|

Yalanlar ve Yanılsamalar
Atasoy Müftüoğlu
İdeolojik yapılar,
kurumlar, sistemler; hem bireyleri hem de toplumları şeyleştiriyor.
Bireylerin ve toplumların şeyleşmeleri, yanlış ilişkilere neden olduğu
gibi, ahlakî yoksullaşmalara da neden oluyor. Şeyleşmeler, hiç bir
gerçekliği yansıtmıyor. Şeyleşen, şeyleştirilen bireyler ve toplumlar
kolaylıkla yönetilebiliyor. Şeyleştirilmiş hayatlar için geçerli olan
değer ölçütleri; ideolojik manipülasyonlar oluyor. Şeyleşen toplumlarda,
kendisi olan kişiliklerin/kimliklerin kaybolduğunu, kalbî yakınlıkların
ve anlayışların kaybolduğunu, sorumsuzlukların sıradanlaştığını, her
alanda yozlaşmaların öne çıktığını görüyoruz. Şeyleştirilen toplumlarda,
bütün varoluşlar nesneleştiriliyor; nesneleştirilen varoluşlar,
ahlakdışı varoluşlar haline geliyor.
Hangi toplumda olursa olsun, her şeyi rasyonelleştirme saplantısı, her
şeyi, her alanı ruhsuzlaştırıyor, niteliksizleştiriyor. Seküler akıl,
bir parçayla sınırlı olduğu için, hiç bir bütünlüğü kuşatamıyor.
Günümüzde, Türkiye'de de kolaylıkla izlenebileceği üzere; hem yerel
anlamda, hem de küresel anlamda militan statükoculuklar, ideolojik
kamuoyu imalatı çabalarıyla, siyasal alanı kuşatmaya çalışıyor. Militan
laiklik, eksiksiz bir şekilde Oryantalist önyargılarla kendisini ifade
ediyor. Laiklik adına, her toplumda, Türkiye'de olduğu gibi, Müslümanlar
üzerinde, psikolojik bir şiddet uygulanıyor. Bu konuda medya, kışkırtıcı
bir militanlık rolü üstlenmiş bulunuyor.
Sömürgeci projelerin hayata geçirildiği toplumlarda, keskin ikiliklere
dayalı parçalanmış dünyalar/hayatlar/ilişkiler oluşturulmak isteniyor.
Ötekileştirilenlere, farklılara nesne muamelesi yapan sorunlu bir
zihniyet çözümsüz çelişkiler üretiyor. Avrupa merkezci kavramların,
kurumların ve modelin egemenliği karşısında teslimiyetçiliği seçen
İslamî unsurlar, bir yanda teslimiyetçi bir uyumluluk hali sergilerken,
bir yanda da nesneleştirilmiş algılarla yeni bir "din" tanımı yapmaya
çalışıyor. Bu konuda İslamî kesimlerde radikal yabancılaşmalar
yaşanıyor. Bir direniş iradesine ve bilincine sahip olmayanlar,
teslimiyetçiliğe sarılıyor. Her teslimiyetçilik bir umutsuzluğun
yansıması olarak hayata geçiyor. Nesneleştirilen, nesneleştirilebilen
her İslamî unsur, bir bağımlılık ve edilgenlik durumunu seçiyor.
Bağımlılık ve edilgenlik durumunu seçen İslamî unsurlar, dünyayı
değiştirme/dönüştürme mücadelesinden vazgeçiyor: bu defa, bu unsurlar,
küresel güçlerin istediği doğrultuda bir dönüşüm yaşıyor. Günümüzde
küresel sistem, emperyalizmle, faşizmle, kapitalizmle barışmış,
uzlaşmış, bütünleşmiş İslamî cemaatler istiyor. Sistemin içerisine
çekilen ve uzlaşan her cemaat, her hareket, sisteme yönelik, hiç bir
sorgulamaya/protestoya ihtiyaç duymuyor. Bu tür akımlar ve hareketler,
nostaljik büyülenmeler içerisinde, kimi kavramsal muğlaklıklarla cemaat
çıkarı/iktidarı için İslam'ı araçsallaştırıyor. Bu konuda Neonurculuk
akımı önemli bir örnek teşkil ediyor. Küreselleşmeye Türkiye'den verilen
bir yanıt olduğu iddia edilebilen, gerçekte ise, küreselleşme tarafından
bütünüyle ilhak edilen, sistemle uzlaşan bu hareket, Amerikan
seçimlerinde, Irak savaşını/işgalini destekleyen Hillary Clinton'u maddi
ve manevi anlamda destekliyor. H. Clinton için büyük fedakarlıklara
katlanarak lobicilik yapıyor. Bu cemaat, tarihte benzeri görülmemiş bir
konjonktürel uyum sergiliyor, teslimiyetçi uyum sergiliyor. Komünizmi,
"büyük Deccal" olarak tanımlayan bu cemaat, kapitalizm hakkında,
emperyalizm hakkında, faşizm hakkında, Siyonizm hakkında konuşmuyor.
Günümüzde İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda, modern paganizmin
en ilkel tezahürleriyle karşılaşabiliyoruz. Bu paganizm, İslamî
özgürleşme arayışlarına paranoyak tepkiler veriyor. Kendilerine
hegemonik bir konum tayin edenler, aşağılık bir ruh halinin yansıması
olarak, Müslümanları aşağılayan tanımlar kullanıyor. Sözünü ettiğimiz
ilkellik, Türkiye'de aziz İslam'ı, İslam'ın aziz şiarlarını bir magazin
konusu olarak işlemeye çalışıyor. Bu ilkellik nedeniyle, niteliksel,
derinlikli ilişkiler, etkileşimler gerçekleştirilemiyor. Bu ilkellikler,
ahlakî/algısal bir felç durumu ile karşı karşıya bulunduğumuzu
gösteriyor.
Her ideolojik bakımlılığın, köhne önyargılarla güçlendirildiğini,
şeyleştirilmiş bireylerin bir biçimde sömürgeleştirildiklerini
görüyoruz. Her sömürgeleştirme, şeyleştirme girişimi/eylemi Batı'lı
modeli, nihai bir model olarak sunanların "uygarlaştırma" girişimi
olarak pazarlanıyor, sahneleniyor.
Büyük bir yalanlar ve yanılsamalar çağında yaşıyoruz.
Bu çağ'da da, küresel sistem, sonradan icat edilen ikiliklerle insanlığı
yönlendirmeye, bu ikilikler doğrultusunda insanlığı koşullandırmaya
çalışıyor. İdeolojik ve politik mülahazalarla, kimi zamanda ekonomik
mülahazalarla doğu-batı, maddî-manevî, aklî-ruhî, dindar-seküler gibi
ikilikler, bu ikilikler arası ilişkiler bir karşıtlık ilişkisine
dönüştürülüyor.
İnsani dünyaları/hayatları yoksullaştıran modern/seküler yapılar,
insanlığı bir yanılsamadan, bir diğer yanılsamaya doğru sürüklüyor.
Maddi çıkarlar temelinde şekillenen bir tarih ve tarih anlayışı
karşısında; varoluşu/hayatı, hiç bir bütünlük perspektifine sahip
olmaksızın, tesadüflerle, rastlantılarla, saçmalıklarla, ayrıntılarla
açıklamaya çalışan rasyonalist dünya görüşü karşısında tarihsel
çatışmalara neden olan Avrupa-merkezci kibir karşısında; kirlenmiş
varoluşlar karşısında; tüketim sarhoşluğunun neden olduğu fetişist
ilişkiler karşısında; ilahi varoluşun bütünlük bilinciyle, Müslümanlar
olarak, evrensel insanı temsil etmek üzere, çabalarımızı,
heyecanlarımızı, bilincimizi, aşkımızı ve öfkemizi yenilemeli,
insanlığımızı, ruhumuzu ve vicdanımızı bütün boyutlarıyla ve en etkili
bir biçimde sürdürebilmeliyiz. Hayatın her alanında sorumluluk alarak,
sorumlulukları paylaşarak ve çoğaltarak yaşamanın insana büyük
heyecanlar kazandıracağını hatırlamalıyız. Küresel ölçekte, düşünsel,
kültürel ufuklara, çözümlemelere, çerçevelere ve entelektüel bir gündeme
sahip olabilmeliyiz. Yalan umutlarla oyalanmamalıyız. Küresel
ilişkiler/etkileşimler dünyasında ciddi gecikmeler yaşadığımızı kabul
etmeliyiz. Yapmacık, sahte gündelik girişimlere karşı dikkatli
olmalıyız. |