|

Vatan Millet Sakarya
Mukaddes Özkan
Şöyle bir
elimi şakağıma koyup düşündüm de, zihnimde kalan tarihe ve bugün
yaşananlara bir anlam vermeye çalıştım kendimce.
Yaradan kainatı öyle güzel bir düzen üzere yaratmış, insanı o düzenin
merkezine koyarak ona şerefli bir konum hazırlamış. İnsana kendi
ruhundan üfleyerek can vermiş, onu yeryüzünde kendi halifesi saymış.
İnsana en güzel özellik olan irade serbestliğini vererek onu doğru ile
eğrinin seçiminde hür bırakmış, ona akletmek gibi bir üstün özellik
tanımış.
Yaradan yarattığı düzeni korumak için, elçileriyle vahiyler gönderip,
defalarca uyarmış kullarını, akledin, etrafınıza bakın, elçilerimin size
söylediklerine kulak verin diye.
Bunca ihsanın sonucunda da insandan bu adil işleyişe karşı saygılı
olmasını, Yaradanına kul olmasını bekliyor. İhsanı bitmiyor kullarına,
bu dünyada vahye uyanın ahiretinin de mamur olacağını müjdeliyor.
Ama insanoğlu ne yapmış, var olan düzene, kendine tanınan haklara,
verilen nimetlere şükretmesi gerekirken, bu ilahi işleyişin sebebini
anlamaya çalışmak yerine, ona bir mirasyedi evladın tavrıyla yaklaşıp
tüketmeye gayret etmiş, ediyor da hep. Bunu bazen bilerek bazen de
bilmeyerek yaptı.
Kendine bu alemde imtihan olması için verilen heva ve hevesin peşinden
koştuğu için, hırslarının esiri olduğu için yaptı bütün bunları. Hem
kendine hem çevresine ne kadar zarar verdiğine aldırmadan.
Vatan dedi, millet dedi, ırk dedi, ırkım dedi, din dedi, mezhep dedi.
Ama hep kendi dediğini dedi ve bildiğini okudu.
Allah için adam öldürdü ama bu adamı öldürürken ne kadar doğru yaptığını
kendini de onu da var edene danışmadan yaptı. Kendi neden yaşıyorsa,
katlettiğinin de o kadar yaşamaya hakkı olduğunu düşünemeden yaptı bu
işi. Keşke mukaddesatını savunduğu kitabına, Kur'an'a danışsaydı iki
cihanda da sorumluluğunu yüklendiği bu işin aslını buna karar verirken.
Birilerine silah sıkmak şimdiye kadar neye yaradı kargaşadan,
düşmanlıktan, gözyaşından başka, bunu kendine niye sormaz insan.
İnsan üç açıdan bakar çevresine genelde: ya hiçbir şeye inanıp
güvenmeden kendi bakış açısından, ya yaşadığı çevrenin gelenekleri
açısından, ya da inandığı din açısından.
Çoğu zaman da geleneği, dininin gereklerini aklı ile birbirine katar,
içinden çıkılmaz bir anlayış çıkarır ortaya; bu da insan aklının karmaşa
yaratmadaki başarısının sonucu olan, çifte standartlı davranış
biçimidir. Yani canımızın istediğini yaparız, bunun faturasını da durum
bunu gerektiriyordu diyerek, o günün şartlarına çıkarttırız anlayışı.
Adalet deriz, hukuk deriz; dediklerimiz lafta kalır.
Müslümanım demek yetmiyor, inancının gereğini yerine getirmek gibi bir
sorumluluğa sahip olmak gerekiyor. İnanan insana göre vatan ne, vatandaş
ne, kardeşlik ne, kan bağı ne, bayrak ne, bunları bilmek ve buna göre
davranmak gerekmez mi?
Bir müslümana göre insan hayatının değeri yüksek olmalı. Bir başkası
ancak seni yurdundan çıkarmaya uğraşırsa, dinini yok etmek için seninle
savaşırsa, onunla savaş, buyuruyor Allah, Mümtahine suresi sekizinci
ayette: "Allah din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan
çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı
yasak kılmaz; Allah adil olanları sever.'
Müslümanın yanında yöresinde yaşayan şayet ona zarar vermiyorsa, onunla
iyi geçinmek gayreti içindeyse, gayr-i müslim bile olsa, emniyet içinde,
güven içinde olmalı. Allah, inanan kullarından bunu istiyor.
Osmanlı topraklarında kaç asır insanlar, ayrı ayrı ırklardan, ayrı ayrı
dinlerden olmalarına rağmen barış içinde yaşayıp, komşuluk etmediler mi?
Bu barışın en önemli sebebi, Osmanlı'nın tebaasındaki azınlıklara karşı
tutumuydu.
Gerçek vatansever, kurşunlarla değil, emeği ile aklı ile yazar
kahramanlık tarihini.
Hırsızın girmediği mekan kalmadı, kapkaça uğrayanın değil uğramayanın
sayılabileceği bir toplum olmuşuz; ilkokulların önünde uyuşturucu
satıcıları kamp kuruyor, yolsuzluk almış başını gidiyor ama birileri
hâlâ düşündüklerini söyleyenleri kurşunlayarak, bombalayarak milliyetçi
olmaya çalışıyor.
Milletine, toprağına, kutsal bildiklerine, dinine imanına böyle mi sahip
çıkılır sevgili gençler!..
Sizin gibi düşünmeyenler arkadan mı vurulur, silahsıza silah mı
çekilir!... |