|

Lümpen
Cehennemi
Engin Ardıç/ 22.01.2007/ Akşam
Eskiden
tetikçileri yetiştirme yurtlarından seçerlerdi; anasız babasız, kimsesiz,
sokakta bulunmuş, cami kapısına bırakılmış, çamurun içinden, çukurun
dibinden gelmiş zavallı çocuklar, ilgiye sevgiye aç yaşıyorlar... "Yaşlı
bir amca" bunlara sokulur (kurcalayınca emekli falan çıkarlar), şeker
verir, harçlığını öder, başını okşar, bayramlarda dışarı çıkarır
gezdirir, babalık eder, çocuk büyüyünce de amca kimi vur dese vurur... "Medyun-u
şükran" konumundadır...
Artık buna gerek kalmadı, çünkü milyonlarca sorunlu ve kafasız köylü var
ortalıkta.
Dengesiz, hapçı, çulsuz ve beyinsiz. Eğitim yok. Görgü yok. Bilgi yok.
Beceri yok. İş yok. Bir işe girebilecek donanımı da büzüğü de yok. Para
da yok. Cebine iki bin lira koyarsan iki bin kişiyi temizler.
Bunlar cep telefonu ve Internet de severler her genç lumpen gibi, "kafelere
mafelere" takılırlar, hiçbir imla kuralı bilmeden başı sonu belirsiz
cümlelerle "blog" mlog da yazıp gönderirler sağa sola... (Birtakım
İstanbul eşekleri bu mektupları "yorum" adı altında yayınlamayı iş
edinirler, çünkü "tık alacaklardır" tiraj alır gibi)... Hep
bunalımdadırlar... Sonra arkadaşları gene bir yaşlı amcayı tanıştırırlar
kendisiyle, amca onu alır biryerlere getirir götürür, bir çevre oluşur...
Sonra ufak ufak "gaz verilmeye" başlanır kendisine... Vatan ve millet
tehlikede...
Kemal Tahir'in deyimiyle "ruhunda artakalmış vahşet hissinin" de
yardımıyla silahla da tanıştırılır... Adam yerine konulduğunu sanacak,
sevinecektir.
Eskiden "yakalanırsa deli numarası yapma" eğitimi alırdı, artık buna da
gerek kalmadı, çünkü zaten psikopat.
Büyük bir iş başaracağına inandırılıyor, "yakalanırsa içeride bakılacağı
ve korunacağı" söyleniyor, zeki bir psikopat çıkarsa kendi adamları
tarafından öldürülmemek için gerekli önlemleri alıyor, düz budala
çıkarsa fazla yaşayamıyor...
Çoğunuz bunların "örgütte kadrolu" olduklarını falan sanırsınız, oysa
Talat Paşa'nın doksan yıl önce İttihat ve Terakki tetikçileri için
söylemiş olduğu gibi "kenef kâğıdıdır bunlar, kullanıldı mı yallah
kubura"...
Yani kimse bunlara "gel örgüte ayda şu kadar maaşla kaydını yapalım, kod
adın Ajan XY009 olsun, işte güzel kadınlar da seni bekliyor" falan demez.
Hangi büyük ve kirli oyunda kimin tarafından hangi pisliğe
batırıldıklarını anlayamadan hem birilerini harcarlar, hem de kendileri
harcanır giderler. Sonuçta pislik temizlenir ama o pisliğin "temizlediği"
hayat da söner.
12 Eylül öncesini hatırlarsanız (Sibel Kekilli hariç, o "1980 yılında
Türkiye'de gerçekten darbe mi oldu" diye sormuş), aynı tabanca sabah bir
sol eylemde, öğleden sonra bir sağ eylemde ateşleniyordu...
Topkapı Garajlar'da taşra otobüsünden inen çemiş çocuğa ilk önce kim
yanaşır da cebine o zamanın parasıyla iki yüz lira koyarsa çocuk o
taraftan oluyordu...
Ve yüzüne bakılmayacak kadar gudubet ve zavallı köylü kızları da kim
kendilerini ilk kez kadın yerine koyarsa onun eylemlerine koşuluyorlardı...
Ve bir gazeteciyi vuran da "Türkiye'de demokrasinin yaygınlaşması için
vurdum" diyebiliyordu...
Birtakım lumpenlerin de elbette "kanına dokunacaktır" birtakım şeyler
şimdi.
Hücre sistemiyle örgütlenildiği, güvenlik kalkanlarının kademeleri iyi
kurulduğu için de, "kahvehane düzeyinde azmettiren" belki bulunacaktır
ama daha yukarıya gidilemeyecektir. Bu arada kıçından sallarsın: CIA
yapmıştır, MOSSAD yapmıştır, iç ve dış düşmanlarımız vardır, cart curt.
Unutmayalım, araştırma sonuçlarına göre her dört vatandaşımızdan biri
sinir ya da ruh hastasıdır ve ülkemizde eğitim düzeyi ortalaması da
ilkokul üçüncü sınıftır.
Bazı "ulusalcı" arkadaşlar, bu durum da kanlarına dokunduğu için, bu
düzeyin ilkokul üçüncü sınıf olmadığını, ilkokul dördüncü sınıf olduğunu
gururla dile getiriyorlar! |