|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Her ne kadar erken seçimin sonucuna göre, ülke siyasetinde önemli
gelişmeler olabileceği bekleniyorsa da, bu ayın YORUM'unun başlığını:
"Seçimler: Kime Yarar, Neye Zarar?" olarak attık. Çünkü seçimleri kim
kazanırsa kazansın, partilerin yapıları ve siyasetin geldiği nokta
açısından bakıldığında, Türkiye'de siyasetin 'sanal' olduğu gerçeğinin
değişmeyeceği açıktır. Mevcut partiler, ülkenin sorunlarını çözmek için
uğraşmak yerine, yandaş kayırmacılığı ve mevki avcılığının aracı haline
gelmiş olduklarından, çözüm üretemeyecekler; bilakis sorunun bir parçası
olmaya devam edeceklerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerden bu yana yaşanan
gerginlikler üzerinden yürütülen siyasetin, bu gerçeğin görülmesini bir
ölçüde engelleyeceği de söylenebilir. Ancak geniş kitleler, seçimlerden
bir süre sonra, bu şartlar altında yapılan siyasetten hayır
gelmeyeceğini bir kez daha anlayacaktır, ama tabii ki iş işten geçmiş
olacaktır. Ümitlerini bir başka bahara kadar ertelemek zorunda kalan
kitleler, daha sonraki seçimlerde de, yeni kampanyalar sayesinde yine
'demokrasi oyunu'nun aleti olmaya devanı edeceklerdir. Bu düzenek,
ilkeli siyaset yaparak sorunları çözebilecek kadroların ülke siyasetinde
etkin hale geleceği zamana kadar bu şekilde devam edecektir. İşte o
zaman, 'siyaset' asli zeminine oturmuş olacak; saflar ayrışmış ve çözüm
bulma şansı belirmiş olacaktır. KAVRAM bölümünde 'Rey'i işledik ve ancak
akıllarını gereği gibi kullanabilen, içtihad edebilen insanların 'rey
sahibi' olabileceğini, taklitçilikten kurtulabileceğini ve sorunlara
çözüm üretebilecek kadroları oluşturabileceklerini vurguladık. DÜŞÜNCE
bölümünde, Mehmed Durmuş, 'Ümmilik' kavramını işlediği yazısının ilk
bölümünde, ümmiliği 'okur-yazar olmama' olarak tanımlayan geleneksel
anlayışın yanlış olduğunu ve Üm-
miliğin, Hz. Peygamber döneminde vahye muhatap olmamış Arap kavminin bir
özelliği olduğunu ifade etti. Atasoy Müftüoğlu, aklı kirlenen modern
toplumların hakikati bulmakta zorlanacaklarına işaret etti ve
Müslümanların romantizmin büyüsünden kurtularak, gerçeklerin farkına
varmaları ve duygusallıktan uzak, gerçekçi çözümler üretmeleri
gerektiğini vurguladı. Mustafa Bozacıoğlu, seçimleri konu edindiği
yazısında, kitlelerin sahte ümitler peşinde sürüklendiği seçimlerden bir
sonuç çıkmayacağının altını çizdi ve Müslümanların siyasi duruşunun,
sahici zeminler üzerinde olması gerektiğini ifade etti. Aykut Akça ise,
doğru bildiklerimizin testini yapmamız gerektiğine işaret ettiği
yazısında, bu konunun, özellikle vahy söz konusu olduğunda hayati önemi
haiz olduğuna işaret etti. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, bir Alman
yahudisi olan Avraham Burg'un, Yahudilik ile İsrailli olmak arasındaki
ayrımı vurgulayan görüşlerinin yer aldığı bir yazıyı, Mehmet Demirel
ise, Gazze'de bir İslam Devleti kurulacağını duyuran Mahmut el-Sahar'la
Spiegel Online'nin yaptığı söyleşiyi sizler için tercüme ettiler.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde, www.satirba-si.com'dan alıntıladığımız "Özel
Emanet" adlı yazıyı, "İsimsiz Sokak Öyküleri" başlıklı bir Faz Ferniba
denemesini ve "Griler Arasında" adlı Murat Kirişçi şiirini
bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, tasavvufun vahdet-i vücud kavramı
ve Allah'ın Zati ve Su-buti sıfatları, vahyin lafzıyla maksadı
arasındaki ilişki, Allah'ın Gazabı'nın ne manaya geldiği, vahyin
üslubunun nasıl anlaşılması gerektiği konularında yönelttiğiniz soruları
cevapladık. GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz ayın önemli haber ve
yorumlarını istifadenize sunduk. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |