|

Washington’da Bir Senaryo
Erdal Şafak/ 16.06.2007/Sabah
Washington'da ABD Yeni Sağı'nın, yani NeoCon'ların en önemli düşünce
üretim merkezlerinden biri olan "Hudson Institute"te üç gün önce Türkiye
üstüne bazı senaryolar eşliğinde "Beyin fırtınası" estirilmiş.
"Miş" diyoruz, çünkü haberin tek kaynağı var; BBC'nin Türkçe servisi.
"Hudson Institute" kamuoyunun pek yabancısı değil. Hatırlayacaksınız, bu
kuruluşun Avrasya Politikaları Merkezi'ni yöneten bir hanım kızımız
geçen Kasım'da "Newsweek" dergisinde yayınlanan bir yazısında, görüştüğü
askeri kaynaklardan edindiği izlenime dayanarak, "2007'de Türkiye'de
askeri müdahale olması ihtimalinin yüzde 50 olduğunu" iddia etmiş,
"Darbe tetikçiliği yapıyor" ve "Siyasi sürece müdahaleye davetiye
çıkarıyor" diye kıyamet koparılınca biraz geri adım atmıştı: "Klasik
anlamda darbe değil, post-modern bir müdahale bekliyorum." Ama
kışkırtıcı bir cümle eklemeyi ihmal etmeden: "Yanıldığımı sanmıyorum.
Askerler ülkelerini seven, sözünün eri insanlardır, yaparlar!"
O iddianın üstünden 8 ay geçti. Epeydir birlikte yaşadığı ABD Dışişleri
Bakan Yardımcıları'ndan Matt Brzya'nın "Kendine ait düşüncelere sahip
olabilecek, parlak ve yetenekli bir analizci" diye anlattığı hanım
kızımızın öngörüsü doğru mu, yoksa fos mu çıktı?
Yüzde 50 tuttu mu?
Yanıt Genelkurmay Başkanlığı'nın 27 Nisan açıklamasına nasıl bakıldığına
bağlı: "Postmodern müdahale" veya "Kamuoyu aracılığıyla adrese teslim
muhtıra" mı, yoksa sadece bir "Nazik bir uyarı", hatta bir "Sivil toplum
örgütü"nün görüş beyanı mı?
Kamuoyunun en az yüzde 50'sinin ilk seçeneği işaretleyeceğinden eminiz.
Eh, kızımız da zaten "Yüzde 50 ihtimalle" diye ihtiyat payı bıraktığına
göre, pek yanılmış sayılmaz.
Hem sonra Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu'nun
birkaç gün önce piyasaya çıkan "Ankara'da Gölge Oyunları" adlı kitabında
öne sürdüğü 5 yılda 2 kez darbenin eşiğinden dönüldüğü, sonuncusunun bu
yıl başında tezgahlanmaya çalışıldığı iddiaları da "Yüzde 50" ihtimalini
bir kez daha doğrulamış oluyor.
Demokrasimize, siyasal ve ekonomik istikrarımıza büyük geçmiş olsun.
Rahatsız eden ayrıntı
Gelelim konumuza. İşte o "Hudson Institute"te, misyonunu "Geleceği
düşünmek" diye tanımlayan o düşünce kuruluşunda Çarşamba günü düzenlenen
toplantıda katılımcıların önüne bu ayın son günlerinde meydana
gelebileceği öngörülen şöyle bir senaryo konulmuş:
"Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu (Hatırlatma: 4 gün önce emekli
oldu) bir suikaste kurban gidiyor. Hemen ardından PKK'nın
İstanbul-Beyoğlu'ndaki bombalı saldırısında 50 kişi can veriyor. Bunun
üstüne Türk Ordusu 50 bin kişilik bir kuvvetle Irak sınırını geçip
askeri harekat başlatıyor. Daha sonra neler olabilir?"
Ne olacak; önce 22 Temmuz seçimleri süresiz ertelenir. Siyasal istikrar
sizlere ömür olur. Yabancı sermaye anında Türkiye'yi terk eder. Ekonomi
2001 Şubat'ına rahmet okutabilecek bir krize yuvarlanır. AB ile üyelik
müzakereleri buzul çağına girer. Irak'tan da, Güneydoğu'dan da her gün
onlarca şehit cenazesi gelir. "Kitlesel tepkiler" toplumdaki fay
hatlarını harekete geçirir.
Gerisini siz getirin ve ister "Kaos" sözcüğüyle noktalayın, ister
"Kıyamet" diye.
Bizim rahatsız olduğumuz ayrıntı şu: BBC'nin haberinde "Hudson
Institute"teki beyin fırtınasına Türkiye'nin Washington Askeri Ataşesi
Bertan Logarlaroğlu ile Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki Stratejik
Araştırma ve Etüd Merkezi"nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha
Tanyeri'nin de katıldığı iddia ediliyor.
İddia doğruysa, bu iki genç ve seçkin general, önlerine böyle bir
senaryo konulduğunda, neden kapıyı çarpıp çıkmadılar? Neden Silahlı
Kuvvetler'in bu tür komplo veya kıyamet senaryolarının oyuncağı, hatta
mezesi yapılmasını en güçlü şekilde protesto etmediler? Herhalde bir
yanıtları vardır... |