|

MİT’ten İlginç Çıkış
06.01.2007/ Milliyet
MİT
Müsteşarı Emre Taner'den teşkilatın 80. kuruluş yıldönümünde önemli
açıklamalar:
1 - Başroldekiler ve figuranlar değişiyor. Bazı ulus devletler tarih
maratonunu kaybedecekler ve ulusal egemenliklerini yitirecekler
2 - Türkiye, rol savaşlarının tam ortasında. 21. yüzyıl güvenlik ortamı,
istihbarat fonksiyonlarının önemini olmadığı kadar artırmıştır
3 - Bekle gör ve tutum al politikası gibi bir lüksümüz yok. Yalnız
savunmada kalamayız. Elimizdeki tüm kartları iyi kullanmalıyız
4 - Yeni dönemin gereklerine yanıt verebilmek için MİT'i ihtiyaçlara
cevap verecek şekilde reorganize etme çalışmalarımız hızla sürüyor
5 - MİT olarak vizyonumuz, ülkemizi tehlikeli dönemden başarıyla
çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacağımız bir gelecek bırakmaktır
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner, dün teşkilat
açısından son zamanların en ilginç çıkışlarından birini yaptı. Taner,
teşkilatın 80. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, değişen
dünya koşullarının Türkiye'yi nasıl etkilediğini ve MİT'in bu değişime
kendisini nasıl uyarladığına ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulundu.
Taner'in yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürdüğü bu görevinde yaptığı en
önemli açıklamanın çarpıcı başlıkları özetle şöyle:
'Kurallar değişti'
Dünyadaki tüm değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin ve düzenlerin, ister
sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve
hatta yeniden tanımlandığı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç aynı zamanda
parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları
ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden
belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık ediyor.
20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan iki kutuplu dünya düzeninin uzun
süre devam etmeyeceği önceden öngörülebilir bir olguydu. Ancak 1990 ve
sonrasındaki sürece hazırlıksız yakalanıldı.
'Analizler statükocuydu'
Bunun en önemli nedeni, sistem içindeki yapılanmaların ve analizlerin
statükocu yaklaşıma koyu bir muhafazakarlıkla sahip çıkmalarıdır. Bu
nedenle de geleceğe yönelik tahminler bu katı kuralcı yaklaşım içinde
başarısız olmuştur. Dünyadaki istihbarat teşkilatları da sistemin birçok
aktörü ya da oyuncusu gibi ayak sesleri özellikle teknolojik
gelişmelerle duyulan bu yeni 'belirsizlikler' dünyasını öngörememiştir.
Soğuk Savaş döneminin ortaya çıkardığı katı kurallarla işleyen
istihbarat teşkilatları ortaya çıkan bu yeni ve inanılmaz derecede oynak
ortam karşısında ister istemez yetersiz kalmışlardır."
'Ulus devletlerin sonu'
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, uluslararası ilişkiler
ve güvenlik alanında yüzyıl boyunca önemli değişimlere yol açacak
parametreler gelişiyor. Bulunduğumuz dönem, gelecekte birçok ulus devlet
ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı
süreci anlatacaktır.
Bu devletler sadece gelişmemekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar
arasına dahil olmamakla kalmayacak, aynı zamanda birçoğu günümüz
teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp
ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir.
'İstihbaratın önemi arttı'
Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek
ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen
tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu
fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun
vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu/ihtiyacı her zamankinden daha
fazla hissedilir hale gelmiştir.
21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemini ve
etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır.
'Türkiye iç hat pozisyonunda'
Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ile Ortadoğu'nun arasında bir iç hat
pozisyonuna sahiptir. Bu pozisyon, kademeli olarak Orta Asya'ya açılan
alanlarla bağlantılıdır. Bu üç bölge ve Orta Asya, birçok bakımdan
küresel politikaların ve 'rol' savaşlarının belirli açılardan
yoğunlaştığı alanlardır. Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler
doğrultusunda 21. yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan söz
konusu olmakta ve bu durum Türkiye'nin gittikçe genişleyen bir alanda
merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir.
Bu süreç içinde, Türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi
nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da
'bekle-gör-tavır al' taktiği ile sınırlama lüksüne sahip değildir.
Uluslararası sistemi ayrıntılı ve isabetli bir tanımlama ile (kendi
konumu ile ilgili) taktik, stratejik ve yüksek stratejik tutumlara sahip
olmak zorundadır.
'Avantajlar iyi kullanılmalı'
Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye'yi haiz şartlar nedeniyle
kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye tüm
kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle
değerlendirmek durumundadır. Elbette bunu gerçekleştirebilmesi hiç de
kolay değildir.
Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı
bir askeri yapılanma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa
sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç ayağın
ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin, esnek, hareket
kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç
vardır.
'MİT yenileniyor'
Ulusal çıkarlarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik
istihbarat yaklaşımı bağlamında teşkilatımızın mevcut yapısının revize
edilmesine yönelik 2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı
da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Milli
İstihbarat Teşkilatı olarak, vizyonumuz, birlik ve beraberlik içinde
ülkemizi içinden geçilmekte olan bu muğlak ve tehlikeli dönemden
başarıyla daha da güçlenmiş olarak çıkarmak ve çocuklarımıza gurur
duyacakları bir gelecek bırakmaktır. |