|

Hepimiz Ogün Samast’ız
Ruşen Çakır/ 26.01.2007/ Vatan
Prof.
Muammer Aksoy'un 31 Ocak 1990 akşamı öldürülmesinden bu yana siyasi
cinayetler aralıksız sürüyor. Her olayın ardından birbirine benzer
açıklamalar yapıyoruz. "Bu kurşun Türkiye'ye sıkıldı" diyoruz, içerde ve
dışarıdaki birtakım karanlık güçlerin provokasyonlarına rağmen birlik ve
beraberliğimizin bozulmayacağını ilan ediyoruz, devlet de "suikast en
kısa zamanda aydınlatılacak" diye söz veriyor...
17 yılda sonuç nedir? Kocaman bir hiç.
Uğur Mumcu başta olmak üzere birçok aydını öldürdükleri gerekçesiyle
birçok kişi ağır cezalara çarptırıldı. Bunların adını bilen var mı? Daha
önemlisi bunların gerçek suçlu olduklarına inanan var mı?
Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ı öldürdükleri saptanan Hizbullah
militanlarının hemen hepsi yakalandı veya öldürüldü. Kimsenin haberi
yok, umrunda bile değil. Zaten kamuoyu Hizbullah diye bağımsız bir
örgütün olduğuna bile inanmıyor.
Daha üzerinden bir yıl geçmedi, bir anket yapılsa Danıştay Baskını'nda
hayatını kaybeden yargıcın adının Mustafa Yücel Özbilgin olduğunu kaç
kişi hatırlayacaktır?
Peki 17 yıldan geriye ne kaldı? "Kimin yaptığına değil, kimin
yararlanacağına bakın" gibi iddialı bir önerme üzerine kurulmuş içi boş
komplo teorileri. Bizleri "boşuna uğraşmayın, bu cinayetler nasılsa
çözülmez" diye tembelliğe ve kaderimize terk eden strateji uzmanları.
Yeni Ogünler sırada
Peki ne yapmalı? Pazartesi günü yazdıklarımı tekrarlamak istiyorum.
"Hepimiz Hrantız" diyerek kendimizi kurbanla özdeşleştirip vicdanımızı
rahatlatıyoruz. Halbuki "Hepimiz Ogünüz" demeli, derin bir vicdan azabı
çekmeli ve kendimizle, toplumumuzla yüzleşmeliyiz.
"Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz" sloganının bir arada yaşamaya
tahammülü olmayan çevrelerde yarattığı rahatsızlığın, hatta bazılarının
"hepimiz Ogünüz" diyerek katile sahip çıktıklarının farkındayım. Ama
bütün bunlar, önceki örneklerde görüldüğü gibi kısa sürede (bir sonraki
suikasta kadar) unutulacaktır.
Ogün Samast bir yere kadar, ama ilk fırsatta Orhan Pamuk'u tehdit eden
Yasin Hayal kesinlikle yeni bir terörist tipine emsal oluşturuyor.
İnternet forumlarında Samast ve Hayal'e düzülen övgüler, çok sayıda
gencin ellerine geçen ilk fırsatta kendilerinden olmayanlara
saldıracaklarının, yeni birer "yalnız kurt" olacaklarının işaretini
veriyor.
Hepimiz suçluyuz
Bu saldırıların ardında "yabancı odakları" aramak yerine öncelikle kendi
içimize bakmamız gerekiyor. "Ya sev ya terk et" veya "Türk'ün Türk'ten
başka dostu yoktur" gibi, kendinden olmayana, kendisi gibi düşünmeyene
tahammülsüzlüğü kışkırtan sloganlar nasıl olup bu kadar yaygınlaşıp
sıradanlaşabilir? Kimi İslamcıların ümmetçiliği, kimi solcuların da
enternasyonalizmi terk edip faşizan bir milliyetçiliğe evrilmelerinin
sırrı nedir? Her vesileyle Deniz Gezmiş'i, Che Guevara'yı kullanan
birilerinin, "Kürtlerle evlenmeyin, Kürtlerden alışveriş yapmayın" türü
ırkçı çıkışlar yapabilmesine neden sessiz kalınır?
Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş İsmail Cem gibi saygın bir şahsiyetin
anısını (tıpkı büyük gazeteci Abdi İpekçi'ninkini olduğu gibi) nafile
bir şekilde karalamak isteyen ahlak, edep ve kültür yoksunlarına bakın.
Tek silahları İsmail Bey'in kökeni. Onlara bu cüreti kimlerin verdiğini
biliyoruz. Tek işleri "Sabatayist avlamak" olan bu provokatörlerin
komplo teorilerinin düzenli olarak hangi yayın organlarında, internet
sitelerinde çıktığını, kitaplarını kimlerin bastığını da biliyoruz.
Günah, sorumluluk sadece Trabzon'a veya Elazığ'a, şu ya da bu grup veya
partiye, ya da gizli servislere yüklenemeyecek kadar büyüktür, tüm
Türkiye'nindir. |