|

İstiklal Marşı Son
Mısra
Hadi Uluengin/27.02.2008/Hürriyet
DÜN burada
aktardığım gibi, "ulusalcı" cihetin en sivri isimlerinden ve 28 Şubat
zorbalığının en ünlü simalarından olan emekli Tümgeneral Doğu
Silahçıoğlu, "Atatürk'ü anlayan tek şef: Hitler" manşetli "Cumhuriyet"
gazetesinde ibretlik bir yazı kaleme aldı.
Diğer Hitler'ci Nihál Adsız'a hayranlık beyán etti ve de "İstiklál
Marşı"nı eleştirdi.
Bunun nedenini de, ümmetçi inancını zaten hiç gizlememiş olan Büyük
Mehmet Ákif'in manzûmeye "Hakk", "vecd", "secde" gibi dini kavramlar
yerleştirmiş olması oluşturdu.
Burada ilkin, yüksek müsaadesine sığınarak paşamızın sözünü balla
keseyim.
* * *
HATIRLATIRIM ki aynı şiirde, "ümmet"e tümden zıt olan "ırk" sözcüğü de
geçer.
Yani, tıpkı "Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız" diyen "Harbiye
Marşı"ndaki gibi Ákif de "İstiklál Marşı"nda, "Kahraman ırkıma bir gül,
ne bu şiddet, bu celál" der.
Ama eminim, Silahçıoğlu dini lûgate taktığından ve kafatasçı Atsız'ı
örnek aldığından, buradaki "ırk"ı çok seviyordur. Ama yine de "ADN niye
yok" diye kızıyorsa, eh n'apim! Her neyse, işte hatırlatmamı yaptım ve
günáh benden gitti ki, şimdi sadede geliyorum.
* * *
EN önce, zaten adı üzerinde "milli marş", o "pathos" dediğimiz türden
heyecanları ve duygusallıkları kamçılayan ve müzikle söylenen güfteler,
ulus-devlet sürecine uzanır.
Nitekim, ilk marşları besteleyen Hollanda da, İngiltere de yine ilk
ulus-devletlerdir.
Ancak, onlar tabii ki esas olarak "aydınlanma düşüncesi"nin, yani
sekülerleşmek irádesinin çocuklarıdır ama, kendilerini hiçbir zaman din
metafiziğinden soyutlamamışlardır.
Yani, Hitler perçemli Nihal Adsız'a hayran paşamızın buyurduğunun tam
tersine, ulus -devletler kendi "milli marşlar"ını illá "lá-dini" kılmak
işgüzarlığına heveslenmemişlerdir.
Çünkü bir; her "din" insan topluluklarında harmanlayıcı bir ortak payda
yaratır.
Ve çünkü iki; aynı "din"ler semávi inançları aşar ve söz konusu laik
ulus-devletlere ulaşabilmek azminde dahi bir "seferi uyarıcılık"; bir
"iláhi toparlayıcılık" işlevi görür.
* * *
EVET öyledir ve nitekim, Kuvva-ı Milliye kongrelerinin; Ankara Meclisi
açılışının; veya taarruz öncesi komutlarının hep dinî retorik ve
dualarla gerçekleşmesi, tesadüf değildir.
Zaten, bırakın yerli inanç ve tarikát önderlerini, Şeyh Şûnisi Efendi'yi
bile táa Afrika Trablusgarp'inden Anadolu'ya çağıracak kadar öngörülü ve
pragmatik olan Büyük Mustafa Kemal, o toplumsal "imán gücü"nün yarattığı
sonsuz dinamiği kavradığı için de büyüktür!
Dolayısıyla, yine paşanın iddialarının aksine, Büyük Mehmet Ákif
"İstiklál Marşı" nda iláhi tema işleyerek o dinamiği daha çok bileylemiş
olduğu içindir ki, sonsuz mil-lidir!
İnsaf, "ey nazlı h-i-l-á-l" ve "i-m-á-n dolu göğüs" demeyen bir
güftenin, "ulus"a kavramına yabancı bir dokuda "pathos" yaratamayacağını
görmemek için kör olmak gerekir.
KALDI ki, aynı iláhi tematikleri içeren diğer milli marşlardan hangi
birini sayayım?
Zaten adı "Tanrı Kralı esirgesin" olan İngiltere'ninkini mi ? "İmân
ettik Allah'a" diyen ABD'ninkini mi? "Rabb'ım, takdis eyle bizi" diye
başlayan Letonya'nınkini mi?
General Silahçıoğlu yine "onlar zaten sofudur" diyerek bu örnekleri 28
Şubat'taki gibi elinin tersiyle; pardon pardon, tankının topuyla mı
itti?
O halde, laik Garibaldi İtalya'sının "Tanrı için birleştik" dizesine ne
buyuracaktır?
Bilhassa da, o laikliği bile ultra Fransa'nın "Marseillaise"sinde dahi,
"Büyük Allah, zincirli ellerimizle" ifadesinin geçmesine nasıl bir
"ümmetçilik" suçlamasını getirecektir?
Örnekleri sonsuzlaştırabilirim ama, değmez! Boşuna nefes tüketmiş
olurum.
Bari, kimi Hitler perçemli Nihal Adsız'ın hayranlık beyan eder; kimi de
benim gibi, Ákif'in güftesinden asla gocunmaz diyerek, "İstiklál
Marşı"mızın son mısraını söyleyeyim. |