|

Utandım, Utandın, Utandı. Peki Kim Kazandı?
Aykut Akça
Utanmak, güç bir duruma
düşüp mahçup olmak, davranışları ile mahcubiyetini belli etmek şeklinde
açıklanabilir. Kimi fakirlikten, kimi şişmanlıktan, kimisi mahallesinden
bir başkası da köylü olmaktan utanmaktadır. Haklı haksız insanlar bir
şeylerden utanır durur. Utanmak insani bir duygudur. Yerine göre insanı
hata yapmaktan korur. Yerine göre de elde edebileceği başarılardan
mahrum eder. Bu duygunun alt yapısını oluşturan temel madde kişiden
kişiye farklılık arz edebilir de diyebiliriz.
Beni bu konuda bir şeyler demeye sürükleyen şey de toplumumuzdaki bir
çeşit utanç duygusu/düşüncesidir. Belki de utanmanın en kötü, en
anlamsız çeşididir. İnsanlar inançlarından utanıyor. Müslümanım demek,
dinini iyi bir şekilde yaşıyor olmak sanki fena bir şeymiş gibi
başkalarının bunu fark etmesinden utanıyorlar. Biraz maneviyatı
olanlara, hani diğer insanlar sofi, hoca diyecekler, gerici yobaz diye
düşünecekler ya, öyle oldukları halde öyle görünmekten utanıyorlar.
Allah'ım nasıl bir zamanda yaşıyoruz ki Sen'in izzet ve şerefi kendine,
Resulüne ve inananlara has kılmanın sanki hiçbir önemi kalmamış.
İnsanların o izzet ve şerefe eyvallahları yok sanki. Nereye gidiyoruz ey
müslümanım diyenler. Bu yolun sonu nereye varır neden düşünmeyiz.
İslam'ın öz değerleri neden garip karşılanır hale geldi. Mümin olmak
yetmiyor mu bize. Yoksa İslam artık geçer akçe değil midir? Belki
haykırışımı abartılı bulanlar olabilir. Ama, Allah aşkına kendimize,
yakın çevremize, yaşadığımız topluma şöyle bir göz atalım. Kendimize tek
tek itiraf edelim utandıklarımızı.
Aksiyon filmlerini izlemek dururken, sizden istediği bisikleti almanız
için asrı saadeti okumayı şart koştuğunuz oğlunuz mu utanmalı. Yoksa
bunu pazarlık konusu yapan siz mi utanmalısınız. Yazları diğer
arkadaşları bale, resim kurslarına giderken Kur'an kursuna gitmeye
utanan 13 yaşındaki kızınız mı, yoksa bunu utanılacak bir şey olmadığını
ona veremeyen siz mi utanmalısınız? Ya da mesela Filistin davasına sahip
çıkma adına düzenlenen mitinglerin tanıtım afişlerini size getirip
dükkanınızın camına asmanızı isteyen arkadaşınız mı utanmalı, yoksa
ticaretinizi düşünerek o arkadaşınız gider gitmez camdan o afişi indiren
siz mi utanmalısınız. İki gündür çocuklarına ekmek götüremediği için
çocuklarından mı ya da yardım isteyeceği sizden mi utanacağına karar
veremeyen komşunuz mu, yoksa iki gündür aç olan komşunuzdan haberi
olmayan siz mi utanmalısınız? Yanlış olduğunu bildiğimiz halde geri
kafalı diye nitelendirilmekten utandığınız için bayanlarla tokalaşma
durumunda olan siz mi, bunu modernlik belirtisi sayan toplum mu
utanmalı?
Toplum olarak bugünkü geldiğimiz hali ortaya koyan acı bir örneği
aktaralım:
Mahallenizin eski toprağı Ahmet amca oyun oynayan çocukları etrafına
toplar ve tek tek adlarını, kimin çocukları olduklarını ve daha bir çok
soru sorar.
- Cem, oğlum büyüyünce ne olacaksın?
- Bilgisayar mühendisti olacağım Ahmet amca, der.
- Servet sen ne olmak istersin oğlum?
- Ben patyon olcem, sengin olcem hi hi, der.
- Ahu kızım sen ne olmak istersin der, Ahmet amca.
- Ben de popstar olacam, sana bir şarkı söylim mi, der.
- Hakan ya sen?
- Ben zaten Hakan Şükür gibi futbolcu olarak yaratılmışım, der.
Ahmet amca tek bir çocuğun bile manevi bir tercih belirtmemiş olmasına
çok üzülür ama neden böyle cevaplar aldığını da düşünmeden edemez. Bu
çocukları kimler ve nasıl bir mantıkla yetiştiriyorlar ki, hiçbir tanesi
dini bir ideale sahip değiller ve bu yönde bir teşvikte bulunan
kimseleri de yok. Bu çocuklar hiç duymuş mudur acaba din alimi nedir ya
da İslam fıkhı profesörü diye bir akademik kimliğin de olduğunu. Hadi
biraz daha ileri gidelim içtihat nedir müçtehit ne işe yarar. Bunlardan
bir tanesi olsak elimize ne geçecek aynı zamanda zengin de olacak mıyız;
katlar, yatlar da alınabilir mi diye sorduklarını duyar gibi oluyorum.
Görüldüğü üzere yetişen nesil için neyin güzel ve övünülecek bir şey
olduğu da, neyin kötü ve utanılacak bir şey olduğu ortada. Şimdi bu
çocuklar mı utanmalı, onları maneviyattan yoksun yetiştiren ebeveynler
mi? Sözü çok fazla uzatmaya gerek yok aslında. Toplum olarak öylesine
bir manevi çöküntüye uğramışız ki neyin doğru, neyin yanlış olduğu
birbirine karışmış durumda. Doğruları belirleyici ölçü din olmaktan
çıkmış, yerine iyinin-kötünün adını koyucu olarak nefsimiz, gelecek
korkumuz, maddi çıkarlarımız çevremizdeki diğer insanlar ve onların
nefisleri ve onların gelecek korkuları ve onların maddi tüm çıkarları
olmuş. Bu belirleyicibaşı'larının iyi-güzel dedikleri doğru, kötü-çirkin
dedikleri utanılacak şeyler olmuş.
Velhasılı kelam din ve dinden olanlar artık demode oldu(!) Yeni moda
olan şeylere ayak-uyduramayanlar horlanır oldu. Çağdaş(!) olmak adına
dinine/özdeğerlerine/kendine yabancılaşıp nerede ise (dille değil de)
hareketleri ile inkar etme durumuna gelen halkım Allah bizi kahredip
yerimize kendisine daha iyi kulluk edebilecek bir topluluk getirmeden ya
da kıyamet kopmadan ya da kişisel kıyametimiz olan ölüm gelip bizi
bulmadan aklımızı başımıza alalım.
Utanılacak o kadar şey varken,
Utanmayalım Müslümanım demekten ve inancımızı yaşamaktan.
aykut_akça@hotmail.com
|