Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 338 | Şubat  2007

                   

 

 


Hepimiz Ogün Samast’ız

Ruşen Çakır/ 26.01.2007/ Vatan

Prof. Muammer Aksoy'un 31 Ocak 1990 akşamı öldürülmesinden bu yana siyasi cinayetler aralıksız sürüyor. Her olayın ardından birbirine benzer açıklamalar yapıyoruz. "Bu kurşun Türkiye'ye sıkıldı" diyoruz, içerde ve dışarıdaki birtakım karanlık güçlerin provokasyonlarına rağmen birlik ve beraberliğimizin bozulmayacağını ilan ediyoruz, devlet de "suikast en kısa zamanda aydınlatılacak" diye söz veriyor...
17 yılda sonuç nedir? Kocaman bir hiç.
Uğur Mumcu başta olmak üzere birçok aydını öldürdükleri gerekçesiyle birçok kişi ağır cezalara çarptırıldı. Bunların adını bilen var mı? Daha önemlisi bunların gerçek suçlu olduklarına inanan var mı?
Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ı öldürdükleri saptanan Hizbullah militanlarının hemen hepsi yakalandı veya öldürüldü. Kimsenin haberi yok, umrunda bile değil. Zaten kamuoyu Hizbullah diye bağımsız bir örgütün olduğuna bile inanmıyor.
Daha üzerinden bir yıl geçmedi, bir anket yapılsa Danıştay Baskını'nda hayatını kaybeden yargıcın adının Mustafa Yücel Özbilgin olduğunu kaç kişi hatırlayacaktır?
Peki 17 yıldan geriye ne kaldı? "Kimin yaptığına değil, kimin yararlanacağına bakın" gibi iddialı bir önerme üzerine kurulmuş içi boş komplo teorileri. Bizleri "boşuna uğraşmayın, bu cinayetler nasılsa çözülmez" diye tembelliğe ve kaderimize terk eden strateji uzmanları.
Yeni Ogünler sırada
Peki ne yapmalı? Pazartesi günü yazdıklarımı tekrarlamak istiyorum. "Hepimiz Hrantız" diyerek kendimizi kurbanla özdeşleştirip vicdanımızı rahatlatıyoruz. Halbuki "Hepimiz Ogünüz" demeli, derin bir vicdan azabı çekmeli ve kendimizle, toplumumuzla yüzleşmeliyiz.
"Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz" sloganının bir arada yaşamaya tahammülü olmayan çevrelerde yarattığı rahatsızlığın, hatta bazılarının "hepimiz Ogünüz" diyerek katile sahip çıktıklarının farkındayım. Ama bütün bunlar, önceki örneklerde görüldüğü gibi kısa sürede (bir sonraki suikasta kadar) unutulacaktır.
Ogün Samast bir yere kadar, ama ilk fırsatta Orhan Pamuk'u tehdit eden Yasin Hayal kesinlikle yeni bir terörist tipine emsal oluşturuyor. İnternet forumlarında Samast ve Hayal'e düzülen övgüler, çok sayıda gencin ellerine geçen ilk fırsatta kendilerinden olmayanlara saldıracaklarının, yeni birer "yalnız kurt" olacaklarının işaretini veriyor.
Hepimiz suçluyuz
Bu saldırıların ardında "yabancı odakları" aramak yerine öncelikle kendi içimize bakmamız gerekiyor. "Ya sev ya terk et" veya "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" gibi, kendinden olmayana, kendisi gibi düşünmeyene tahammülsüzlüğü kışkırtan sloganlar nasıl olup bu kadar yaygınlaşıp sıradanlaşabilir? Kimi İslamcıların ümmetçiliği, kimi solcuların da enternasyonalizmi terk edip faşizan bir milliyetçiliğe evrilmelerinin sırrı nedir? Her vesileyle Deniz Gezmiş'i, Che Guevara'yı kullanan birilerinin, "Kürtlerle evlenmeyin, Kürtlerden alışveriş yapmayın" türü ırkçı çıkışlar yapabilmesine neden sessiz kalınır?
Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş İsmail Cem gibi saygın bir şahsiyetin anısını (tıpkı büyük gazeteci Abdi İpekçi'ninkini olduğu gibi) nafile bir şekilde karalamak isteyen ahlak, edep ve kültür yoksunlarına bakın. Tek silahları İsmail Bey'in kökeni. Onlara bu cüreti kimlerin verdiğini biliyoruz. Tek işleri "Sabatayist avlamak" olan bu provokatörlerin komplo teorilerinin düzenli olarak hangi yayın organlarında, internet sitelerinde çıktığını, kitaplarını kimlerin bastığını da biliyoruz.
Günah, sorumluluk sadece Trabzon'a veya Elazığ'a, şu ya da bu grup veya partiye, ya da gizli servislere yüklenemeyecek kadar büyüktür, tüm Türkiye'nindir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...