|

Neydi
Bu Gizli Anlaşmanın Hükümleri
Yiğit Bulut/ 12.12.2006/ Referans
Türkiye
Cumhuriyeti ve 72 milyon adına birileri devamlı sözler verip imzalar
atıyorlar, malın gerçek sahipleri olan bitenden asla haberdar
edilmedikleri gibi onları korumakla görevli devlet mekanizmaları dahi
devre dışı bırakılıyor.
Kıbrıs konusunda Genelkurmay'a ve Cumhurbaşkanı'na bilgi verildi mi?
Hükümet, devlet politikası dışına çıktı mı? Herkesten gizli bir şekilde
"taviz" sayılabilecek girişimlerde bulunuldu mu? Son 4 gündür Ankara'da
ve İstanbul'da en çok tartışılan soruları.
Bu tartışmaları ve soruları unutmayın, gelin geçmişten özellikle Mart
2003 tarihinden itibaren Türkiye'nin daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti
adına hükümetin, "Koalisyon güçleri" ile ilişkilerini anlatan, gözler
önüne seren, başka detaylara bakalım ve bazı sorular soralım.
* Erdoğan, 3 Kasım seçimlerinden hemen sonra Paul Wolfowitz'e bir mektup
yazdı ve "generaller ile bir toplantı yapacağımı umuyorum" diyerek,
Genelkurmay kapısından ABD desteğiyle geçmeyi denedi mi? Aynı mektup "şahsi
cep telefonum" diye bitiyor muydu? Ülkede iktidara gelen bir partinin
genel başkanının "bir savunma bakan yardımcısına bu tavır içinde bir
mektup yazması" doğru mu?
* Yaşar Yakış ve Babacan, ABD'nin "Türkiye'nin bir bölümüne asker
yerleştirme" isteklerine karşılık, ABD'ye giderek maddi pazarlıklarda
bulundular mı? Başkan Bush, istenen para karşısında "burada işiniz yok,
dönün ve tezkereyi çıkarın" dedi mi?
* Türk Hava sahası İngiliz ve Amerikan uçaklarına, 19 Mart tarihinde "acil
olarak" açıldı mı? İlk kullanımlar hangi karara dayanarak yapıldı? ABD
ve Irak uçakları Irak'ı bombalamak için Türk hava sahasını 4000'den
fazla geçiş ve kalkış için kullandılar mı? Bu kulanım sırasında Türk
askeri makamlarından izin alındı mı?
Dokuz maddelik plan
* Abdullah Gül, Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu ile yaptığı bir
söyleşide "Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta
(Eliyle koltuğa vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2
sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı
kalkıp açıklayamam ki. Powell Suriye'ye giderken de benimle konuştu.
Gizli olan bir sürü gelişme var..." cümlelerini kulandı mı? Bu gizli
anlaşmanın maddeleri neydi? Devletin makamlarının da bilgilendirilmesi
gereken bu "9 maddeden" Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay'ın da haberi oldu
mu? Böyle gizli bir plana evet deme hakkını TBMM devre dışı bırakılarak,
Dışişleri bakanı hangi yetkiye dayanarak kendinde buldu?
Değerli dostlar, son 4 gündür Kıbrıs'ta AB'ye taviz verildi mi? Atılan
adımdan devletin haberi var mıydı sorularını tartışıyoruz. İnanın Kıbrıs
ile ilgili atılan adımlar devede kulak. 58. ve 59. hükümet döneminde o
kadar çok "yazılmış mektup, verilmiş söz" var ki, hangisini burada
yazsam şaşırdım.
Bu noktada sizlere Abdullah Gül'ün 24 Mayıs 2003 tarihinde Vatan
gazetesinde çıkan (http://www.gazetevatan.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=24.05.2003&Newsid=9721&Categoryid=3
) söyleşide yukarıdaki cümleleri ettiği ve bahsettiği 9 maddelik gizli
anlaşmanın yerli ve yabancı basında tahmin edilen şeklini sizlere
aktarmadan sadece bir çağrı yapmak istiyorum; Sayın Gül, sizin bizzat
gizli dediğiniz bu anlaşma ile ilgili inanılmaz yorumlar yapılıyor, ben
bir vatandaş olarak bunlara inanmıyor, inanmak istemiyorum. Sizden ricam;
lütfen detayları açıklayın.
Devlet devre dışı
Sonuç: Kıbrıs'ta ne olduğunu tartışanlara toplum olarak ne kadar zayıf
bir hafızaya sahip olduğumuzu göstermek için yukarıdaki detayları bir
kez daha aktarmak istedim. Ne kadar acı değil mi; Türkiye Cumhuriyeti ve
72 milyon adına birileri devamlı sözler verip imzalar atıyorlar, malın
gerçek sahipleri "olan bitenden asla haberdar" edilmedikleri gibi onları
korumakla görevli devlet mekanizmaları dahi devre dışı bırakılıyor.
Not: Yukarıdaki yazıya bir ekleme daha yapalım. 31 Mart 2003 tarihli
Wall Street Journal gazetesinde "Erdoğan'ın bir mektubu" yer alıyor.
Mektup oldukça ilginç. "Ülkem vefalı bir dost ve müttefiktir" başlığı
altında Türkiye'nin ABD çıkarlarına nasıl bağlı olduğunu anlatan Erdoğan,
sonunda şöyle bitiriyor; "... We further hope and pray that the brave
young men and women return home with the lowest possible casualties, and
the suffering in Iraq ends as soon as possible. (Kahraman ve cesur
kadın-erkek Amerikan askerlerinin en az zarar ve kayıpla evlerine
dönmelerini umuyor ve bunun için dua ediyoruz)" Ne kadar ilginç değil mi;
Türkiye'de yapılan konuşmalarda öldürülen Iraklı Müslüman çocuklara
vurgu yap, ABD halkına hitaben, o çocukları öldüren askerleri için dua
ettiğini söyle!
Mektuba aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz:
http://pqasb.pqarchiver.com/wsj/access
/319684071.html?dids=319684071:319684071&FMT=ABS&FMTS=ABS:FT&date=Mar+31%2C+2003&author=By+Recep+Tayyip+Erdogan&pub=Wall+Street+Journal&edition=Eastern+edition&startpage=
A.10&type=8_1984&desc=My+Country+Is++Your+Faithful++Ally+and+Friend |