Forum

Abonelik
Açılış sayfası yap Favorilere Ekle!

                                       "Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (hakkıyla) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. 3/Al-i İmran/139.



Sayı 351 Mart 2008

Selam ile



‘Başörtüsü Sorunu’ Bir ‘İktidar’ Sorunudur!

 

 

Kosova Bağımsızlığını İlan Etti!

 

İslamcılık

 

E-Mail

Arşiv

Arşivi İndir


<<GÜNDEM>>

Laik Kibir, İktidar Hırsı, Geleneğin Direnişi...

Türkiye'deki başörtüsü tartışmaları sadece dinle ilgili değil. 'Beyaz Türkler'le dindar kesim arasında laiklerin kibrinin damgasını vurduğu bir iktidar mücadelesi, gelenekle de modernite arasında bir çatışma söz konusu. AKP'nin Vakıflar Yasası ve 301 konusunda ayak diremesiyse rahatsız edici


Türkiye Laiklik Anlayışını ‘Güncelliyor’

Türkiye'nin türban tartışmalarında yaşadıkları, Avrupa çapındaki gelişmelere aykırı değil: Çoğu Avrupa ülkesinde, 'dinin dönüşü'yle birlikte laik devlet kriz yaşıyor. Aslında, laiklik dini kimlikle uzlaşabilir ve otoriter laikliği günün koşullarına uyarlamaya çalışan Türkiye bunu sergiliyor 


Medya Medya Olalı Böyle ‘Biat’ Görmedi

Doğan Grubu, başörtüsü tartışmalarını benzeri görülmemiş bir disiplin içinde izledi. Sadece son 3 günde gruba bağlı gazetelerde 15 köşe yazısında aynı anda 'kaos' ve 'bölünme' konusu işlendi
ÜNİVERSİTELERDE başörtüsü yasağını kaldıran Anayasa değişikliğinin Doğan Grubu gazetelerinde tek elden çıkmış izlenimi veren ifadelerle haberleştirilmesi dikkat çekti.


Geleneksel İslam Parçalanıyor

Türkiye gerçekten ilginç bir dönemden geçiyor. Bir yanda derin bir değişim arzusu var, öte yanda değişime karşı bir direnme.
Bir yanda temel sorunlarla yüzleşme isteği var, öte yanda inkârcı bir politika.
Siyaset sınıfı bu gergin zeminden besleniyor.
Şimdi benzer bir şey türban sorunuyla yaşanıyor.


28 Şubatçı Rektörler

 

Üniversitelerde kaos varmış. Yalan! Kaos filan yok. Çünkü... Toplumsal manada kaos... Ölçütlerini yitiren insanların, ne yapacaklarını bilemeyip, birbirinden çok farklı biçimlerde hareket etmeleriyle ortaya çıkar.
Üniversite ve türban konusunda kaos filan yok: Herkes neyi, niye yaptığını gayet iyi biliyor.


Laik Fetva/cılar

Başörtüsü tartışmalarında kimin nerde durduğu, kimin insani öncelikleri siyasi kaygılara feda ettiği meselesi daha uzun müddet gündemi işgal edecek. Mesele bir şekilde din ve özelde de İslam'la alakalı olunca Türkiye'de sistemin kılcal damarlarına varıncaya kadar adeta alarm zilleri çalıyor.


İstiklal Marşı Son Mısra
 

DÜN burada aktardığım gibi, "ulusalcı" cihetin en sivri isimlerinden ve 28 Şubat zorbalığının en ünlü simalarından olan emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğlu, "Atatürk'ü anlayan tek şef: Hitler" manşetli "Cumhuriyet" gazetesinde ibretlik bir yazı kaleme aldı.
Diğer Hitler'ci Nihál Adsız'a hayranlık beyán etti ve de "İstiklál Marşı"nı eleştirdi.


İğrençlik ve Hürriyet
 

Durup dururken başkalarına hakaret etmek, hele bunu başlıktaki gibi 'iğrenç' kelimesini kullanarak yapmak hiç de hoş değil. Bu yazının da böyle bir niyeti yok... Ama Hürriyet gibi bir gazetenin başyazarı bu kelimeyi biri için açıkça belirterek kullanmışsa, insan tabii ki merak ediyor.


Atatürk’e Hakaret Eden “Atasözü”müz de oldu!
 

Atatürk'e hakaret eden "atasözü"müz de oldu!
Siz kalkıp Atatürk'e atfen "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır" derseniz Emekli Orgeneral Şener Eruygur da yerinden zıplar ve "Hani benim Recebim" türküsünden mülhem "Hani de benim darbem" diye mırıldanmaya başlar. 


Putin KKTC’yi Neden Savundu?
 

Putin son çıkışında haklı: Avrupalılara "Kuzey Kıbrıs"ın 40 yıldan beri "bağımsız" olduğunu hatırlattıktan sonra şöyle çatıyor: "Siz neden bunu tanımıyorsunuz? Bu kadar çifte standart uygulamaktan utanmıyor musunuz?"
İlk bakışta Türk tarafını memnun edecek bir ifade bu. Rus lideri Türklerin duygularına tercüman olmuş adeta...


Ve Operasyon Başladı...
 

Biraz tuhaf bir operasyon bu.
Yapılacağı daha önceden "youtube" tarafından duyurulan ilk askeri operasyon olarak kayıtlara geçecek herhalde.
Trajedileri bile komediye çevirebilen tuhaf bir yapımız var bizim.
İnsanların hayatlarını ilgilendiren bir harekât bütün dünyayı gülümsetebilen bir garipliğe dönüşebiliyor.


Yeni 28 Şubat’ın Beyni Kim?
 

28 Şubat'ta Çevik Bir öndeydi ama asıl beyin Doğu Aktulga'ydı. Post modern 2008 model 28 Şubat'ın beyni kim? Hasan Celal Güzel'den Aktifhaber'e özel açıklama.
Röportaj: Erol Metin/Aktifhaber
Bugün post modern darbe olarak anılan 28 Şubat'ın 11. yıl dönümü.


Değiştirelim Paşam
 

Bir emekli paşa... Doğu Silahçıoğlu... Geçen gün Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmış...
Roosevelt ile Churchill'in "uyguladıkları yanlış politikalar" sonucu Almanya'yı yenerek "Alman milletinin cengâverliğini öldürdüklerini" ileri süren Afif Paşa'dan sonra, şimdi de Doğu Paşa, "İstiklal Marşı'nda 'Hakk', 'ezan', 'cennet', 'iman' gibi ümmetçi kelimeler geçtiğini" söylüyor...


‘Biz’den Manifesto
 

1. Bir cumhurbaşkanı, bir başbakan, elbette "toplumun bir kesimi" nin oyları sonucu o makamlara gelmişlerdir; elbette hayat görüşleri, ideolojileri, inandıkları, inanmadıkları, oylarını aldıklarına taahhütleri vardır.
Ama sıfatlarının, statülerinin, makamlarının önüne, "Türkiye Cumhuriyeti" diye bir şey eklenir.


‘Kosova’ya Özgürlük’ mü?
 

Sözde, yakın coğrafyamız ile yeniden yakın ilişkiler kurma dönemine girdik. Artık, Balkanlar'da, Kafkasya'da, Ortadoğu'da olanlarla yakından ilgiliyiz. Dahası, bu alanlarda yeni roller üstlenme iddiası söz konusu.


Bu Rektörler Filmin Sonunda Ergenekon’a mı Yazılacak?
 

Kimi rektörler türbanlı öğrencilere özgürlük kapılarını açsalar da; "Eski Statüko" işbirlikçisi birçok laikçi rektör yasağı uygulamaya devam etti…
"28 Şubat Faşizmi"ne gönül vermiş…


 Yeni Sayımız Çıktı 

 
 

Nisan Sayısı

Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ayın gündemini AKP'ye açılan kapatma davası belirledi. Biz de bu nedenle ayın YORUM'unu bu konuya ayırdık. Konunun esas itibarıyla sistem-içi mücadelenin bir uzantısı olduğunu belirttik; ancak bu kez taraflardan birinin yaptığı hamlenin görece büyük olduğunun altını çizdik. Bu şu demekti: büyük hamleler, karşılıklı olarak büyük kazanç veya kayıplara neden olabilir. Malum olduğu üzere, statükodan nemalanan kesimler, pozisyonlarını kolay terk etmeye razı değillerdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldıkları yenilgi onların bir ölçüde telaşlanmalarına neden oldu ve bu kez başka bir yola tevessül ettiler. Kapatma davasında yargı kartını kullanmaları, statüko yanlılarının görece riskli bir yola başvurduklarını göstermektedir. Tabii ki bunun karşılığında, liberal-demokrat kesimin de görece 'büyük' bir adım atması beklenebilir. Ancak burada şu hususun altını çizmekte de yarar vardır: sistem-içi mücadeleyi benimsemiş taraflar rejimin 'kırmızı çizgileri'ni aşmayı kolaylıkla düşünemezler. Bu nedenle, taraflar arasında uzlaşmayı sağlamak için bir takım girişimlerin olacağı da beklenebilir                                                Devamı için  


 Yorum 

 
 
 

‘Başörtüsü Sorunu’ Bir ‘İktidar’ Sorunudur!

'Başörtüsü sorunu'nu çözmek adına AKP ve MHP'nin ortaklaşa hazırladığı Anayasa değişikliği teklifi Meclis'ten geçip Cumhurbaşkanı tarafından da onaylandı ama tartışmalar bitmedi. Hatta giderek daha da derinleşme emareleri gösteriyor. AKP, YÖK Başkanı'nın marifetiyle, uygulamadan güç alarak yeni bir adım atmaya çalışıyor ancak gelişmeler 'başörtüsü sorunu'nun bir 'iktidar sorunu' olduğunu kanıtlayacak şekilde cereyan ediyor. YÖK Başkanı "başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınması için" üniversite rektörlerine genelge gönderiyor ancak rektörlerin büyük çoğunluğu bu 'idari tasarruf'a riayet etmiyor hatta karşı bildiriler yayınlıyorlar. Normal zamanlarda YÖK Başkanı'nın tek sözünü 'buyruk' addeden rektörler, AKP politikalarına destek veren yeni YÖK Başkanı'na karşı açık pozisyon almaktan çekinmiyorlar.                                    Devamı için    


KOSOVA BAĞIMSIZLIĞINI İLAN ETTİ!

1991 yılında bağımsız bir devlet olma yönünde bir girişiminde bulunan, ancak Sırpların müdahalesi sonucunda hedeflerine ulaşamayan Kosovalılar, nihayet bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1999 NATO operasyonundan sonra Birleşmiş Milletler denetimine giren Kosova, 109 milletvekilinin oy birliğiyle ilan edilen bağımsızlıktan sonra Avrupa'nın 49. ülkesi oldu. Bağımsızlığın ilan edildiği oturumda konuşan Başbakan Haşim Taçi, Kosova'nın, "demokratik ve çok etnik unsurlu bir devlet" olacağı ilan etti ve hedeflerinin NATO'ya ve Avrupa Birliği'ne tam entegre olmak olduğunu söyledi. Taçi, ayrıca konuşmasında, Kosova'nın bağımsızlık ilanının başka sorunlara 'emsal' teşkil etmeyeceğini özellikle vurguladı ki, bu konu üzerinde durulmalıdır.                                                                                  Devamı için  


 Kavram 

 
 
 

İslamcılık

İslamcılık, Müslüman dünyasının modern dönemde tecrübe ettiği ideolojik ve siyasi bir akımdır. İslamcılığın, modernist ve eklektik yönleri ağır basan ve çoğunlukla Batı karşısında 'savunmacı' ve 'özür dileyici' tezleri savunan bir akım olduğunu iddia edenler olmakla birlikte, İslam dünyasında değişim ve yenilenme ihtiyacının ortaya çıktığı bütün dönemlere özgü bir hareket olduğunu savunanlar da vardır. Özü itibarıyla tartışmalı bir kavram olduğu söylenebilecek İslamcılığı medyatik bir dille tanımlayanlar olduğu gibi, kategorizasyonlar ve tipolojiler aracılığıyla tanımlama çabası gösterenler de vardır. Analitik tanımlama çabalarının işlevsel olduğu söylenebilir ama özellikle popüler söylemde dini referans alan her akıma 'İslamcı' sıfatı yakıştırılabilmesi kavramla ilgili kafa karışıklığına neden olmaktadır.                                           Devamı için



 Düşünce 

 
 

Anlamların Bozulması

 

Atasoy MÜFTÜOĞLU

Mesafe ve zaman engellerinin ortadan kalktığı, coğrafi sınırlılıkların aşıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Sözünü ettiğimiz sınırlılıklar aşılıyor, ancak ideolojik sınırlılıklar bir türlü aşılamıyor. Analitik düşünme yeteneğine/geleneğine sahip olmayan toplumlarda, gelenekçi/muhafazakar kesimlerin de, modern/seküler kesimlerin de ufukları/bilinçleri evrensel anlamlara kapalı bulunuyor. Kendi yorumlarını, çözümlerini, yaklaşımlarını ve gündemlerini mutlaklaştıranlar için, dünyada bir başka ufkun mümkün olmadığını görüyoruz. Kendi gündem, yorum ve çözümlemelerinin yanlışlanabileceğine ihtimal vermeyenler hastalık derecesinde bir bağımlılık içerisinde yaşıyor.                                                                                                                                              Devamı için


Çocuğuma ve Bana Nebîlerden Bir Hisse Var mı?

Mehmed DURMUŞ

A- RABBANÎ SİSTEMDE ÇOCUK EĞİTİMİ
Çocuk eğitimi deyince akla Peygamberlerin gelmemesi ne kadar esef sebebidir. Modern eğitim sisteminde bir Peygamberi eğitim konusunda örnek vermek, akıl sağlığını yitirmiş olmakla eş değer bir teşebbüs olabilir. Kur'an'ın, imansız insanların ahiretteki tutukluluk hallerini tasvir ederken yaptığı, boyunlarına geçirilen halkalardan dolayı kafalarının yukarı kalkık olması (36/Yasin, 8) teşbihindeki gibi, modern eğitim felsefesinin, kibrinden yanına yaklaşılmamaktadır. Boynundaki ideolojik prangalar nedeniyle, kendi dışında daha sağaltıcı bir eğitim felsefesinin olup olmadığını bilmek bile istememektedir. Kısacası modern eğitim sisteminin 'vaaz' dinleyecek vakti yoktur.
                                                                            
   Devamı için  


Sisteme Rağmen

Aylin EFKAR

Yüce Allah yarattıklarının zaaflarını bildiği için her şeyi bir düzen içinde sunmuş bizlere. İnsanın nefsine meylini bildiğinden harama giden yolları men etmiş, şüpheye yer olmayan kurallar koymuş. Ama nafile. Bu büyük nimetin farkına varamamış insanoğlu. Rabbinin rızasını kazanmayı ve acizliğinin farkında olup rabbine el açmayı düşüklük sanmış. Bilememiş ki asıl düşüklük, ne olduğunun ve ne 'olmadığının' farkında olamamaktır.
Her türlü gerçeğe gözlerini yuman, duymak istemediklerini yok sayan, kendini eleştirenlerin yaşam hakkını elinden almaya niyetli insanların kurduğu bir adalet (!) sisteminde yaşıyoruz. Son gelişmeler toplumun büyük bir bölümünün korkunç bir öfkeyle bilendiğinin göstergesi.
              
                                                  Devamı için


Müslümanlar! “Fe Eyne Tezhebûn?...”

M. Kürşad ATALAR

Son başörtüsü tartışmalarında, maalesef, Müslümanların dillerini henüz 'ideolojik kirlilikten' arındıramadığının örneklerini görüyoruz. İslam'a ve İslamî sembollere yönelik doğrudan ve dolaylı saldırılara karşı çıkma veya cevap yetiştirme gayretine giren bazı Müslümanlar, yayınladıkları bildirilerde, 'düşünsel yetkinlik' bağlamındaki eksikliklerini açığa vurmak bir yana, geleceklerini de ipotek altına alacak 'büyük sözler' sarf ediyorlar. Dahası, bu bildiriler vesilesiyle, kimi Batılı kavramları 'içselleştiriyor' ve 'meşrulaştırıyorlar.' Bu Müslümanlar, doğru bir iş yaptıklarına inanıyorlar ama öyle görünüyor ki, altına imza attıkları metinlerin "mesuliyeti mucib" olduğunu bilmiyorlar. Bu metinlerde, 'özgürlük', 'insan hakları' gibi kavramlar öylesine meşrulaştırılıyor ki, laik kesimden kimi ünlü yazarlar bile rahatlıkla bu metinlerin altına imza atabiliyorlar.                                                                                               Devamı için



 Çeviri

 

“Eşkiya Baronları Geri Dönüyor”                             Devamı için



Sanat Edebiyat 

 
 

Enin-Nâme*                                                  Devamı için


Biz Nasıl Bu Kadar Duyarsız Hale Geldik?               Devamı için


Gel Söyle*                                                       Devamı için


Kardeş Siteler

 
 
 


Kuranislami logo

designed by İktibas WEB


<<Tıkla>>


Kürşad ATALAR ile

''ON TEZ''

kitabı üzerine


 

MEKTUPLAR

 

Uluhiyyet ve rububiyyet

 

"Allahümme ecirna min şerrin nisa"

 

Peygamberler arasında derece farkı var mıdır?

 

Kıyamet alametlerinin Kur'an'dan dayanakları var mıdır?