|

İslam
Savaşları(I)
Hadi Uluengin/ 19.12.2006/ Hürriyet
UNUTTUKLARIM
olacaktır ama şimdilik aklıma ilk gelenleri sayıyorum.
İşgale karşı direnişin falan değil, açık açık mezhep savaşının yaşandığı
Irak, biiir!
Taliban'ı ve El Kaide'siyle Afganistan ikiii!
Şii'si, Sünni'si, Dürzi'si ve Marûni'siyle, Lübnan üüüç
Siyahi Darfur'uyla, Sudan dööört!
Afrika Boynuzu'ndaki Somali beeş!
Daha düne kadar Cezayir, altııı!
Ve nihayet, kervana en son katılan Filistin'le etti mi size yedi!
* * *
TABİİ ki dikkatinizi çekti, bu ülkelerin tümü de İslami - Arabi aidiyet
taşıyor.
Hepsinde de, ya kan gövdeyi götürür biçimde, yahut "alt düzeyde" iç
savaş yaşanıyor
Veya, yaşanmıştı. Veya, eli kulağındadır.
Zaten yukarıdaki listeye, aslında için için kaynayan ve ancak totaliter
ve otoriter rejimlerin tasallûtundan dolayı "sükûnet"te (!) olduğu
izlenimini veren toplumları katmadım.
Oysa, "tek bir kıvılcım bütün bozkırı tutuşturabilir" ki, Suriye'den
Fas'a ve Özbekistan'dan Suudi Arabistan'a, "potansiyel gebeler"ini
unutmamak gerekiyor.
Pekiii ..?
PEKİSİ şu ki, en az yedi Müslüman ülkede süren veya sürmüş olan iç
savaşlar, çok geniş ve çok elastiki anlamıyla "din eksenli" bir mahiyet
arz ediyor.
Yani diyelim ki, bunların hepsi tarihteki mezhep çatışmasından
Şeriat'taki Kur'án yorumuna uzanan bir söylemde gerçekleşiyor.
Taraflar İslam adını kullanıyor ve hilálli sancağı simge ediniyor.
Oysa, gayet kısmi ve gayet istisnai örnekler hariç, Budist, Konfüçyanist
ve Hıristiyan álemler böylesine yoğun ölçekli ve böylesine bol kanlı "iman
savaşları" yaşamıyorlar.
Kardeşin kardeşe, daha doğrusu "müminin mümine" bu denli düşman olduğu
ve bu denli gırtlağını sıktığı başka bir "din coğrafyası" yok!
O halde, yukarıdaki korkunç tabloyu ve dehşet gerçeği nasıl
açıklayacağız?
* * *
BEN şimdilik soruyu yanıtlayacak değilim.
Önce, "el cevaplar" tarafından derhal yumurtlanacak olan formülün hiçbir
şey ifade etmediğini; edemeyeceğini ve her halükárda da asla çözüm
getirmeyeceğini vurgulayacağım.
Çünkü, ister orasına burasına gül suyu sürünüp apronda deve kurban eden
softa; isterse de tam tersine, "din halkın afyonudur" láfını ağzından
düşürmeyen laikçi olsun, bu "cahil cüretkárlar"ın; bu "çok bildik"
hazretlerin; bu "kompleks travmalılar"ın şıppadak vereceği cevap üç
aşağı, beş yukarı şöyle şekilleniyor ve şekillenecektir:
"Efendim, Hıristiyanlığın 'haçlı ruhu' şimdi de 'siyonist kumpas'la
bütünleşiyor.
Dolayısıyla, emperyalizm 'böl yönet taktiği'ne başvurarak 'mazlûm
Müslümanları' birbirine düşürüyor. Böylelikle, hem onları sömürüyor, hem
de hakimiyetini koruyor".
Tabii bunu daha bilgiçleştirmek için "oryantalizm" türü atmasyonlar da
eklenebilir.
OYSA, hayır, böyle bir şey yok! Kuyruklu yalan! Uydurma ve hayal mahsûlü!
Bilhassa da, yukarıdaki "cevap" (!) muazzam bir "öteki" korkusunu;
dolayısıyla, her korkunun bilinçaltında ürettiği "n-e-f-r-e-t"i
yansıtıyor.
İslam coğrafyası "suç"u daima başkasına atarak kendini kandırmaya
çalışıyor.
Yarın bu hazin kandırmacayı; bu pejmürde aldatmacayı; bu gariban
yanılsamayı hem bedeni otopsi masasına, hem de ruhi psikanaliz
kanepesine yatıracağım. |