|

Kabul Olmayan
Dua da Hayrımıza
Olabilir
Aykut Akça
Varolan her şeyi noksansız
bir yaratış ile yaratan Allah, insanoğlunu da bedenen ve ruhen mükemmel
bir şekil ile yaratmıştır. Öyle ki, Allah insana kendi ruhundan
üflemiştir(1). Yarattığı bu insan denen varlığa merhamet, şefkat gibi en
güzel erdemleri ve en ulvi duyguları bahşetmiştir. İnsan bu duygular
sayesindedir ki diğer insanlara ve tüm diğer mahlukata iyilik
penceresindan bakmayı becerebilir ve onların iyiliğini ister.
Şefkat, merhamet gibi bu ulvî duygular, insanoğlunun kadın cinsinde daha
yoğun bir şekil sergiler. Ondandır ki kadınlar daha yufka yürekli, daha
bir merhametli ve ondandır ki anne kelimesinin içi dopdoludur. Bu anne
ki çocuğunun başı ağrısa kendisi uyuyamaz. Çocuğuna olan
sahiplenme/kendi bilme duygusunun mahiyeti, yavrusuna gelecek derdi
kendisine gelmesini tercih edecek boyuttadır. Çocuğunun başına en ufak
bir kötülük gelmesini istemez. Kötü olanı çocuğun ta kendisi istese bile
buna ne pahasına olursa olsun karşı durur. Çocuğu bu hali beğenmese de
bu böyledir. Annelik başka türlü davranmaya izin vermez.
Evin 15 yaşındaki çocuğu olan Ahmet annesinin yanına gelir.
-Anne der, bana da Mehmet Abi'nin motorsikletinden alır mısınız?
-Olmaz alamayız Ahmet der, anne.
Daha motorsikletin alınmama sebebini bile öğrenmeden kapıyı vurur çıkar
dışarı Ahmet. Hani delikanlı ya, hani hızlı yaşamalı ya. Herkesin
anne-babası onların her istediklerini alıyorlar da Ahmet'in ailesi neden
almaz ki Ahmet'in istediklerini. Her zaman istedikleri şeyler ya kabul
görmüyor ya da sonra alırız deyip erteleniyor ne yapsın bu Ahmet şimdi.
O isyan etmesin de kim isyan etsin. Oysa ki o anne biricik oğlu, ciğer
parçası Ahmet'i henüz küçük olduğundan dolayı sakındığı için, isteğini
geri çevirdi. Anneye göre biraz daha büyümeli idi oğlu.
Bir insan, bir anne bile bu kadar merhamet ve sakınma duygusu gösterir
çocuğu için doğru olanın ne olduğuna karar verir ve gereğini yapmak için
her bedeli öder/ödemeye hazır iken hadi düşünelim. Allah acaba bizi ne
kadar düşünüp, bizi nelerden koruyordur. Bizim için neyin, ne zaman daha
hayırlı olacağını bilen Allah bizim isteklerimize nasıl icabet ediyordur
acaba. Nasıl bir plan(2) ve program dahilinde gidiyordur acaba bu işler
hiç düşündük mü?
Geçenlerde bir arkadaş grubu içinde, bir tanesi "o kadar çok dua
ediyoruz ama dualarımız neden kabul olmuyor?" dedi. İşte o anda tüm
yukarıda geçen cümleler geldi aklıma. Ve düşünmeye devam ettim. Sorular
sordum kendi kendime. Hep birlikte soralım kendimiz bu soruları.
Duamda
acaba gerçekten doğru bir şey mi istedim?
acaba benim için hayırlı olan, gerçekten de benim istediğim şey mi?
acaba bu istediğim şey, şu an hayatıma girse, bu benim için doğru bir
zamanlama mı?
acaba sorumluluğunu taşıyamayacağım bir şey mi istiyorum?
acaba hakikaten ben ne istediğimi biliyor muyum? vs. vs…
Bu soruları çoğaltmamız mümkün tabii ki. Ancak maksat hasıl oldu
kanaâtindeyim.
Yaratılmış her şeyin otorite sahibi ve yegane hüküm koyucusu olan Allah,
her şey ama her şey hakkında bir plan ve program koymuştur. Hiçbir şey
tesadüfen olmaz, olamaz. Her şeyin bir plan ve program dahilinde
gerçekleştiği varlık dünyasında kul olarak elbette Yaradan'dan
isteklerimiz/dualarımız olacaktır. İstemek, yalvarmak bizden ama kabul
edip, etmeme/kısa zamanda kabul etme ya da erteleyip doğru zamanda kabul
etme Allah'tandır. Her şey bir denge, düzen ve plan üzerinedir. Bu
mükemmel ahengin kurucusu Allah'tır. Olup biten her şey O'nun ol demesi
iledir. Allah merhametlilerin en merhametlisidir. Bizim için neyin hayır
neyin de şer olduğunu bizden daha iyi bilendir(3). O sebeple, ya o çok
istediğimiz şeyler için ettiğimiz dualar kabul olsa ve bu istediğimiz
şey aslında bizim için bir felaketse o zaman ne yapacağız? O zaman da
daha önce neticesini bilmeden ısrarla istediğimiz ve bizim arzu
etmediğimiz sonuçlar doğuran o ilk duayı tersine çevirmesini
isteyeceğiz. Netice olarak, elbet dualarımız olacak ama neden kabul
olmuyor diye farkında olmadan hesap sorucu bir pozisyona düşmeden en
hayırlısını, en hayırlı zamanlar için isteyelim. Sonuçta imtihan
dünyasındayız. Allah verdikleri ve vermedikleri içinde bizi imtihan
etmekte. Kulluğumuzun kalitesi kabul olunan duaların sayısının çokluğu
ile alakalı değildir. Kulluğun kalitesi takva bakımından üstün olmakla
alakalıdır. Takvaya yakışan O'ndan gelene razı olup bulunduğumuz şartlar
içinde nasıl daha iyi bir kulluk ederiz teslimiyetidir.
--------
(1) Secde 32/9 ...sonra insanı şekillendirip ona ruhundan üfleyen
Allah'tır
(2) Enfal 8/30 ...Allah plan kuranların en hayırlısıdır.
(3) Bakara 2/216 ... ihtimaldir ki hoşlanmadığınız şey sizin
hayrınızadır ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötüğünüzedir. Siz
bilmezsiniz Allah bilir. |