Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 337 | Ocak  2007

                   

 

 


Neydi Bu Gizli Anlaşmanın Hükümleri

Yiğit Bulut/ 12.12.2006/ Referans

Türkiye Cumhuriyeti ve 72 milyon adına birileri devamlı sözler verip imzalar atıyorlar, malın gerçek sahipleri olan bitenden asla haberdar edilmedikleri gibi onları korumakla görevli devlet mekanizmaları dahi devre dışı bırakılıyor.

Kıbrıs konusunda Genelkurmay'a ve Cumhurbaşkanı'na bilgi verildi mi? Hükümet, devlet politikası dışına çıktı mı? Herkesten gizli bir şekilde "taviz" sayılabilecek girişimlerde bulunuldu mu? Son 4 gündür Ankara'da ve İstanbul'da en çok tartışılan soruları.
Bu tartışmaları ve soruları unutmayın, gelin geçmişten özellikle Mart 2003 tarihinden itibaren Türkiye'nin daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti adına hükümetin, "Koalisyon güçleri" ile ilişkilerini anlatan, gözler önüne seren, başka detaylara bakalım ve bazı sorular soralım.
* Erdoğan, 3 Kasım seçimlerinden hemen sonra Paul Wolfowitz'e bir mektup yazdı ve "generaller ile bir toplantı yapacağımı umuyorum" diyerek, Genelkurmay kapısından ABD desteğiyle geçmeyi denedi mi? Aynı mektup "şahsi cep telefonum" diye bitiyor muydu? Ülkede iktidara gelen bir partinin genel başkanının "bir savunma bakan yardımcısına bu tavır içinde bir mektup yazması" doğru mu?
* Yaşar Yakış ve Babacan, ABD'nin "Türkiye'nin bir bölümüne asker yerleştirme" isteklerine karşılık, ABD'ye giderek maddi pazarlıklarda bulundular mı? Başkan Bush, istenen para karşısında "burada işiniz yok, dönün ve tezkereyi çıkarın" dedi mi?
* Türk Hava sahası İngiliz ve Amerikan uçaklarına, 19 Mart tarihinde "acil olarak" açıldı mı? İlk kullanımlar hangi karara dayanarak yapıldı? ABD ve Irak uçakları Irak'ı bombalamak için Türk hava sahasını 4000'den fazla geçiş ve kalkış için kullandılar mı? Bu kulanım sırasında Türk askeri makamlarından izin alındı mı?
Dokuz maddelik plan
* Abdullah Gül, Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu ile yaptığı bir söyleşide "Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (Eliyle koltuğa vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell Suriye'ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var..." cümlelerini kulandı mı? Bu gizli anlaşmanın maddeleri neydi? Devletin makamlarının da bilgilendirilmesi gereken bu "9 maddeden" Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay'ın da haberi oldu mu? Böyle gizli bir plana evet deme hakkını TBMM devre dışı bırakılarak, Dışişleri bakanı hangi yetkiye dayanarak kendinde buldu?
Değerli dostlar, son 4 gündür Kıbrıs'ta AB'ye taviz verildi mi? Atılan adımdan devletin haberi var mıydı sorularını tartışıyoruz. İnanın Kıbrıs ile ilgili atılan adımlar devede kulak. 58. ve 59. hükümet döneminde o kadar çok "yazılmış mektup, verilmiş söz" var ki, hangisini burada yazsam şaşırdım.
Bu noktada sizlere Abdullah Gül'ün 24 Mayıs 2003 tarihinde Vatan gazetesinde çıkan (http://www.gazetevatan.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=24.05.2003&Newsid=9721&Categoryid=3 ) söyleşide yukarıdaki cümleleri ettiği ve bahsettiği 9 maddelik gizli anlaşmanın yerli ve yabancı basında tahmin edilen şeklini sizlere aktarmadan sadece bir çağrı yapmak istiyorum; Sayın Gül, sizin bizzat gizli dediğiniz bu anlaşma ile ilgili inanılmaz yorumlar yapılıyor, ben bir vatandaş olarak bunlara inanmıyor, inanmak istemiyorum. Sizden ricam; lütfen detayları açıklayın.
Devlet devre dışı
Sonuç: Kıbrıs'ta ne olduğunu tartışanlara toplum olarak ne kadar zayıf bir hafızaya sahip olduğumuzu göstermek için yukarıdaki detayları bir kez daha aktarmak istedim. Ne kadar acı değil mi; Türkiye Cumhuriyeti ve 72 milyon adına birileri devamlı sözler verip imzalar atıyorlar, malın gerçek sahipleri "olan bitenden asla haberdar" edilmedikleri gibi onları korumakla görevli devlet mekanizmaları dahi devre dışı bırakılıyor.
Not: Yukarıdaki yazıya bir ekleme daha yapalım. 31 Mart 2003 tarihli Wall Street Journal gazetesinde "Erdoğan'ın bir mektubu" yer alıyor. Mektup oldukça ilginç. "Ülkem vefalı bir dost ve müttefiktir" başlığı altında Türkiye'nin ABD çıkarlarına nasıl bağlı olduğunu anlatan Erdoğan, sonunda şöyle bitiriyor; "... We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible. (Kahraman ve cesur kadın-erkek Amerikan askerlerinin en az zarar ve kayıpla evlerine dönmelerini umuyor ve bunun için dua ediyoruz)" Ne kadar ilginç değil mi; Türkiye'de yapılan konuşmalarda öldürülen Iraklı Müslüman çocuklara vurgu yap, ABD halkına hitaben, o çocukları öldüren askerleri için dua ettiğini söyle!
Mektuba aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz:

http://pqasb.pqarchiver.com/wsj/access /319684071.html?dids=319684071:319684071&FMT=ABS&FMTS=ABS:FT&date=Mar+31%2C+2003&author=By+Recep+Tayyip+Erdogan&pub=Wall+Street+Journal&edition=Eastern+edition&startpage= A.10&type=8_1984&desc=My+Country+Is++Your+Faithful++Ally+and+Friend

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...