Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 338 | Şubat  2007

                   

 

 


Derin Devlet

Güngör Mengi/ 28.01.2007/ Vatan

Türkiye'de derin devlet var mı? Başbakan'a göre var. Peki ne yapacağız?
Cevabı şöyle:
"Bunu minimize etmek, mümkünse yok etmek gerek!"
Kulağa hoş geliyor ama mümkün mü?
Ayrıca da sahiden gerekli mi?
Doğru bir cevap için doğru tarif yapmak gerekiyor. Meselâ şunu diyebiliriz:
Meşru savunma şartlarının oluştuğuna karar verdiği zaman devleti, milleti, rejimi korumak için güç kullanma yeteneğine sahip bir örgüte veya örgütler işbirliğine derin devlet denir.
Yani derin devlet, zaten devletin bir uzvu, unsurudur. Onu "derin"e iten, meşruiyetini şüpheli hale düşüren sebep, demokratik devlet işleyişinden koparak kendi başına çare üretmeye kalkışmasıdır.
Yani yok edilecek bir kurum veya kuruldan söz etmek yerinde değildir. Burada gerekli olan şey, söz konusu kurum ve kurulları derine veya kayıt dışına iten sebeplere ortam yaratmamaktır.
AKP'yi yaratan darbe
Derin devlet, yangını önleyen sigorta işlevi gördü Türkiye'de. O sigorta daha tahammüllü hale getirilseydi, 12 Eylül'de ve 28 Şubat'ta cereyan kesilmeseydi bugün nerede olurduk acaba?
Çabuk unutuyoruz ama Türkiye iki kez iç savaşın eşiğinden dönmüştür.
28 Şubat AKP çıkışını keşfeden Milli Görüşçülere yaramıştır. İl Başkanlığı ve Belediye Başkanlığı döneminde Tayyip Erdoğan'ın danışmanlığını yapan yazar Mehmet Metiner canlı şahit.
İşte söyledikleri:
"Erdoğan değişti. 90'ların ortasında demokrasiye kuşkuyla bakıyordu. Taliban gibi düşünüyorduk. İslâmi bir devlet kurup toplumu bu devlette gerekirse zorla Müslümanlaştırmayı planlıyorduk. Darbe onaylanmaz ama İslâmcılar 28 Şubat ile demokrasiyi keşfetti!"
Derin devleti önlemenin ilk şartı, ülkede devlet boşluğuna meydan vermemektir.
Onun yolu da kanunları, kuralları, kurumları ahenk içinde işletmek, iktidar kıskançlığına kapılarak tahakküme yönelmemektir.
Başbakan'a baba dersi
Bir mülâkatında Demirel, iktidarların jakoben tutku ile yetki paylaşmama hastalığına kapıldıklarını, kendisinin de vaktiyle bu yanlışa düştüğünü anlatmıştı.
Şu öğüt Tayyip Erdoğan'a ışık tutmalı:
"İktidar gücü taksim edilemez ama devletin yönetimine iştirak eden kurumların fikrini almak var, danışmak var.. Öyle yaparsınız ki anayasal kurumların düşüncesini alır, tartışır ve ona göre kararı verirsiniz."
Eski cumhurbaşkanı, devleti suyun yüzünde tutmanın iyi iktidarların, iyi yöneticilerin sorumluluğu ve marifeti olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Derin devleti demokratik rejim için tehdit olmaktan çıkarmanın yolu budur.
Derin devlet, ülkeyi batağa sürükleyen yönetimlerin başımıza açacağı ağır sorunlara karşı bir "denize düşen yılana sarılır" çaresizliği ise, ki çoğunlukla bizde böyle işledi...
Tanrı derin devlete bu ülkeyi muhtaç etmesin, dert verip dermanı derin devlette aratmasın. Amin!

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...