Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 356 | Ağustos  2008

                   

 

 


İslam’ın Yeni Yüzü

 

Çev: Şeyma Durmuş
Christoper Dickey - Owen Matthews,
Newsweek, 9 Haziran 2008d, 09.07.2008

90'lı yılların sonlarında Ladin'in bir problemi vardı, o da yanlış anlamlandırdığı İslam'dı. Kuran'ın Müslümanlara cihat uğruna kendilerini ve masum insanları öldürme lisansı verdiğini savunuyordu. Savunduğu bu görüş, küresel terörde kendini nasıl haklı çıkardığının göstergesiydi. Fakat bu ne Kur'an'ın ne de Müslüman âlim ve vaizlerin cevaz vermediği bir şeydi.
Ve böylece Ladin Müslüman dünyasında dini uygulamalarda esas alınan ve adına hadis denen Hz. Muhammed'in sözlerini ve Kur'an ayetlerini çarpıtmaya başladı. Suudi milyoneri savaş bildirisi olarak isimlendirdiği bir tenkit yazdı. Ve ardından kutsal kitabın bazı bölümlerini alarak, âlimlerden Ladin'i desteklemelerini isteyen bir fetva verdi. Bu gibi makale ve kitapçıklar dini değil siyasi bir propagandaydı. Fakat idealini gerçekleştirmede işe yaradılar. Gerçekliğini 11 Eylülde kanıtlayan Ladin'in uydurma cihat çağrısı hem batıda hem İslam dünyasında İslam'ı az anlayan Müslümanların baskın ve egemen İslam görüşü haline geldi. Hatta birçok âlimin de gözü korkutuldu. Ancak şimdilerde bu, değişmeye başladı. Öyle ki Ladin'i destekleyen, güvendiği önemli Müslüman düşünürleri bile, onun bu doğrultudaki cihat görüşünü kabullenmemeye başladılar. Ladin'e sempati duyan Ortadoğu ve Güney Asya'daki kamuoyunda, artan bir hayal kırıklığı yaşandı. CIA müdürü Michael Hayden geçen hafta, gelecekte El- Kaide'nin vizyonunu kimsenin sevmeyeceğini dile getirdi. Aynı zamanda bu süreçte daha önemli bir şey var ki, o da ne Bin Ladin'in, ne de onu öne geçiren gelenekçilerin vizyonunu reddeden, İslam'ın yeni bir vizyonu şekilleniyor.
Burada önemli olan, İslam dünyasındaki değişmez ilkelerin yeniden sorgulanmaya başlaması, asla dışına çıkılmayan hakikatlere meydan okunması ve yüzyıllar önce İslami okulların son vermeye çalıştığı cihat kavramına farklı bakış açıları getirmek gibi, yeni fikirlerin inşa edilmesi türünden hususların ortaya çıkmasıdır.
Ankara'da bir grup âlim tarafından, birbirinden nitelikli gerek entelektüel ve gerekse teolojik birçok çalışma yapılmaya başlandı. Yıl sonundan önce hadislerin yeni baskısını yayımlamayı hedefleyen Türkiye, yüz yetmiş bin hadisi bir araya getirdi. Hadislerin, Muhammed'in, günlük yaşamı şekillendirmede bir rehber ve Kur'an'ın gizemli yönlerini anlayabilmek için bir anahtar olduğu düşünülerek kayıt altına alınan söz ve davranışları olduğuna inanılıyor. Fakat bu anekdotların çoğu spesifik tarihsel bir bağlamda ortaya çıktığı için bu olayları hikaye edenler ve kayıt altına alanlar her zaman güvenilir olamamışlardır. "İslam'ın evrensel değerlerini kendi dönemlerinin coğrafik, kültürel ve dini değerleriyle karıştırmışlardır" diyen Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörü ve bu projede yer alan Mehmet Görmez, her hadisin kendine özgü bir hikayesi olduğunu ve hadislere, kaybolan anlamlarını yeniden vereceklerini dile getirdi.
Türkiye'de dört yıl önce Diyanet İşlerinden sorumlu bakan olan ve bu hadis projesinin ilk temellerini atan Mehmet Aydın, yedinci yüzyılda, yani Peygamber zamanındaki yaşam şeklinin şimdikinden çok daha farklı olduğunun açıkça ortada olduğunu söylüyor. Ve kadının yalnız seyahat etmesini yasaklayan hadisi örnek gösteriyor. Bu ve benzeri söylemler, Suudi Arabistan'da bayanların araba sürmesine izin verilmemesinin nedeni olarak gösteriliyor. Bunun, açıkça dini bir emir olmadığını, ancak o dönemin ve toprakların güvenlik koşulları ile ilgili olduğunu söyleyen Görmez, Peygamber'in kadınların Yemen'den Mekke'ye kadar tek başlarına yolculuk yapabildiği günleri özlediğini söylediğine de değindi. İslam'ın ilk üç yüzyılında Yunan, Fars ve Hint kültürleri ile bir etkileşim içinde olduğunu ve her buluşmada İslam'ın, âlimler tarafından değişen koşullara göre yeniden yorumlandığını belirten Görmez, "O dönemde İslam'ı yeniden düşünmekten korkmuyorlarmış" dedi.
Liberal İslamcılar aynı tartışmaları geçmişte de yapmışlardı, fakat azınlıktaydılar, üstelik ilahiyatçı da değillerdi. Bu Türk projesi, aynı zamanda dünyanın en başarılı, demokratik usulle seçilmiş İslami kökleri olan iktidardaki AKP'nin sessiz desteğine de sahip. Projeye katılan profesörler, çalışmalarının bir çeşit "İslam reformu" olduğunu yalanlıyorlar. Aralarında bir Martin Luther yok, bir kapıya asılan tezler de yok. Görmez, yaptıkları bu çalışmayı, "kutsal metinleri demokrasi, insan hakları, kadın hakları ve evrensel değerlere göre yeniden düşünme veya 'yeniden anlama' gibi adlandırıyorlar." diyor. Görünüşe bakılırsa, yapılan bu çalışma büyük yankı uyandıracağa benziyor.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...