|

‘Ülkemi Bombalayın’ Diyen Lider ve Milyonların Sesi!
İbrahim Karagül/ 12.12.2006/ Yeni Şafak
İsrail'in
Güney Lübnan'ı harabeye çevirdiği 34 günlük saldırılar devam ederken,
Lübnan'ın önde gelen isimlerinden biri İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i
arayarak, saldırılara devam etmelerini istiyor. "Biz bu Hizbullah'ı
bitiremiyoruz, siz bitirin" diyor. Bugünlerde milyonları sokaklara döken
Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah, bu liderin kim olduğunu söylemiyor
ama bilenler, siyasi çıkar için ülkesine saldırılmasını isteyen kişinin
Dürzi lider Velid Canbolat olduğunu söylüyor. ABD ve İsrail'i arkasına
alıp, Suriye ve Hizbullah'a savaş açmış görünerek siyasi kazanç elde
etmeye çalışan bir kişinin, kendi ülkesini nasıl satabildiğinin çarpıcı,
utanç verici bir örneği. Yaşadığımız coğrafya, bu tür aşiret
politikaları örnekleriyle dolu. Küçük çıkarları için ülkelerini satan,
büyük krizlere gözü kapalı giden lider örnekleriyle dolu.
Canbolat'ın planı basitti: ABD ve müttefikleri Suriye ve İran'a karşı
kriz süreci uyguluyor. Bölgeyi etnik ve mezhep eksenli ayrıştırıyor.
Yeni bir Ortadoğu dizayn ediyor. O zaman ben bundan alabildiğine
nasipleneyim. Nasıl olsa Hizbullah tasfiye edilecek. Nasıl olsa Suriye
parçalanacak. Nasıl olsa Lübnan iç savaşa sürüklenecek. Nasıl olsa
yabancı güçler Lübnan'a yerleşti. O zaman benim için bir sorun yok.
Güçlüden yana olayım. Beni korurlar….
14 Şubat 2005'te eski Başbakan Refik Hariri öldürüldükten sonra Suriye
karşıtlarına yönelik suikastler devam etti. Gençler 'Sedir Devrimi' adı
altında renki devrimler için Beyrut sokaklarına sürüldü. Ama, 'Sedir
Devrimi' provalarının yapıldığı meydanlarda şimdi milyonlarca insan
toplanıyor. Kimse renkli devrimlerden söz edemiyor. Lübnan'ın
bütünlüğünü savunanlar, Şiiler, Sünniler, Hristiyanlar Beyrut
sokaklarında yürüyor.
Irak'ta yenilen müttefikler, İran'ı da, Suriye'yi de ağızlarına alamaz
lodu. Kurtuluş için düşmanlarına sarılmak zorunda kaldı. Lübnan'a
yığdıkları yabancı güçlerle, Lübnan açıklarında demirleyen müttefik
donanmasıyla karşıtlarını ezeceklerdi. Şimdi, iktidarda tuttukları zayıf
bir hükümeti bile kollamaktan acizler. İsrail saldırıları sırasında
Güney Lübnan'ı savunmak için silah gönderilmesini engellemeye çalışanlar,
saldırıyı mezhep savaşı olarak gösterenler, şimdilerde suskun, endişeli.
Önceki gün Beyrut meydanlarında toplanan yüz binlerce insanın sesine
neden kulak verilmedi? Sedir Devrimi için toplanan birkaç yüz kişi,
haftalarca dünya basınının gündeminde kalırken, çarpıcı resim ve
görüntülerle sunulurken, günlerdir aynı meydanlarda toplanan kalabalık
neden ihmal ediliyor? Cuma günkü birlik gösterisi, önceki günkü dev
kalabalık neden ilgi görmez? Görmez tabi.. Görmeyecek de.. Çünkü bu ses,
özgürlüğün, onurun, yerli olmanın, direnmenin ve tarihin sesi.
Kuklaların, "daha fazla saldır" diyenlerin, üç kuruşluk çıkar için
değerlerini pazarlayanların sesi değil.
Sedir Devrimi'nden, Güney Lübnan'ın dize getirilmesinden, emperyal
sömürgeye hayır diyenlerin tasfiye edilmesinden emin olanlar şimdi ne
yapıyor. Beyrut'taki milyonların karşısını çıkabiliyor mu? Yerel direnci
hiçe sayanlar, petrodolarlarla, yolsuzluk paralarıyla, suikastlerle,
entrikalarla, yalanlarla Irak'ı mahvettikleri gibi Lübnan'ı da
paramparça etmeye çalışanlar, bir garnizon ülkeye, askeri üsse
dönüştürmeye kalkışanlar, sokaklardaki direnci, sokağın gücünü
yenebilecekler mi, bu sesi susturabilecekler mi? Sinyora hükümetini
korumak için bu ülkede bulunan uluslararası güç, Şii-Sünni-Hristiyan
ortak hareketine karşı savaşa mı girecek? Bunu başarabilecek mi? Bu
mümkün mü?
"Lübnan, Irak ve Filistin'de iç savaş çıkacağına dair açıklamaların
geçmişte Şii hilal söylemini pazarlamaya çalışan çevrelerden gelmesi
dikkat çekici. İsrail'in Filistin'deki, ABD'nin de Irak'taki işgaline
veya Lübnan'a yapılan müdahalelere değinilmiyor" diyen Seyyid Hüseyin
Fadlullah, bölge inanının bu tuzağı boşa çıkaracağını söylüyor. İşte şu
an Beyrut sokaklarında bunun provası yapılıyor.
Müslüman Kardeşler'in Lübnan kolu olan Cemaat-i İslami'den ayrılan Sünni
dini lider Fethi Yeken de, Cuma hutbesinde; "ABD'nin Lübnan'a uzanan eli
kesilecek, Büyük Ortadoğu Projesi Lübnan'da mezara gömülecek. Bu
kalabalık yalnızca Şiilerin, yalnızca Sünnilerin değil, bu kalabalık
Lübnanlıdır, Lübnan kadardır. Ey Lübnanlılar! Sünniler! Şiiler! Dürziler!
Hristiyanlar! Sakın bölünmeyin. Parçalanmaya karşı durun" diyerek,
ABD'nin Irak'takine benzer mezhep savaşı projesini Lübnan'da uygulamaya
çalıştığını, bunu boşa çıkaracaklarını söyledi. Şiiler ve Sünnilere Cuma
namazı kıldıran Yeken de, tıpkı Fadlullah ve Nasrallah'la aynı dili
kullanıyor.
Nasrallah'ın; "Lübnan'da Şiiler ile Sünniler arasında hiçbir zaman savaş
çıkmaz. Onların kanı bizim kanımız, onların evi bizim evimiz. Sinyora
hükümeti Sünni hükümet diyorlar. Hayır, Sünni değil, ABD sefirinin
hükümeti. Gerçekten Sünni olsaydı önce biz tabi olurduk" şeklindeki
sözleri, bu coğrafyaya ihtiyaç duyduğu vizyonu sunuyor.
Şii Hizbullah, Sünni Cemaat-i İslami, Hristiyanlar, Fethi Yeken,
Fadlullah ve Nasrallah'ın yürüttüğü insan selini şimdi ciddiye
almayanlar, yakında bu öfkenin Washington'ın kafasında patlayacağını
şimdiden düşünebilmeli. |