Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 343 | Temmuz  2007

                   

 

 


AYŞE SENA/ÇILDIR

SORU 1: Tasavvuf hakkındaki yazınızı okudum. Fikirlerinizin çoğuna katılıyorum. Ancak yaratanla yaratılan arasında hiçbir benzerliğin olmaması durumu kafamı karıştırdı. Zira Kur'an'da pek çok ayette "Biz ona kendi ruhumuzdan üfledik" diye geçiyor. Tasavvufun vahdet-i vücud anlayışının da buradan çıktığını sanıyorum. Bir de Allah'ın Zati ve Subuti sıfatları var. Subuti sıfatları bizde cüz-i miktarda bulunurken O'nda sonsuz. Bu iki noktada kafam oldukça karıştı. Yardımcı olursanız sevinirim.

CEVAP: Sizin bu konudaki düşüncenizi Şura 11. ayeti ile Kur'an cevaplamaktadır: "O göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O sizin için kendi nefsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyor. O'nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitir ve görür."
Allah, zatıyla ve sıfatlarıyla, yaratılmış olanlara asla benzemez. Zira sıfatları sayılırken zati sıfatı olarak sayılanlardan birisi de "yaratılanlardan birine benzememek" anlamında Muhalefetin lil-havadis"tir. O'nun bilmesi, görmesi ve işitmesinin, yaratılmışların görme, bilme ve işitme özellikleriyle bir benzerliği söz konusu değildir. Ne bilinenler açısından ne de bilme vasıtaları yönüyle benzerlik yoktur.
"Ruhumuzdan üfledik" ifadesinden yola çıkarak Allah'ın kendi zatından bir şeyi insana verdiğini düşünmek doğru değildir. Zira "RUH" Kur'an'da değişik manalarda kullanılmaktadır:
1- İnsana verilen canlılık, can, hayat anlamında ( 15/29, 32/9, 38/72)
2- Kur'an ve ayetleri anlamında (42/53)
3- Ruh isimli bir melek anlamında (70/4, 78/38, 97/4)
4- Cebrail anlamında (2/87, 253, 5/110)
Bunlardan insana verilen canlandırma "ruhumuzdan üfledik" ibaresiyle ifade edilmiştir. Bunun anlamı böyle anlaşılmaktadır. Her şey Allah'a izafe edilerek, mülk Allah'ın, Rızk Allah'ın ve bütün yaratılmışlar Allah'ındır. Bu manada Ruh da Allah'ın yarattığı bir şeydir ve ona nispet edilmektedir. Yoksa ruh Allah'tan bir cüz, bir parça değildir. Onunla bir benzerliği de yoktur.
Kendilerini tasavvuf ekolüne mensup sayan, son zamanlarda bazı sapık düşünce sahibi insanlar kendilerinin "Allah'ın elçisi" olduğunu söyleyerek insanlara yaklaşmaktadırlar. Onların ısrarla savundukları şey "Ruhumuz Allah'tandır; bizlerin Allah'la birleşmesine fizik bedenimiz engel olmaktadır, bizler bir mürşidin önderliğinde (ki, bu mürşit elçiliğini/ peygamberliğini iddia eden kimsedir;) çalışarak ruhumuzu Allah'a ulaştırıp onunla birleştireceğiz. Çünkü o zaten Allah'tandır" demektedirler! Bu, onların savunduğu gibi Allah'ın zatından bir cüz /bir parça değildir. Allah'ın yarattığı bir şey anlamındadır ki bu manada her şey Allah'ın mahlukudur. Allah yarattıklarından hiç birisine hiçbir yönüyle benzemez.
Bu konu insan için gaybi konuların başında gelmektedir. Gaybla ilgili konularda gaybın sahibinin verdiği bilgilerle yetinmek imanımızın gereğidir. Allah zatıyla ilgili bilgilendirmeyi 2/255 ve 112/1-4'te yapmaktadır. Bunun ötesinde bir şey söylemek karanlığa taş atmak ve haddimizi aşmak olacağından Allah'a sığınmamız gerekir diyoruz. Allah'ı insana benzetmek muharref Hıristiyan anlayışında da görülmektedir. İncil'de: "Tanrı'yı gördüm; başı çan kulesinden yukarda, etekleri de bütün mabedi dolduruyordu" diye geçmektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi yazarına ait bir anlatımdır. Allah kendisini bu şekilde asla anlatmamış ve bir şeye benzetmemiştir.
Bu nedenle bizler de O'nun varlığına, birliğine, eşi ve benzeri olmadığına, hiçbir şeyin ona denk olmadığına, mülkünde ortağı bulunmadığına, hiç bir şeye muhtaç olmadığına, daima diri ve yaratılmışları gözettiğine, onları gözetmenin asla O'na zor gelmediğine, O'nun çok yüce ve çok büyük olduğuna, O'nun hükümranlığının yeri ve göğü kapsadığına inanırız. Bu bilgilerimizin de mutlaka Kur'an'dan olmasına azami dikkati gösteririz. Bu konuda başka bir kaynağa gitmek de konuyla uygun düşmemektedir. Zira gaybın bilgisini bize sadece Kur'an vermektedir.
Tasavvuf hakkında doğru ve doyurucu bilgilere ulaşmak için Ercümend Özkan'ın "Tasavvuf ve İslam" kitabıyla, Prof. İbrahim Sarmış'ın aynı isimli kitabını okumanızı öneririz. Sizleri tatmin edici olacağına inanıyoruz. Doğru tercih hakka/gerçeğe ulaşmanın ilk fırsatıdır diyor, sizleri Allah'a emanet ediyoruz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...