Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 338 | Şubat  2007

                   

 

 


SELAM İLE...

Kıymetli okuyucularımız,

Geçtiğimiz ay, biliyorsunuz, dergimizin kurucusu rahmetli Ercümend Özkan'ın vefatının 12. yıldönümüydü. Bizler yıldönümlerinde düzenli olarak anma toplantıları vs. düzenleme gibi bir anlayışı, ilkelerimiz açısından doğru görmediğimiz için, böylesi etkinlikleri genel olarak yapmıyoruz. Ancak gerek dergimizde gerekse başka ortamlarda, İslam'a, kelimenin gerçek anlamıyla 'hizmet' etmiş kişileri, örnekliklerinin diğer insanlarca da bilinmesi amacıyla tanıtmaya çalışıyoruz. Bu konuda pek çoklarının yaptığı 'fetişleştirme' yanlışına düşülmemesi için de gayret gösteriyoruz. Bu bağlamda, rahmetli Ercümend Özkan'ın düşünceleri ve yaptıklarını konu edinen yazıları, sadece vefat ettiği ayda değil, başka aylarda da yayınlıyoruz. Bu amacımızı gerçekleştirme yönünde ve imkanlarımız ölçüsünde, panel, konferans, forum gibi platformlardan ve radyo, tv gibi araçlardan da yararlanmaya çalışıyoruz. Ancak, malumunuz olduğu üzere, bizim organize ettiğimiz bir tv yayını, henüz yerel veya ulusal bir kanalda yayınlama imkanı bulabilmiş değildir. Umuyoruz ve diliyoruz ki, Rabbimizin izniyle, böyle bir imkana da ilerde kavuşmuş olabilelim. Fakat elbette ki, rahmetli Özkan, Müslüman çevrelerin yakından tanıdığı bir kişilik olduğu için, radyo veya tv yayını yapabilme imkanına sahip değişik kesimler, benzer yönde çalışmalar yapma arzusu taşıyabiliyorlar. Kimileri konuyla doğrudan ilgili olmamız hasebiyle bizi bilgilendiriyorlar veya katkı istiyorlar, kimileri de kendi uygun gördükleri formatlarda yayın yapıyorlar. Nitekim bu tür yayınlardan biri, 23 Ocak Salı günü Hilal TV tarafından gerçekleştirildi. Bizi haberdar eden bir okuyucumuz sayesinde, 3 gün önce program hakkında malumatımız oldu. Bu bilgilendirme üzerine Hilal TV'yi aradık ve yayın hakkında bilgi almak istedik. Bize, rahmetli Ercümend Özkan'ın Türkiye'deki İslami gelişmelere katkısını yad etmek için bu programı düşündüklerini ve "İz Bırakanlar" adlı programa konuk olarak da Süleyman Arslantaş ve Eflatun Saygılı'yı davet ettiklerini; bize ise ulaşmaya çalıştıklarını fakat ulaşamadıklarını söylediler. Biz ise, dergimize ulaşmanın çok kolay olduğunu, böyle bir mazeretin geçerli olamayacağını kendilerine ilettik ve dergimizin yayın kurulu üyelerinden en azından bir kişiyi de konuk olarak programa kabul etmelerinin uygun olacağını söyledik. Hilal Tv'nin sorumlu yayıncısı, bu ilk görüşmemizde, konuyu yayın kuruluna götüreceğini ve bizi bilgilendireceğini söylemiş olmasına rağmen, yayından 1 gün öncesine kadar bilgilendirme amaçlı olarak bize geri dönmedi. Bizim tekrar aramamız üzerine ise, programın formatının daha önceden hazırlanmış olduğunu, bu aşamadan sonra programa konuk kabul edemeyeceklerini ve bizden ancak bir kişiyle 10 dakikalık telefon bağlantısı yapabileceklerini bildirdi. Biz de yayın kurulumuzda konuyu görüşüp, bu talebi kabul edemeyeceğimizi kendilerine ilettik.
Bu noktada şu hususun bilinmesini hassaten istiyoruz ki, biz, İKTİBAS olarak, herhangi bir programa konuk olma, televizyonlarda boy gösterme heveslisi değiliz. Bunu yapmak istesek, piyasada bu işi meslek edinenlerden çok daha iyi yapabilecek olmamıza rağmen, böyle bir tavrın bize yakışmadığını bilerek, bu tür işlere tevessül etmiyoruz. Hilal TV'nin bir programı nasıl ve hangi formatta yapacağı da, son tahlilde kendilerini ilgilendirir. Fakat bizi ilgilendiren bir konuda, üstelik konu hakkında konuşmaya en 'yetkili' bir kurum olarak varlığımızın herkes tarafından bilindiği bir vasatta, mazeret kabul edilemeyecek gerekçeler sunarak, İKTİBAS'ın 'yok sayılması'na da gözlerimizi kapayamayız. Bu hususu, lisan-ı mucibince yayın sorumlusuna da ilettiğimizin ve bu tavrın, sadece İKTİBAS'a değil rahmetli Özkan'a karşı da yapılmış 'haksızlık' olduğunu bilmeleri gerektiğini de kendilerine ifade ettiğimizin bilinmesini istiyoruz. Programın içeriğine gelince, konuklardan birinin ifade ettiği gibi, "cevap vermemeyi, verilecek en iyi cevap" olarak görüyoruz ve bu konuda susma hakkımızı kullanıyoruz. Ancak kişiler üzerinden değil, fikirler üzerinden doğruları anlatma ve haksızlıklara karşı çıkma tavrımızın tavizsiz bir biçimde süreceğinin de özellikle bilinmesini istiyoruz.
Kıymetli okuyucularımız,
Bu sayıda, Hrant Dink'in öldürülmesi olayını sizler için yorumladık. Konunun, medyada öne çıkarılan boyutlarından çok, 'milliyetçiliğin' muhtemel sonuçları bağlamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdik ve tartışmanın, etnisite veya ulus kavramları temelinde değil, adalet/zulüm ölçütleri baz alınarak yürütülmesinin elzem olduğunu vurguladık. KAVRAMLAR bölümünde, 'bedeviliği' işledik ve bedeviliğin genel olarak, İslam'la bağdaşmayan tutum ve davranışlar yumağı olduğuna işaret ettik. Ayrıca İslam'ın amaçlarından birinin de, yeryüzünde mamur ve medeni bir hayatın tesisi olduğuna dikkat çektik. DÜŞÜNCE bölümünde, Atasoy Müftüoğlu, dini, bilimin mantığı içerisinde etkisiz ve işlevsiz bir konuma indirgeyen modernlik karşısında, Müslümanların, zamanı derinliğine çözümleyen bir Tevhidi bilince ihtiyacı olduğunun altını çizdi. Hüseyin Alan, Cennet’e girmenini kolaylaştırıldığı günümüzde, kulluğun gereklerini gerçek manada yerine getirmeden Cennet’e girişin mümkün olmadığına dikkat çekti. Mukaddes Özkan, milliyetçi hissiyatla başkalarının canına kast edenlerin, adalet ölçülerine aykırı hareket edip kulların haklarına tecavüz ettiklerini vurguladı. Arif Kaya, "Beyin Fırtınası-1" başlıklı yazısında, kazancın helal olmasına ve işlerimizde liyakatin önemine değindi. Aykut Akça, son dönemlerde makyajlı halleriyle sokaklarda gezinen hanımları eleştirdiği yazısında, tesettürün ruhuna uygun davranışlar gösterilmesinin elzem olduğuna değindi. Raci Durcan ise, BOP projesini değerlendirdiği yazısında, bu projenin, Batı'ya göçü önlemek amaçlı olarak icad edildiğini belirtti. ÇEVİRİ bölümünde, Cemal Yaşar, Hz. Peygamber'in Batı dünyasında etkilediği önemli şahsiyetleri konu edinen, Dietrich Alexander imzalı bir Die Welt yazısını, Kamil Cengiz, ABD'nin bir 'imparatorluk' olduğu tezini işleyen Herfried Münkler söyleşisini ve İsrail Ordusu'nu tanıtan bir Focus yazısını sizler için tercüme etti. Geçtiğimiz ay, LOKAL ETKİNLİKLERİ bağlamında, Zübeyir Yetik, İbrahim Sarmış, Memduh Kars ve Mehmed Durmuş konferans verdiler. Zübeyir Yetik, "İnsan İradesinin Özgürleşmesi" başlıklı konuşmasında, geçmişten bugüne Batıni öğretinin, insanları köleleştirme konusunda işlev gördüğüne vurgu yaptı. İbrahim Sarmış, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed isimli konuşmasında, dinin, doğrudan Kur’an’dan öğrenilmesi gerektiğine işaret etti ve topyekûn Kur’an’ı anlama seferberliği başlatılması önerisinde bulundu. Memduh Kars, "Dava Adamı Örnekliğinde: Ercümend Özkan" başlıklı konuşmasında, Ercümend Özkan'ın fikirleri ve mücadelesinin ana özelliklerini işledi. Mehmed Durmuş ise, "Dinlerarası Diyalog" başlıklı konuşmasında, bu çabaların tehlikelerine dikkat çekti ve Müslümanların, bu diyalog toplantılarının edilgen unsuru olmak yerine 'tebliğ' görevlerini layıkıyla yerine getirmeleri gerektiğine vurguda bulundu. SANAT-EDEBİYAT bölümünde Murat Kirişçi’nin “Şehir, Mekan ve İnsan Üzerine” ve Naz Ferniba’nın siraze.net’ten alınıtladığımız “Atlar, Kağnı Arabaları, Süngü ve Tüfekler” adlı yazıları ile Nureddin Durman’ın “ Yanlış Trenler Peronu” adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde, bir rivayette yer alan: "sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım" ifadesinin, vahyin temel ilkelerine aykırı olduğunun altını çizdik ve doğru peygamber anlayışının nasıl olması gerektiğini göstermeye çalıştık. GÜNDEM bölümünde ise, yine geçtiğimiz ayın önemli haber ve yorumlarını sizlerin istifadenize sunduk. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere, hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...