|

SELAM
İLE...
Kıymetli
okuyucularımız, yeni bir sayıyla yine sizlerle birlikteyiz.
Bilindiği üzere, son aylarda Türkiye'deki sistem içi güç ve çıkar
mücadelesi giderek hızlanmakta, taraflar mevcut kuralları tevil etmek
suretiyle hızla keyfi bir zemine kaymaktadırlar. Burada esas itibariyle
taraflardan biri diğerinden farklı bir anlayışta görülmemektedir.
Tarafların farklılıklarını belirleyen sistem içi konumları, stratejileri
ve beklentileri olmaktadır. Temelde aynı dünya görüşünün farklı
versiyonlarını savunan söz konusu kesimler, ilkesel, ahlaksal bir kaygı
taşımamakta, hedeflerine ulaşmak adına iç ve dış odaklarla işbirliği
yapmaktan çekinmeyen bir görünüm arz etmektedirler. Nitekim önümüzdeki
günlerde sonuçlanacak olan AKP'nin kapatılması davası ile bu davadan çok
önce başlayan ve sistemin yeniden yapılandırılması sürecinde kritik bir
öneme sahip olan Ergenekon Davası yukarıdaki tespitlerimizi doğrular bir
çizgide seyretmeye devam etmektedir. Değişik vesilelerle belirttiğimiz
gibi, sistem içi güç ve çıkar mücadelesinin taraflarından
ulusalcı-statükocular, TSK'nin yapacağı bir darbeden ümitlerini
kestikleri için "Yargısal" bir darbeden medet umar hale gelmiş
bulunmaktadırlar. Evet, konjonktürden yararlanarak amaçları
doğrultusunda belirli bir mesafede almış gözükmektedirler. Ancak,
öncelikle bu durum kurulu düzenin açık desteğine dayanmaktadır. Sonra,
bölgedeki denge arayışları ve mutabakata varılamayan önemli sorunların
varlığı bunlara önemli hareket alanı oluşturmuştur. Ne var ki
taraflardan diğeri, bir taraftan dünyanın genel gidişatına uygun bir
konumlanışa sahip bulunmaktadır. Diğer taraftan global sistemle uyumlu
talepleriyle, halkı dikkate alan yöntemleriyle "tepeden inme" değişim
yerine ikna yoluyla değiştirme, dönüştürmenin geçerliliğini bilerek
hareket etmektedirler. Toplumun zaaflarını bilmekte, onlarla
bütünleşerek, değiştirip dönüştürerek kendi amaçlarına uygun bir vasat
oluşturmakta başarılı gözükmektedirler. Dolayısıyla global sistem ile
uyumlu düşünce yapılarıyla, politikalarıyla giderek güçlenmeye devam
etmektedirler. Ne var ki toplum, bu anlayışın ve politikalarının hangi
sonuçlar doğuracağının farkına varamamaktadır. "Dine karşı din"
politikalarının, yeni bir din inşâsı çabalarının farkına varabileceği
düşünsel birikime ve siyasal bilince sahip gözükmemektedir.
Laik-demokratik "Müslüman" tipolojisinin, diğer kesimin 60-65 yılda
yapamadıkları değişim ve dönüşümü nasıl oluyorda bunların kısa bir
dönemde gerçekleştirebildikleri toplumun dikkatinden kaçırılmaktadır.
Hem de içlerindeki, önderleri, aydınları/alimleri ve entelektüellerinin
iki yüzlü, işbirlikçi, tevilci, pragmatik tutumlarıyla bu aldatma mümkün
olabilmektedir.
Bu arada Ergenekon soruşturmasının ulaştığı boyutlar ve sistemin
yapılandırılması sürecine katkıları, AKP'nin kapatılma davasının
stratejik önemini azaltmaktadır. Zira sonuç ne olursa olsun AKP'nin
temsil ettiği çizginin seyrini etkilese de orta ve uzun vadede topluma
hakimiyetini engel olamayacak gibi gözükmektedir. Dolayısıyla geçtiğimiz
günlerde Güngören'de meydana gelen sivillere yönelik hunharca katliam
da, hemen sonrasında Irak'taki terör eylemleri de Türkiye'deki ve
bölgedeki yeniden yapılanma sürecinden ayrı telakki edilemez. Bundan
sonraki gelişmeler de…
Bu sayıda, yorum bölümünde Türkiye'nin değişim sürecinde kendi bakış
açımızla değerlendirmeye çalıştık. Gündemle yakın alakası nedeniyle de
"Ilımlı İslam" kavramını yeniden dikkatinize sunmakta yarar gördük.
Düşünce bölümünde de beğeniyle okuyacağınızı umduğumuz yazılarla
huzuruna çıktık. Çeviri bölümü, çeşitlendirilerek ve zenginleştirilerek
dikkatlerinize sunulmaya devam edecektir. Bu arada, ilk yaptığı çeviri
ile dergimizde ismini duyuran Şeyma Durmuş'u tebrik ediyor,
gayretlerinin ve başarılarının devamını diliyoruz. Sanat-Edebiyat ve
Mektuplara Cevaplar bölümlerimizi de ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Gündem bölümünde ise, doğal olarak Ergenekon Davası ve AKP'nin Kapatılma
Davası ağırlıklı iktibasların yanı sıra Türkiye'nin değişim ve dönüşüm
sürecinin arka planını irdeleyen yazıları da bir arada okuyabilirsiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak umuduyla Allah'a emanet olunuz… |