini
hiç ihtiyaç duymadıkları ürünlere harcıyor. Böylelikle kıtalararası
şirketlerin servetleri kabarırken açlık ve alçalmışlık artıyor.
Batı kültürü insanı köleleştiriyor, özgürlüğü kısıtlıyor ve seçim
hakkını çiğniyor. İnsanın yapması gerekense inek gibi çalışmak,
kazancını harcamak ve çıplak kadınları izlemek için televizyon karşısına
geçmek. İnsanın, özgürleşmeyi veya başka bir sorununu düşünmemesi,
dilsiz olması ve ekranlarda izlediği kişileri seçmek için oy vermesi
gerekiyor. Sonunda, medyayı elinde tutan kıtalararası şirketlerin
seçtiği isimlere oy veriyor.
Kadın da, Batı kültüründe erkeği tüketime sürüklemenin bir aracı olarak
önemli bir yer işgal ediyor. Reklamlara baktığınızda bir otomobilin
üzerinde oturan güzel bir kadın göreceksiniz. Bu kadının size âşık
olması için otomobili almanız gerek. Kadının da güzel ve etkileyici
görünmek için makyaj malzemesi ve son moda kıyafetler alması gerek.
Böylelikle tüketim çılgınlığı artıyor, ülkeler yaşama, kalkınma ve
ilerleme güçlerini kaybediyor. Arap ülkelerinin güzellik malzemeleri
veya ithal kıyafetler için nice milyar dolarlar harcadığını düşünün. Bu
milyarlarla Arap çöllerine milyonlarca fidan ekseydik, gençlere iş
imkânı sağlasaydık, açları doyursaydık, işgalden kurtulmaları için
Filistin halkına dayatılan zalim ablukayı kırsaydık nasıl olurdu?
Kadın, başta Arap ülkeleri olmak üzere gelişen ülkelerin kapasitelerini
azaltmak için kullanılan bir araç haline geldi. Kapitalizm kadını cinsel
obje olarak kullanıyor, kadın bedeni üzerinden ticaret yapıyor, bu
bedenleri halkların özgürlük ve kalkınmayı amaçlayan mücadelelerine son
vermek için kullanıyor. Şimdi Batı'da ve Doğu'da başörtüsüne yönelik
kampanyaların neden arttığını anladınız mı?
Batı kültüründe kadının özgürlüğü, bedeniyle dilediğini yapması demek.
Fakat bu özgürlük, kadının 'kendini pazarlaması'na dayanan 'kapitalist
özgürlüğe' dönüştü. Peki peçeyi çıkarmak kadının saygınlığıyla uyumlu mu?
Bu soruya kimse yanıt veremez. Çünkü çıplaklıkta saygınlık yoktur. Kadın,
kapitalizmin tüketicileri ayartmak için kullandığı bir araca indirgenmek
isteniyor. İşte bu yüzden, özgürlükle saygıyı buluşturmak Batı
kültürünün ve Arap dünyasındaki emperyalist uşakların kitabında yok.
Başörtüsü kapitalizme düşman
İslam bizim kimliğimizi, kültürel benliğimizi, tarihimizi ve
geleceğimizi oluşturur. Müslüman kadın açısından başörtü Allah'a
ibadettir. Niçin 'özgürlük' adına kadının bu özgürlüğünü elinden almak
istiyorlar? Niçin Batı'da ve Arap dünyasında seçim hakkını kullanan,
inancına göre yaşamak isteyen Müslüman kadına karşı kampanyalar artıyor?
Niçin kadının istediği kıyafeti giyme özgürlüğü muhafaza edilmiyor?
Bu sorulara, başörtüsünün laiklikle çeliştiği, belirli toplulukların
sembolü olduğu ve terör yarattığına dair yanıtlar veriyorlar. Güzel.
Peki niçin laikliğe inanmayanların özgürlüğü kısıtlanıyor, hakları
çiğneniyor? Niçin laiklik dayatılıyor ve Allah'a kul olmayı özgür
iradeleriyle seçen kadınların özgürlüğü kısıtlanıyor, tedavi olmak için
hastanelere girişleri yasaklanıyor? Asıl zulüm, küstahlık, diktatörlük
ve terör bu değil mi?
Başörtüsü aslında kapitalizm ve tüketim kültürü için tehlike oluşturuyor.
Başörtüsü kapitalizmi geniş bir pazardan mahrum bırakıyor, İslam
dünyasına hegemonyasını dayatma imkânını azaltıyor. Başörtüsü kadının
hayat tarzı olarak İslam'ı seçmesinin sembolü. Başörtüsünün yayılması,
İslam ülkelerine başka şeylere harcadıkları milyarları ellerinde tutma
imkânı sağlar, kadınların güzellik malzemelerine harcadığı parayı
ailelerin kasasına aktarır, kadın ve erkeklere İslam'a aidiyet bilinci
getirir. Bu yüzden başörtüsünün yayılması ümmetin emperyalizmden
kurtulması ve yaşam tarzını özgürce seçme hakkını kullanması demek.
Dolayısıyla Batı başörtüsüne saldırıyor, Arap dünyasındaki dikta
yönetimlerini başörtüsünü yasaklamaları için kışkırtıyor.
Batı'nın kültürel emperyalizminin uşakları, başörtüsünün gericilik ve
irtica olduğunu söylüyor. Oysa başörtüsü ümmetin uyanış ve özgürlük
yoluna girdiğinin delilidir. Müslüman kadının saygınlığı, İslam'a
aidiyeti ve kültürel özelliğiyle gurur duymasıdır. Emperyalizmin Arap
dünyasındaki destekçileri başörtüsüne bu yüzden saldırıyor. Ancak,
Irak'ta yenilen Amerikalı 'efendileri' yakında bölgeden gidecek ve
onları değerini yitiren döküntüler gibi terk edecek. Onlardan bütün
istediğimiz özgürlüğü kendi haline bırakmaları.
Zira hem özgürlüğü savunmaya ehil değiller, hem de anlamını bilmiyorlar.
(Katar gazetesi Şark, 1 Aralık 2006) |