|

Sisteme Rağmen
Aylin Efkar
Yüce Allah yarattıklarının
zaaflarını bildiği için her şeyi bir düzen içinde sunmuş bizlere.
İnsanın nefsine meylini bildiğinden harama giden yolları men etmiş,
şüpheye yer olmayan kurallar koymuş. Ama nafile. Bu büyük nimetin
farkına varamamış insanoğlu. Rabbinin rızasını kazanmayı ve acizliğinin
farkında olup rabbine el açmayı düşüklük sanmış. Bilememiş ki asıl
düşüklük, ne olduğunun ve ne 'olmadığının' farkında olamamaktır.
Her türlü gerçeğe gözlerini yuman, duymak istemediklerini yok sayan,
kendini eleştirenlerin yaşam hakkını elinden almaya niyetli insanların
kurduğu bir adalet (!) sisteminde yaşıyoruz. Son gelişmeler toplumun
büyük bir bölümünün korkunç bir öfkeyle bilendiğinin göstergesi.
Pervasızca, koydukları kuralları dayatıyorlar; fakat bu ne cürettir ki
bu kurallar Allah'ın kurallarıyla çelişiyor. Değiştirilemez deyip
kutsallık atfettikleri yasalar, bir müslümanın müslümanca yaşamasına
imkan vermiyor. Göstermelik izin alanları onların enaniyetlerinin
beslenmesini sağlıyor. Nasıl ki Hz. İbrahim'e cevap yetiştirmeye çalışan
Nemrud, "ben de öldürür ve diriltirim" diyebilmek için verdiği ölüm
emrini durdurup şirk koştuysa; onlar da "siz de evinizde istediğiniz
ibadeti yapın; karışan mı var?" diyerek sözde 'lütuf'ta bulunuyorlar.
Üniversite kapılarında yatan kızları görüp içlerinden: "bunlar benim
eserim, yine rejimi yıkılmaktan kurtardım" diyorlar belki de. Bu
sözlerin sahipleri, "türban siyasi simgedir" söyleminden bir adım ileri
gidemediler yıllardır. O küçük beyinlerinin almadığı şey ise şu soruda
gizli: "nasıl olur da bu gencecik kızlar, bu yaşta, sisteme rağmen
başlarını örtebilirler. Hangi güç onlara bunu yaptırıyor?" İman
gücünden, Allah'ın rızasını her şeyden üstün tutma kavramından habersiz
olan zavallılar, sisteme rağmen örtünenlerin arkasında ancak
'siyasilerin' olabileceğini söylüyorlar. Buna gerçekten inanıyorlar mı,
çok merak ediyorum. Zira bunu dillendirenler üniversite mezunu,
aydın(!), kafası az çok çalışan insanlar. Bilmemeleri, düşünmemeleri
mümkün değil gibi görünüyor. O zaman sebep ne? Sebep kendilerini 'ilah'
olarak görme sapkınlığı olabilir mi? "İstediğimi okula-kamu
kuruluşlarına alırım, kuralları ben koyarım; uymayanı da atarım"
zorbalığı başka nasıl açıklanabilir ki?!..
Peki onların bu zorbalığı sonuç verecek midir? Yani sadece Rablerinin
buyruğuna uyup O'nun rızası kazanmak için örtünen kızlar, sistemin
baskılarına boyun eğip de açılacaklar mıdır? Bu elbette mümkün değildir.
İmanı tatmış, imanın hakikatinin bilincinde olan bir kişi, her türlü
zorluğa rağmen, inancının gereğini yapacaktır. Ama tabii ki sistem,
sadece bu baskılarla sonuca gideceğini düşünmüyor. Öyle görünüyor ki,
sistemin başka yöntemleri de var!
Yıllardır yürütülen propagandalar, bazı kesimlerde sonuç veriyor ve
çelişki içinde bırakılan müslümanlar giderek dini hassasiyetlerden
uzaklaşıyorlar. Bu insanlar, verdikleri tavizleri zamanın gereği olarak
algılıyor; cihadın sadece silahla olduğunu sanıyor, dinine küfredenlere
karşı dik durmanın da bir cihad olduğundan habersiz yaşıyorlar.
İslamiyet'in evrensel mesajını unutup, sadece vicdanında yaşattığı dinin
yeterli olacağını sanıyorlar. Faize kâr payı, kumara milli piyango
deyince kendilerini kandırdıklarının bile farkında olamıyorlar! Bunların
anlayışında, kalbi temiz olan, ibadetlerden muaf oluyor; zaten 4444
duasını okuyunca da cennete gidilebiliyor!... Allah'ın adaletine iman
eden hangi insan bu promosyon müslümanlığına inanabilir?! Peygamber
(A.S.) ömrü boyu yaptığı ibadetleri kalbi kirli diye mi yaptı? Allah
böyle insanları şu şekilde uyarıyor: "hâlâ akletmiyor musunuz?"
O halde, akleden ve sadece imanlarının gereği olarak örtünen kızların
yapması gereken, sistemin tuzaklarla dolu oyunlarına karşı uyanık olmak
ve kimliklerinden taviz vermeden Müslümanca bir duruşu
sergileyebilmektedir. Bu kararlılığı gösterenler, Rabbimizin yardımına
da hak kazanmış olacaklardır. |