|

İslam
Dünyasını Bölme Planı Amacına Ulaşmak Üzere
Muhammed El Semmak/ 18.12.2006/ Radikal
Irak,
Filistin, Lübnan, Darfur ve Somali'de yaşananların hiçbiri tesadüf değil:
Bütün bu çekişmeler, İslam dünyasını küçük devletçiklere bölmek ve 'yeni
bir Ortadoğu' yaratmak için uygulanan planın parçası
Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Körfez İşbirliği Konseyi zirvesinde
Ortadoğu'daki şartları barut fıçısına benzetti. Bu gerçekçi bir benzetme.
Fıçıyı ateşe verip patlatacak üç kibrit çöpü de var: Lübnan, Filistin ve
Irak. Economist'in nitelemesiyle, Lübnan'da Bizans politikası, yani
kısır ve sonuçsuz bir tartışma politikası hâkim. Bu politikanın
sahipleri görüşlerini neticeye varmaksızın savunuyor. Ateşin dört bir
yandan kendilerini kuşattığı bir zamanda bu kimselerin hiçbiri yayılan
yangını söndürmek için bir kova su bile taşımaya çalışmıyor.
Vahşi İsrail işgali altında ezilen Filistin'de işgale karşı yapılan
intifada, Filistin yönetiminin Hamas'a, Hamas'ın da yönetime karşı
yaptığı intifadaya dönüştü veya dönüşmek üzere. Taraflar intifadanın
pusulasını kaybetti.
Irak'ta her gün yüzlerce masumun canını alan cinayetlerin çoğu ibadet
yerlerinde işleniyor. Bu durum soru işaretlerini artırıyor. Irak'ın
bütünlüğü parçalandı. Vaktiyle İsrail emellerine karşı mücadelede büyük
güven sağlamış bu devlet, tüm Arap ülkelerinin güvenliği, selameti ve
istikrarı üzerinde yüke dönüştü. Burada şu soru ortaya çıkıyor: Lübnan,
Filistin ve Irak'ta yaşananlar tesadüf mü? Yoksa domino taşları birbiri
ardına düşmeye mi başladı? Peki Afrika'da Sudan ve Somali'yi bölme
girişimleri bağlamında yaşananlar da tesadüf mü? Dünya Darfur'da
yaşananlar sebebiyle ayağa kalkarken, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da
işlediği suçların ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'i kınamasını
engellemesiyle sıradan olaylar gibi geçiştirilmesi garip değil mi? ABD
Angola'da kurban sayısı 1 milyonu bulan katliamlar işlenirken neredeydi?
Yoksa Darfur'daki Afrika insanı başka, Angola'daki başka mı? Ya da
ABD'nin endişesi insanlar değil de, Darfur'un petrol ve uranyum
zenginliklerinden mi kaynaklanıyor?
Arapları Afrika'da vurma ve kıtanın çoğunluğu Müslüman olan kuzeyiyle
Müslüman olmayan güneyi arasında düşmanlık yaratma planının yürürlüğe
konulduğu açık. Arap dünyasıyla Arap olmayan coğrafya arasında ayrılık
ve çekişme 'ekme' programının, bu İslam ülkelerinin tehlikelere dair
gaflet içinde olduğu bir ortamda sürdürüldüğü de açık.
Düşman artık bizzat evin içinde. Zira her Arap ülkesinde fitne veya
fitne çıkarma projesi söz konusu. Ülkeleri din, mezhep veya etnik
temellere göre bölmeyi amaçlayan bu planlar, Arap ve Müslüman olmayan
komşu ülkelere karşı da düşmanlık tohumları ekme projeleriyle
tamamlanıyor.
'Yeni harita' İsrail'e yarayacak
Maalesef ne Arap Birliği bir şey yapabiliyor, ne de İslam Konferansı
Örgütü harekete geçmeye ehil. Her ülke, iç konularıyla uğraşırken
gerçeği idrak edemiyor. Gerçek şu: Bütün sorunlar birbirine bağlı ve
planlı; bunların sadece iç sorunlar olduğu düşünülürse çözülmesi mümkün
değil. Lübnan, Filistin, Irak, Sudan ve Somali'deki boğucu krizler, bu
ülkelerin sadece kendilerinden kaynaklanmıyor.
Bu krizler aynı dizinin halkaları ve başka halkalar da var.
Bu yüzden, Kral Abdullah'ın barut fıçısısı benzetmesi haklıydı. Fıçı
patlarsa da kimse kurtulamaz. Zira patlama gerçekleşirse bölge, 'yeni
Ortadoğu'yu hazırlaması öngörülen 'yaratıcı karmaşa' ortamına
sürüklenecek. Bu yeni Ortadoğu'nun en önemli 'ilke'si, bölge haritasının
sınır ve zenginlik konusunda aralarında çekişecek devletçiklerin
kurulmasına izin verecek ve İsrail'in güvenliğini sağlayacak biçimde
yeniden çizilmesi. Can alıcı nokta tam da bu.
(Lübnan gazetesi Müstakbel, eski Lübnan milletvekili, 15 Aralık 2006) |