|

AYŞE SENA/ÇILDIR
SORU 1: Tasavvuf hakkındaki yazınızı okudum. Fikirlerinizin çoğuna
katılıyorum. Ancak yaratanla yaratılan arasında hiçbir benzerliğin
olmaması durumu kafamı karıştırdı. Zira Kur'an'da pek çok ayette "Biz
ona kendi ruhumuzdan üfledik" diye geçiyor. Tasavvufun vahdet-i vücud
anlayışının da buradan çıktığını sanıyorum. Bir de Allah'ın Zati ve
Subuti sıfatları var. Subuti sıfatları bizde cüz-i miktarda bulunurken
O'nda sonsuz. Bu iki noktada kafam oldukça karıştı. Yardımcı olursanız
sevinirim.
CEVAP:
Sizin bu konudaki düşüncenizi Şura 11. ayeti ile Kur'an cevaplamaktadır:
"O göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O sizin için kendi nefsinizden eşler
ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde
üretip çoğaltıyor. O'nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O, her şeyi
işitir ve görür."
Allah, zatıyla ve sıfatlarıyla, yaratılmış olanlara asla benzemez. Zira
sıfatları sayılırken zati sıfatı olarak sayılanlardan birisi de
"yaratılanlardan birine benzememek" anlamında Muhalefetin
lil-havadis"tir. O'nun bilmesi, görmesi ve işitmesinin, yaratılmışların
görme, bilme ve işitme özellikleriyle bir benzerliği söz konusu
değildir. Ne bilinenler açısından ne de bilme vasıtaları yönüyle
benzerlik yoktur.
"Ruhumuzdan üfledik" ifadesinden yola çıkarak Allah'ın kendi zatından
bir şeyi insana verdiğini düşünmek doğru değildir. Zira "RUH" Kur'an'da
değişik manalarda kullanılmaktadır:
1- İnsana verilen canlılık, can, hayat anlamında ( 15/29, 32/9, 38/72)
2- Kur'an ve ayetleri anlamında (42/53)
3- Ruh isimli bir melek anlamında (70/4, 78/38, 97/4)
4- Cebrail anlamında (2/87, 253, 5/110)
Bunlardan insana verilen canlandırma "ruhumuzdan üfledik" ibaresiyle
ifade edilmiştir. Bunun anlamı böyle anlaşılmaktadır. Her şey Allah'a
izafe edilerek, mülk Allah'ın, Rızk Allah'ın ve bütün yaratılmışlar
Allah'ındır. Bu manada Ruh da Allah'ın yarattığı bir şeydir ve ona
nispet edilmektedir. Yoksa ruh Allah'tan bir cüz, bir parça değildir.
Onunla bir benzerliği de yoktur.
Kendilerini tasavvuf ekolüne mensup sayan, son zamanlarda bazı sapık
düşünce sahibi insanlar kendilerinin "Allah'ın elçisi" olduğunu
söyleyerek insanlara yaklaşmaktadırlar. Onların ısrarla savundukları şey
"Ruhumuz Allah'tandır; bizlerin Allah'la birleşmesine fizik bedenimiz
engel olmaktadır, bizler bir mürşidin önderliğinde (ki, bu mürşit
elçiliğini/ peygamberliğini iddia eden kimsedir;) çalışarak ruhumuzu
Allah'a ulaştırıp onunla birleştireceğiz. Çünkü o zaten Allah'tandır"
demektedirler! Bu, onların savunduğu gibi Allah'ın zatından bir cüz /bir
parça değildir. Allah'ın yarattığı bir şey anlamındadır ki bu manada her
şey Allah'ın mahlukudur. Allah yarattıklarından hiç birisine hiçbir
yönüyle benzemez.
Bu konu insan için gaybi konuların başında gelmektedir. Gaybla ilgili
konularda gaybın sahibinin verdiği bilgilerle yetinmek imanımızın
gereğidir. Allah zatıyla ilgili bilgilendirmeyi 2/255 ve 112/1-4'te
yapmaktadır. Bunun ötesinde bir şey söylemek karanlığa taş atmak ve
haddimizi aşmak olacağından Allah'a sığınmamız gerekir diyoruz. Allah'ı
insana benzetmek muharref Hıristiyan anlayışında da görülmektedir.
İncil'de: "Tanrı'yı gördüm; başı çan kulesinden yukarda, etekleri de
bütün mabedi dolduruyordu" diye geçmektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı
gibi yazarına ait bir anlatımdır. Allah kendisini bu şekilde asla
anlatmamış ve bir şeye benzetmemiştir.
Bu nedenle bizler de O'nun varlığına, birliğine, eşi ve benzeri
olmadığına, hiçbir şeyin ona denk olmadığına, mülkünde ortağı
bulunmadığına, hiç bir şeye muhtaç olmadığına, daima diri ve
yaratılmışları gözettiğine, onları gözetmenin asla O'na zor gelmediğine,
O'nun çok yüce ve çok büyük olduğuna, O'nun hükümranlığının yeri ve göğü
kapsadığına inanırız. Bu bilgilerimizin de mutlaka Kur'an'dan olmasına
azami dikkati gösteririz. Bu konuda başka bir kaynağa gitmek de konuyla
uygun düşmemektedir. Zira gaybın bilgisini bize sadece Kur'an
vermektedir.
Tasavvuf hakkında doğru ve doyurucu bilgilere ulaşmak için Ercümend
Özkan'ın "Tasavvuf ve İslam" kitabıyla, Prof. İbrahim Sarmış'ın aynı
isimli kitabını okumanızı öneririz. Sizleri tatmin edici olacağına
inanıyoruz. Doğru tercih hakka/gerçeğe ulaşmanın ilk fırsatıdır diyor,
sizleri Allah'a emanet ediyoruz. |