|

Geleneksel İslam
Parçalanıyor
Mahmut Övür/05.02.2008/Sabah
Türkiye
gerçekten ilginç bir dönemden geçiyor. Bir yanda derin bir değişim
arzusu var, öte yanda değişime karşı bir direnme.
Bir yanda temel sorunlarla yüzleşme isteği var, öte yanda inkârcı bir
politika.
Siyaset sınıfı bu gergin zeminden besleniyor.
Şimdi benzer bir şey türban sorunuyla yaşanıyor.
Neden ve niçin gündeme geldiği bilinmese de tartışıyor ve giderek
geriliyoruz.
Oysa üç ay öncesinde bu ülke Kürt sorununu, bir ay önce de Alevilik
meselesini tartışıyordu. Aslında bu konular sadece son üç ayda değil,
son 30 yılda gündemimizden hiç inmedi.
Kürt sorununu, türban meselesini ve Aleviliği hep tartıştık.
Sıraları değişse de konumları hiç değişmedi. Ya biri ya da öteki gündeme
geldi ve toplum siyaset üzerinden yürütülen bu kavgada kamplara ayrıldı.
Doğrusu bir sonuç alındığı da yok. Büyük olasılıkla türbanın sonu da
böyle olacak.
Oysa bu toplumda derin bir değişim yaşandığı gerçeğini artık görmemiz
gerekiyor.
Alın Türkiye'deki "Siyasal İslamcılık" olayını...
Bugün türban gerçeğinin arkasında da bu olgu yatıyor.
Peki, bu topraklarda din alanında nasıl bir değişim yaşanıyor?
Bu değişimi görmek için öncelikle Anadolu'ya bakmak gerekiyor.
Anadolu'dan müthiş bir dalga geliyor.
Küresel krizin bizi ne zaman vuracağı gerçeğini beklerken, Anadolu'dan
dünyaya uzanan girişimci ruhu da görmek gerekiyor. Son yıllarda dünyanın
neresine giderseniz gidin, Malatya'dan, Kayseri'den, Erzincan'dan,
Çorum'dan onlarca yatırımcıyı görmemek mümkün değil.
Ellerinde çanta, Mozambik'ten G.Afrika'ya, Avustralya'dan Brezilya'ya
Türkiye'nin "yeni" girişimcileri iş bağlantısı için inanılmaz bir çaba
harcıyor.
İşte bu yeni bir sınıfın doğduğunu gösteriyor.
Bu siyaseti de toplumsal yaşamı da derinden değiştiriyor.
Bir süre önce türban meselesini konuştuğum Ankara İlahiyat Fakültesi
öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Muhammet Çakmak, bu değişimin başta
siyaset olmak üzere birçok şeyi değiştirdiğini söylüyor:
"Bu değişimci dalga Anadolu'da 80 öncesi dibe sıkıştırılmış statükocu ve
muhafazakar İslamcılığı da patlatıyor."
Garip değil mi?
Bir taraf türbanla şeriatın geleceği korkusunu, diğer taraf ise
geleneksel Müslümanlığın parçalanacağı kaygısını yaşıyor.
Çakmak bu gerçeği şöyle anlatıyor:
"Türkiye'de artık dindar ama daha açılımcı, daha değişimci, daha yüzü
batıya dönük olan bir sermaye sınıfı doğuyor. Bunu Türkiye'deki
siyasetçilerin çok iyi okuması lazım. Cihadı, bir fetih kültürü gibi
algılayan düşünce, şimdi daha çok çalışma, daha çok üretme şeklinde
algılanmaya başladı. İslamcılık böyle bir entelektüel dönüşüm yaşıyor."
Kent Müslümanlığına...
Dr. Çakmak, asıl değişimin kentlerde gözlendiğine dikkat çekiyor ve
şöyle diyor:
"Anadolu kentleri modernleşiyor. Orada taşra Müslümanlığı, modernleşmeci
bir Müslümanlığa dönüşüyor. Yaşadığımız sancı bu. Kent İslamı dönemai
başlıyor. Bu da sadece İstanbul, Ankara ya da Bursa'da değil; Adana'da,
Malatya'da Kütahya'da, Denizli'de de oluşmaya başladı. Bu yeni bir
Müslümanlık ve bu kent Müslümanlığı ekonomik refah seviyesi ile beraber
güç kazandı."
Türkiye'yi "şeriat ve laiklik" ikilemi arasına sıkıştıran siyaset sınıfı
da bu değişimden nasibini alıyor.
"Ekonomik güç ciddi bir değişmeci dindarlıkla beraber ortaya çıkınca,
daha modernist, daha gelişmeye açık, teknoloji kullanan, o tutucu aşırı
muhafazakar eğilimlerini törpülemiş, kılığı kıyafetiyle daha batılı bir
çizgi ortaya çıktı. Bu da Türkiye siyasetinde sosyolojik bir rol
değişmesine yol açtı. Babalar dönemi bitti, çocukların siyasette etkili
olduğu bir dönem başladı. AK Parti bu jenerasyonun bizzat organize
ettiği bir siyasi harekettir." |